YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

OYUN

Gönderen Harun 22 Ağu 2011



Dördüncüyü bulduk dedi biri. Sıralaması belli olmayan üçlüye, benim dördüncü olduğum ne malum dedi ismini reddeden eleman. Onun hangi kümeye ait olduğunu söylemeden eleman diyemezsin dedi yanımdaki. Yuvarlak masada ‘yanımdaki’ yeterli değildir kişiyi tanımlamaya dedi altımdaki. Bazı oyunlar saat yönünde döner, bu yüzden sen onun altında olabilirsin dedi karşımdaki. 'Karşımda' demek kafadan yanlış, üstelik ortağında olabilirim dedi solumdakinin solundaki. Solunda tabiri için aynı doğru üzerinde olmalısınız dedi biri. İki kişi zaten her zaman bir doğru üzerindedir ama yinede sol-sağ kullanamazsın dedi başka biri.
Artık oyuna başlayacak mıyız dediğim anda sineğin gelmesini beklediğimizi anladım.

Oyun masada oynanmıyor dedi teki.
Oyun çoktan başladı dedi ikisi
Oyun baştan bitti dedi öteki
Yok dedim.


Kes dedi biri
Rest dedi ikisi
Çek dedi diğeri
Tek dedim.

Al dedi biri
Ver dedi ikisi
Vur dedi diğeri
Dön dedim.

Bat dedi teki
Git dedi ikisi
Şiiit dedi diğeri
Bit dedim.

Biri taşladı
İkisi kozladı
Diğeri ezdi
Pas dedim

Biri döndü
Biri dolandı
Biri bitti
Pes dedim.

SENDEN BAŞKA

Gönderen Harun 21 Ağu 2011



Yapabileceğin en büyük hata, geçmişi kirletmektir. Oysa ben seni böyle bildim, böyle kalmalısın. Sen öyle bir düştün ki kalkamadığın rüyalarımda. Boşver anlatmayayım. Senden başka birşey düşer diye aklıma.
Ya da anlatayım ben. Senden başka birşey düşer diye aklıma.

Sen öyle bir düştün ki kalkamadığım rüyalarıma. Adı bende saklı bir şarkının kayboldun nakaratında. Çünkü tekrarlandığın zaman, kirletirsin geçmişi.
İşte o zaman,
korkarım ki
bitirirsin kendini.

Niçin nasıl nerden sorma bana. Sadece ama sadece
Kafka’dır seni hatırlatan bana.
Oysa ben onu hiç okumadım, okumayacağım da!
Senden başka birşey düşer diye aklıma.

Ama yine, seni hatırlatır.
Görünmeyen virgül, herşeyi anlatır.
Anladın mı peki;
gelecek
geçmişi
aldatır.



ZOR

Gönderen Harun 9 Ağu 2011


Zor...
Bir yerden sonra çok zor. Nasıl desem;
Artık olmaz, olamaz. Olurda istemezsin. İstemezsin değil de isteyemezsin. Hani elinde değildir. Elindedir ama harekete geçemezsin. Geçersin ama devamını getiremezsin.
Olmadı anlatamadım. Hani anlatması bile zor gelir ya!
Zor gelmeyi bırak, anlatmaya bile başlayamazsın ya!
Belki zor değildir de inanmazsın olacağına. İnanmadığın içinde zor diyebiliriz aslında.
Hani öyle zordur ki zorluğun nerden nasıl kaynaklandığını kavrayamazsın. Anlayabilirsin ama kavrayamazsın. Hani kavramak bir nevi problemi ortaya koymaktır, analizi, tespiti yapabilmektir. Ama yapamazsın işte. Amalı mamalı cümleler kurarsın ya! Üç noktalar, ünlemler , soru işaretleri havada uçuşur ya! Sonra bir baştan alayım dersin ya.

Yani demek istediğim zor. Nasıl desem?

Pİ PİE

Gönderen Harun 7 Ağu 2011

Pi & Pie esprisi çok gördüm ama sanırım şimdiye kadar gördüklerimin en güzeli bu.



Bu biraz üniversite düzeyinde olmuş:)

VENK KÖVÜ

Gönderen Harun 5 Ağu 2011



Sanki söylemeyi bilmiyorum. Hiç kimsenin öğretmediğini sanıyor birileri. Zannediyorlar ki kimse oturup anlatmamış ve anlatınca ben anlayacağım haa demek öyleymiş deyip pattadanak söyleyeceğim.
‘‘Abi şimdi dilini katla damağına doğru, titreteceksin tamam mı? ’’ vesaire.
İnan işin teorik kısmını senden daha iyi biliyorum, hatta söylediğini sanan birçok kişinin yanlış söylediğini bile anlayabilecek kadar iyiyim bu konuda :)
En komiği ise ‘bir söylesene’ cümlesi. Bende cevaben istersen bir söyleyemeyeyim diyorum. Hani söylersem tuhaf olacak. Yok bir de herhangi bir konuda insanın kendisiyle dalga geçmesinin, karşı tarafında dalga geçebileceği manasına gelmediğini niye kavrayamıyorlar hiç bilmiyorum. Lan sana böyle bir izin veren olmadı ki!

Tamam kabul ediyorum biraz kusurlu olabilirim. Ama neye göre kime göre. Şimdi herkesin dünyayı aynı görmediği, aynı tatları lezzetleri almadığımız felsefesine girmeyeceğim ama kırmızıyı gösterip bu ne renk diye sormak biraz tuhaf bir davranış değil mi? Hani bazen gıcıklığa mor diyesim geliyor. Gerçekten öyle gördüğümü zannedecekler. Ki bu renk denilen şeyin maddenin asli unsuru olmadığı aslında cisimlerin üzerine düşen ışıktan yansıttığı.... ( pardon herkes fizik bilmiyor)

En azından yarı ve tam olmak üzere iki tür renk körü var onu bilse insanlar. Aman bende çok şey istiyorum vesselam.

Ya ben neşeli bir yazı yazacaktım niye agresifleştim ki öfkeli bir yazı oldu durduk yere.

BATMAN VE PİZZA

Gönderen Harun



KAYNAK: Reddit üzerinden i_luv_ur_mom tarafından.

Denklemin doğruluğu falanda ŞURADA tartışılmış ve ayrıntılı anlatılmış.




Biriside böyle bir espri yapmış orijinal kaynağa ulaşamadım.

ANLAŞIYORUZ

Gönderen Harun 4 Ağu 2011


Anlaşıyoruz. Şimdiki zaman kipinde gelecek zaman vurgulu geniş zamanda. Anlaşıyoruz, gerçekten anlaşıyoruz. Ama gelecek zaman umudunda, geçmiş zaman bulanıklığında, emir kipi kıvamında. Oysa sevmediğin emir kipinin kabul edilebilir tek fiili anlaşmak değildir senin.

Olsun öyle yada böyle hiç değilse an-laşıyoruz. Şimdiki zamanın en derin ve en ıssız yerinde. En küçük ve en sonsuz yerinde. Gerçeğin ‘en’i gibi sonsuzunda eninde boyunda. Eninde sonunda...

Anlaşıyoruz böylesi daha iyi. Geçmiş zamanın kırılganlığında, gelecek zamanın umutsuzluğunda, şimdiki zamanın eksiklikliğinde.
Ama bu anlaşma bazen canımı yakıyor. Şimdiki zamanın burukluğunda, geçmiş zamanın önemsizliğinde, gelecek zamanın bilinmezliğinde.

KARBON KAĞIDI

Gönderen Harun 3 Ağu 2011


Amerika bir bahaneyle Irak’taydı ve kanlı bir savaş vardı. Somali denilen bir ülkede kıtlık had safhadaydı. Kaddafi denilen bir adam dünyaya rest çeker arada sırada Libya bombalanırdı. İsrail –Filistin meselesi çözümden çok uzaktı. Afganistan-Pakistan taraflarında her zaman bir çatışma, iç savaş aklım ermiyor bir karışıklık vardı. Ve daha bahsetmek istemediğim bir sürü şey...

Çocuktum.

Yirmi yıl sonra görüşmek üzere...

DÖRT İŞLEM

Gönderen Harun 2 Ağu 2011



Toplayamıyorum bazen, dağılma özelliği var sanki birinin. Ya da her birimin. Dağılmayı yayılmak manasında kullanırım bazen. Çarpmanın etkisiyle oldu bu izler, çıkarma yapmalı bu yüzden. Yanlış anlama yüzümden değil içimden. Elim terliyor kalemin ucu tuz topluyor defterden , yazdıkça siliniyor sen okursun yüzünden. Silme ama yarımları görmek isterim hataları, gidiş yoluna puan verir misin bilmiyorum gerçekten. Kurtulamadım minik parçalara bölerek gizledim lekeleri, rengim değişti, yeni bir desenle kamufle ettim herşeyi. Yutan elemana selam söyle, benden uzak dursun gayri. Ben sayıklarken sen içinden say, ben bulurum eşi(ti)ni.

HAŞMET BABAOĞLU

Gönderen Harun 1 Ağu 2011