YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

SON

Gönderen Harun 11 Ara 2011

Vakit tamam. Zaman ayırdığınız, değer verdiğiniz için çok teşekkürler.
Hoşça kalın.
Saygılarımla...

DERKEN

Gönderen Harun 3 Ara 2011


Şimdi ben sana anlatayım sen dinle. Sen derken sen de! Sen de derken sen -de değil sen de. Yok yok en iyisi sen deme. Sen deme derken sen de ama biz deme.
Aman boşver . Ben anlatayım.
Aradığımız ortak bir paydaydı. Paydaydı derken pay-da değil payda. Ne hazin, ortak bir payda! Birimizin paydasına ortak olurduk oysa. Olurduk derken...
Biz olmazdık.
Olmadı da.
Olmadı da derken da oldu biz olmadık. Ortak paydamız küçüktü bizim. Ya da büyük mü demeliyim?
Yok yok küçüktü. Büyük müydü?
Aman boşver . Ben anlatayım.
Payda önemli değildir aslında.
Değer neydi?
Peki değer miydi?
Değer derken...
Değerdi.

HOŞGELDİN

Gönderen Harun 22 Kas 2011



İsmini bilmiyorum. İsim verdiler mi sana onu bile bilmiyorum. Oysa bir lakabın var. Sen daha yokken sana seslendiğim.
Kim olduğumu soruyorsan. Sen doğmadan yıllar önce, seni yazan ilk kişiyim.

BU ŞEHİR

Gönderen Harun 21 Eki 2011

istanbul

Meğer didaktik bir tekrarın ardında gizliymiş esrar.
Ama kim nerden bilecek, üstüne yıkılır duvarlar, tavanlar, saraylar.
Gece gün yüzüne çıkar, gündüz karanlığına gömülürmüş ebrar.
Bu şehre ne zaman aşık olsam, ağzımdan alnımdan kan damlar.

GEL BANA SOR

Gönderen Harun 7 Eyl 2011


Ne bekliyordum bilmiyorum. Yine çok insan saydım ben. Gel bana sor yüzleri. Ellibinbeşyüz diyeyim, sen anlarsın. Ama sen yoktun aralarında, zaten hiçbir masaya katmadım ben seni, hiçbir oyuna almadım ben seni, bak şurada büyük bir çekmecenin içinde, bıraktığım gibi duruyorsun sessizce. Açmaya bir korkuyorum, çıkarmaya iki. Zayıf düştüğüm her anda, susmayı yeğliyorum. İşte bundandır kaybedişim, işte bundandır yalnızlığım.
Köfteci amca anlıyor beni, mavi küçük bir tabure veriyor oturayım diye.. Niçin bu misafirperverlik, kolonyalar peçeteler. Belli ki o biliyor, daha çok bekleyeceğim. Uzun beyaz ışıklar gözümü, ben ise kendime doğru bir yol alıyorum. Bir daha gelmeyeceğim diyorum, bir daha gelmeyeceğim. Oysa çok insan saydım ben. Gel bana sor yüzleri.

OYUN

Gönderen Harun 22 Ağu 2011



Dördüncüyü bulduk dedi biri. Sıralaması belli olmayan üçlüye, benim dördüncü olduğum ne malum dedi ismini reddeden eleman. Onun hangi kümeye ait olduğunu söylemeden eleman diyemezsin dedi yanımdaki. Yuvarlak masada ‘yanımdaki’ yeterli değildir kişiyi tanımlamaya dedi altımdaki. Bazı oyunlar saat yönünde döner, bu yüzden sen onun altında olabilirsin dedi karşımdaki. 'Karşımda' demek kafadan yanlış, üstelik ortağında olabilirim dedi solumdakinin solundaki. Solunda tabiri için aynı doğru üzerinde olmalısınız dedi biri. İki kişi zaten her zaman bir doğru üzerindedir ama yinede sol-sağ kullanamazsın dedi başka biri.
Artık oyuna başlayacak mıyız dediğim anda sineğin gelmesini beklediğimizi anladım.

Oyun masada oynanmıyor dedi teki.
Oyun çoktan başladı dedi ikisi
Oyun baştan bitti dedi öteki
Yok dedim.


Kes dedi biri
Rest dedi ikisi
Çek dedi diğeri
Tek dedim.

Al dedi biri
Ver dedi ikisi
Vur dedi diğeri
Dön dedim.

Bat dedi teki
Git dedi ikisi
Şiiit dedi diğeri
Bit dedim.

Biri taşladı
İkisi kozladı
Diğeri ezdi
Pas dedim

Biri döndü
Biri dolandı
Biri bitti
Pes dedim.

SENDEN BAŞKA

Gönderen Harun 21 Ağu 2011



Yapabileceğin en büyük hata, geçmişi kirletmektir. Oysa ben seni böyle bildim, böyle kalmalısın. Sen öyle bir düştün ki kalkamadığın rüyalarımda. Boşver anlatmayayım. Senden başka birşey düşer diye aklıma.
Ya da anlatayım ben. Senden başka birşey düşer diye aklıma.

Sen öyle bir düştün ki kalkamadığım rüyalarıma. Adı bende saklı bir şarkının kayboldun nakaratında. Çünkü tekrarlandığın zaman, kirletirsin geçmişi.
İşte o zaman,
korkarım ki
bitirirsin kendini.

Niçin nasıl nerden sorma bana. Sadece ama sadece
Kafka’dır seni hatırlatan bana.
Oysa ben onu hiç okumadım, okumayacağım da!
Senden başka birşey düşer diye aklıma.

Ama yine, seni hatırlatır.
Görünmeyen virgül, herşeyi anlatır.
Anladın mı peki;
gelecek
geçmişi
aldatır.



ZOR

Gönderen Harun 9 Ağu 2011


Zor...
Bir yerden sonra çok zor. Nasıl desem;
Artık olmaz, olamaz. Olurda istemezsin. İstemezsin değil de isteyemezsin. Hani elinde değildir. Elindedir ama harekete geçemezsin. Geçersin ama devamını getiremezsin.
Olmadı anlatamadım. Hani anlatması bile zor gelir ya!
Zor gelmeyi bırak, anlatmaya bile başlayamazsın ya!
Belki zor değildir de inanmazsın olacağına. İnanmadığın içinde zor diyebiliriz aslında.
Hani öyle zordur ki zorluğun nerden nasıl kaynaklandığını kavrayamazsın. Anlayabilirsin ama kavrayamazsın. Hani kavramak bir nevi problemi ortaya koymaktır, analizi, tespiti yapabilmektir. Ama yapamazsın işte. Amalı mamalı cümleler kurarsın ya! Üç noktalar, ünlemler , soru işaretleri havada uçuşur ya! Sonra bir baştan alayım dersin ya.

Yani demek istediğim zor. Nasıl desem?

Pİ PİE

Gönderen Harun 7 Ağu 2011

Pi & Pie esprisi çok gördüm ama sanırım şimdiye kadar gördüklerimin en güzeli bu.



Bu biraz üniversite düzeyinde olmuş:)

VENK KÖVÜ

Gönderen Harun 5 Ağu 2011



Sanki söylemeyi bilmiyorum. Hiç kimsenin öğretmediğini sanıyor birileri. Zannediyorlar ki kimse oturup anlatmamış ve anlatınca ben anlayacağım haa demek öyleymiş deyip pattadanak söyleyeceğim.
‘‘Abi şimdi dilini katla damağına doğru, titreteceksin tamam mı? ’’ vesaire.
İnan işin teorik kısmını senden daha iyi biliyorum, hatta söylediğini sanan birçok kişinin yanlış söylediğini bile anlayabilecek kadar iyiyim bu konuda :)
En komiği ise ‘bir söylesene’ cümlesi. Bende cevaben istersen bir söyleyemeyeyim diyorum. Hani söylersem tuhaf olacak. Yok bir de herhangi bir konuda insanın kendisiyle dalga geçmesinin, karşı tarafında dalga geçebileceği manasına gelmediğini niye kavrayamıyorlar hiç bilmiyorum. Lan sana böyle bir izin veren olmadı ki!

Tamam kabul ediyorum biraz kusurlu olabilirim. Ama neye göre kime göre. Şimdi herkesin dünyayı aynı görmediği, aynı tatları lezzetleri almadığımız felsefesine girmeyeceğim ama kırmızıyı gösterip bu ne renk diye sormak biraz tuhaf bir davranış değil mi? Hani bazen gıcıklığa mor diyesim geliyor. Gerçekten öyle gördüğümü zannedecekler. Ki bu renk denilen şeyin maddenin asli unsuru olmadığı aslında cisimlerin üzerine düşen ışıktan yansıttığı.... ( pardon herkes fizik bilmiyor)

En azından yarı ve tam olmak üzere iki tür renk körü var onu bilse insanlar. Aman bende çok şey istiyorum vesselam.

Ya ben neşeli bir yazı yazacaktım niye agresifleştim ki öfkeli bir yazı oldu durduk yere.

BATMAN VE PİZZA

Gönderen Harun



KAYNAK: Reddit üzerinden i_luv_ur_mom tarafından.

Denklemin doğruluğu falanda ŞURADA tartışılmış ve ayrıntılı anlatılmış.




Biriside böyle bir espri yapmış orijinal kaynağa ulaşamadım.

ANLAŞIYORUZ

Gönderen Harun 4 Ağu 2011


Anlaşıyoruz. Şimdiki zaman kipinde gelecek zaman vurgulu geniş zamanda. Anlaşıyoruz, gerçekten anlaşıyoruz. Ama gelecek zaman umudunda, geçmiş zaman bulanıklığında, emir kipi kıvamında. Oysa sevmediğin emir kipinin kabul edilebilir tek fiili anlaşmak değildir senin.

Olsun öyle yada böyle hiç değilse an-laşıyoruz. Şimdiki zamanın en derin ve en ıssız yerinde. En küçük ve en sonsuz yerinde. Gerçeğin ‘en’i gibi sonsuzunda eninde boyunda. Eninde sonunda...

Anlaşıyoruz böylesi daha iyi. Geçmiş zamanın kırılganlığında, gelecek zamanın umutsuzluğunda, şimdiki zamanın eksiklikliğinde.
Ama bu anlaşma bazen canımı yakıyor. Şimdiki zamanın burukluğunda, geçmiş zamanın önemsizliğinde, gelecek zamanın bilinmezliğinde.

KARBON KAĞIDI

Gönderen Harun 3 Ağu 2011


Amerika bir bahaneyle Irak’taydı ve kanlı bir savaş vardı. Somali denilen bir ülkede kıtlık had safhadaydı. Kaddafi denilen bir adam dünyaya rest çeker arada sırada Libya bombalanırdı. İsrail –Filistin meselesi çözümden çok uzaktı. Afganistan-Pakistan taraflarında her zaman bir çatışma, iç savaş aklım ermiyor bir karışıklık vardı. Ve daha bahsetmek istemediğim bir sürü şey...

Çocuktum.

Yirmi yıl sonra görüşmek üzere...

DÖRT İŞLEM

Gönderen Harun 2 Ağu 2011



Toplayamıyorum bazen, dağılma özelliği var sanki birinin. Ya da her birimin. Dağılmayı yayılmak manasında kullanırım bazen. Çarpmanın etkisiyle oldu bu izler, çıkarma yapmalı bu yüzden. Yanlış anlama yüzümden değil içimden. Elim terliyor kalemin ucu tuz topluyor defterden , yazdıkça siliniyor sen okursun yüzünden. Silme ama yarımları görmek isterim hataları, gidiş yoluna puan verir misin bilmiyorum gerçekten. Kurtulamadım minik parçalara bölerek gizledim lekeleri, rengim değişti, yeni bir desenle kamufle ettim herşeyi. Yutan elemana selam söyle, benden uzak dursun gayri. Ben sayıklarken sen içinden say, ben bulurum eşi(ti)ni.

HAŞMET BABAOĞLU

Gönderen Harun 1 Ağu 2011

DANİEL TAMMET

Gönderen Harun 15 Tem 2011











Videoyu başlattıktan sonra Subtitles seçeneğinden Türkçe'yi seçip Türkçe altyazılı izleyebilirsiniz.
Dahi şovunu bilmem ama 6:15 teki gösteri beni etkiledi.
Daniel TAMMET Ekşi Sözlük
Daniel TAMMET İngilizce Wikipedia

BEN NE YAPIYORDUM?

Gönderen Harun 13 Tem 2011


Sen yoktun.
Sen onla beraberdin.
Sen ise diğeriyle.
Seni zaten adamdan saymam.
Sen ha vardın ha yoktun.
Şimdi sadece birinize soruyorum.
Ben nerdeydim?
Hayır orada değildim.
Ben kimleydim?
Hayır üçüncü sen dediğim o zaten.
Ben ne yapıyordum?
İşte bütün mesele bu.
Sen gitmiştin.
Sen onla gitmiştin.
Sen gideceğini söylemiştin.
Seni zaten adamdan saymam.
Sen ha varsın ha yoksun.
Şimdi ise sana soruyorum.
Ben ne yapıyordum?
İşte bütün mesele bu.

UYKU

Gönderen Harun 8 Tem 2011


Yirmili yaşlarımda öğrenmiştim ve şok geçirmiştim.
Hani akşam falan çok sıvı tüketirsiniz gece tuvalete kalkarsınız. Veya tükettiğiniz bir besin veya psikoloji, stres, aşk, rüya, kabus vesaire uykunuzu bölüp uyanmanıza sebep verir. Bunları tahmin ediyor ve biliyordum, hani benimde başıma gelir böyle bir durum. Meğer hiçbir görünür sebep yokken birçok kişi geceleyin uyanırmış. Hatta hemen hemen her gece. Dediğim gibi çok şaşırmıştım. Ben nerdeyse her zaman 6-8 ihtiyacım çoksa 10-12-14 saatlik deliksiz uyku uyumayı başaran bir kişi olduğum için bunu son derece normal zannederdim. Oysa anladım ki bu büyük bir lüks.

Deliksiz uyuyabiliyorum. Uykum çok ağır değil ama kesinti olmadığı için rüyalarımı çok nadir hatırlarım. Yattığım zaman uyuma zorluğu binde bir yaşarım. Uykum varsa günün her saatinde uyuyabilirim. Hani insanlar uykusu olduğu halde uyuyamaz ya bende çok ender görülür böyle birşey. Sadece güneşin doğuşunu takip eden yarım saatlik dilimde uyumakta zorlanırım. Bir de yatarak uyuyabilirim hani sıraya, masaya kafamı koyarak falan uyuyamam.

Ama anladım ki uyku konusunda şanslıyım ve bu konforuma karşılık bende bir bedel ödüyorum. Bende bir çeşit uyku hastalığı var ama tedavisi için reklam veren bir hastahane, tıp kurumu, ilaç firması falan görmedim. Hiçbir doktoru televizyonda bu konu hakkında konuşurken duymadım.
Bende kronik bir uyumama isteği hastalığı var. Uykum olduğu halde, yatsam rahat rahat uyuyabileceğim halde canım bir türlü yatmak istemiyor. Şaka falan yapmıyorum. Gerçekten çok ciddiyim. Nasıl çözülür tedavisi nedir bilmiyorum. Gece uykusuna ve endorfine ihtiyacım var.

SUDAN MESELELER

Gönderen Harun 6 Tem 2011


Biri suya taş attı, bir başkası belki durulur diye tersi istikamette başka bir taş. Herkes kendi fikrinde sabitti, birbirlerinin içinden etkilenmeden geçerler dediğim zaman.

Biri daha derin dedi, bir başkası daha sığ. Hiçbiri kendi seviyesini bilmiyordu, taş atıp dalga boylarını ölçmeyi teklif ettiğim zaman.

Biri taşı 4 kez sektirdiğini söyledi , bir başkası 5 kez. Skoru değil sadece aralarındaki farkı önemsiyordu herbiri , sekme adedini sayarken ilk teması sıfır kabul etmemiz gerektiğini söylediğim zaman.

Biri suya baktı gözlerin gibi masmavi, bir başkası yosunu gösterip senin ki gibi yemyeşil dedi. Hiçbiri beni okumayacaktı, ben renk körüyüm diye yazdığım zaman.

KARAKTERSİZ MEVSİM

Gönderen Harun 5 Tem 2011


Bu karaktersiz mevsim yaramadı bana. Dönüp dolaşıp sana geldiğim anda, başka bir ben oluyorum yanında. İşte bu yüzden çıkmıyorum karşına. Tanımazsın artık, yabancı biriyim ben sana. Kendinden vazgeçen, bir tek benim aslında.

Bu karaktersiz mevsim, yaramadı sana. Dönüp dolaşıp sana geldiğim anda, başka bir ben oluyorum yanağında, rengin atıyor, suratın asılıyor her defasında. Kayboluyorum senin yüzünden bir daha. Kendiliğinden vazgeçen, bir tek sensin aslında.

TEPE

Gönderen Harun 10 Haz 2011



Bir köpek havlar karşı tepeden, ne geçer aklından bilen yok, orada kimse uyumuyor belli, yoksa birisi kalkıp sustururdu elbet.
Bir toprak kaysa şu evin üzerinden, yukarıda yatan biri yatağına düşse gecekondu sahibinin, biri ölse biri dirilse gerçekten, acaba kim dönmek ister seferinden.
Etten sıyrılmış kemiklerinizden ziyade, gecenin karanlığındaki bu beyaz gülümseyişten, ne kaldı diye sordum kendime.Sanırım bir adım daha yaklaştım size. Sanırım bir adım daha yaklaştım geçmişime-geleceğime. Ama biliyorum ki en çok, tedirgin oldum kendimce.

WC

Gönderen Harun 6 Haz 2011



Şimdiye kadar umumi hiçbir tuvalette klozete tenimi değdirmediğimi düşündükçe ki bunu sizde yapıyorsunuz biliyorum. (Evet elimde gizli kasetler var, siyasi yaşamlarınız başlamadan bitti) Bazı konuları konuşamayan, kapalı bir toplum olduğumuz gerçeğiyle yüzleşiyorum.

Umumi tuvaletlerin ana kapısına dokunmak istemediğimden, özellikle çıkarken birisinin benden önce kapıyı açmasını kollasamda, mecburen iş başa düştüğünde 1-2 parmağımla kapıyı ortasından itip çıkarken, çevremdekilere dik uzaklığı kısa tutmam benim moment bilmediğim manasına gelmiyor demek istiyorum.

Batı ülkelerinde bir gelenek var; müşteri olmayan insanlar bir kafenin, restoranın vs. tuvaletini kullanmak için girip ve dışarıdan birisi olduğu için hizmet karşılığı oradaki bir kutucuğa bozuk para falan atıyor. Bu Türkiye’de ne zaman yaygınlaşacak çok merak ediyorum.

Askerlik yapanlar bilir tuvalet değil, hela yazar her zaman, niçin böyledir diye düşünmemeniz gerektiğini askerlik yaparsanız anlarsınız. ‘bir kimse de demiyor ki aga bu nedir’

‘Pisuvar Tedirginliği’ diye bir kitap vardı. Okumadım , konusunu da bilmiyorum ve okuyacağımıda sanmıyorum. Ben asıl şey diyecektim; Şimdi susuz pisuvar var ya evet evet susuz pisuvar var. Ya neyse ondan da bahsetmeyeceğim. Hah tamam bir alışveriş merkezi pisuvarların üzerine lcd ekran koyup fashion tv yayını yapıyordu. Aklıma geldi malum kız klasiği; fotoğraf çeksin diye kadın tuvaletlerine de fotoğraf makinesi falan koysalar.

SALLADIM TUTTU

Gönderen Harun 5 Haz 2011


Şimdi bir soru var tamam mı?
Beş tane seçenek (şık) var.
Sorudan hiçbir şey anlamadınız ve rastgele bir şık sallayacaksınız.
Sallama işlemini yaptıktan sonra durun ve düşünün.

%20 ihtimalle seçiminiz doğru. %80 yanlış cevabı işaretlediniz.
Doğru yanıtın diğer şıklarda olma ihtimali %80

O halde ne bekliyorsunuz %20 tercih edilir mi %80 e karşı?
Salladığınız şıkkı silin ve diğer seçeneklerden tekini işaretleyin.

Şimdi durun ve düşünün, bu işaretlediğiniz yeni şık var ya!!! Şimdi onun doğru olma ihtimali...

Tamam tamam susuyorum, espri yapmakta mı suç:))

YORUMSUZ

Gönderen Harun 2 Haz 2011



Kaynak: REDDİT ve ERİCMTHOMSON

SUFLÖR (2)

Gönderen Harun 30 May 2011


Cevabıma rağmen tüm suflörler gibi bildiğini okuyup, bunu binbir özürle dile getirirken, aslında kulağıma fısıldadığının, bak ben bir karar aldım ve bunu niye yaptığımı anlamanı istiyorum, demek olduğu kanısına vardım. Aslında oyunun başrollerinden teki olmadığım halde, bunu niçin benim anlamam gerektiğini düşünecek vaktim yoktu. Kötü bir espriden önce, iğrenç bir espri yapacağım diyerek komik bir espri yapılageldiği gibi yapacağımız eylemlerin ne denli yanlış olduklarını öncesinde söyleyerek, bazen onları birer doğru haline getirebildiğimiz gibi içinde bir umudun olduğu çok belliydi. Ama pişmanlık çeşitlerinden keşke yapmasaydımı seçtiğini söylemesi, ilk bakışta ümitsiz olduğu izlenimi uyandırsa da aslında meselenin bambaşka bir olay olduğunu anlamamı sağladı.
Anahtar kelime ‘keşke’ değildi. Gözden kaçan şey ‘pişman’ olmaktı. Kendinin her iki durumda da pişmanlığa yelken açacağını düşünmesinin sebeplerini çok iyi anlıyordum. Ama verdiğim cevabın zıttını söyleyerek geri adım atıp destekleseydim, güzel olacak, olabilir deseydim, karşısında tutarsız ,kararsız hatta yalancı biri gibi gözükecektim ki bu ihtiyacı olan son şeydi.
O halde bana düşen görev belliydi. O yüksek sesle söyleyemiyordu benim söylemem gerekiyordu.
Bende yüksek sesle dedim ‘tadını çıkar’.
İkinci Perde.
Sonra kuliste yanıma yanaşıp senin anlaman gerekli dedi. Bende anladım ama sadece anladım dedim.

SUFLÖR

Gönderen Harun 29 May 2011


Sorusuna cevap vermemi beklerken ki tedirginliğinden, duymak istediğini tahmin etmeye çalışsam da aslında soruyu soranın eninde sonunda istediği cevabı alacağını, bir öğretmen olmanın getirdiği tecrübeyle bildiğimden, işi yokuşa sürüp anlamamazlıktan gelmek dahil, sessiz kalma hakkımı sonuna kadar kullanmayı düşünürken, aslında soru sahibinin soru sormadığını, bir karar verdiğinin ve bunu dile getirdiğinin, en baştan beri farkında olduğumu anlayıp, suflörüme bir cevap verdim. Birinci Perde.

TRAFİK VAR SANIYORLAR

Gönderen Harun 27 May 2011


Seçim propagandaları sebebiyle milletvekili adayları, siyasiler bazı şehirlerde trafik sorunundan bahsettikçe sinirleniyorum.
Ankara ve İzmir halkı başta olmak üzere trafik sorunu ne demektir insanların anlayamadığını, ya da ''bizde büyük şehiriz yaşasın trafik sorunumuz var'' edasıyla kendilerini kandırdıklarını düşünürken, biraz hayal güçlerini zorlamalarını ve şunu düşünmelerini rica edeceğim;
İki metre gidip 10 dakika beklediğinizi, sonra 3 metre gidip 5 dakika daha beklediğinizi, sonra kontağı kapatıp önünüzdeki araçla mesafenin 5 metreye çıkmasına izin vererek 7 dakika beklediğinizi, sizinle aynı durumda 5 km önünüzde 4km boyunca arkanızda binlerce araç olduğunu ve bunu sık sık yaşadığınızı düşünün.

Siz her cuma 30 kilometrelik bir trafik çilesi yaşıyor musunuz?

Metrobüs yaya trafiğinden de bahsetmek isterdim ama görmeden inanmayacağınızdan eminim.

BOŞLUK

Gönderen Harun 26 May 2011


Dedim, sen anlarsın, satır arasında gizlidir herşey. Dedi dikkatli okudum yok birşey. Olur mu dedim iyi bak, bir sürü boşluk var orada. Ben yazıyorum ki sen eksikleri doldur diye arada. Birkaç cümle birkaç sayfa, hatta sen okuma bunları asla. Ben sustuğum zaman burdayım sen anlamadın mı hala?

Dedi saçmalama kime anlatıyorsun?
Ne satırı, ne boşluğu, kendinle konuşuyorsun.
Fütursuzca yazıp bahsettiğin hayali bir karakter, seni okuyan, tüm bunları gerçek zanneder.

Dedim yanılıyorsun seni hiç yazmadım ki ben. Ama bu demek değildir ki yoksun sen. Evet seni değil ama sana yazdıklarım var. Diyorum ya hepsi birer boşluk, anlasana senin bendeki yerin bir yokluk.

NE OLACAK

Gönderen Harun


Sevdiğim blog yazarları yazı yazmadığında, facebookta kayda değer birşey göremediğimde, yaklaşan seçimler sebebiyle ekşisözlük ve gazeteler midemi bulandırdığında, bir kitabevinde aylak aylak gezdiğimde, içimdeki kitap okuma isteği alevleniyor. Fakat biliyorum ki okunmayı bekleyen evdeki kitaplarım canımı çok sıkacaklar ve beni moral olarak yer ile yeksan edecekler. Okuyamıyorum. Ya da okudum ki ne olacak diyorum.

Beslendiğim güncel sevgi kaynakları kuruduğunda, geçmişimden kalma kırıntılar beni doyurmadığında, bir yazarın dediği gibi ‘‘Bir kadını ya seversin ya onun içi acı çekersin ya da onu yazarsın’’ düsturlarından hiçbirini yapasım gelmediğinde, ya da başka bir yazarın dediği gibi aslında bunlar sırasıyla, bir kadın için yapılacağı için benim kendimi çok yorgun hissettiğimde, içimde konusunu bilmediğim bir yazı yazma isteği uyanıyor. Yazamıyorum. Ya da yazdım ki ne olacak diyorum.

İşte bunun birde yaşadım ki ne olacak versiyonu var. Anlatmak isterdim...
Kusura bakmayın ama anlattım ki ne olacak?

AYNA

Gönderen Harun 15 May 2011



Ayna eneyi aynel yakin aks eyler.
Ayn aynı aynaya eyne diye nazar eyler.

TOM LEHRER

Gönderen Harun





Tom LEHRER Amerikalı şarkıcı-söz yazarı , hicivci , piyanist , matematikçi
Tom LEHRER wikipedia ingilizce
Üşenmezsem bir ara altyazıyı Türkçe'ye çevireceğim.

GÜNLER VE GÜLLER

Gönderen Harun 14 May 2011


Pazartesi sendromum ne zaman Cuma gününe kayacak çok merak ediyorum. Önceleri Pazartesi sabah, sonraları Pazar gecesi yaşadığım ilk iş günü stresim, yıllar geçtikçe Cumartesi gününe kaydı. Artık her cumartesini yarın Pazar diye sıkıntılı geçiriyorum. Yanlış hesaplamadıysam 30-35 yıl sonra düzeleceğim. Pazartesi sendromunu bir hafta önce de olsa yine bir Pazartesi günü yaşadığım için...

Aklıma idam edilme paradoksu geldi. Belki bilmeyenler vardır anlatayım.

Bir adam suç işliyor. Önümüzdeki Pazartesiden itibaren başlayarak 7 gün içerisinde seni öğle vakti asacağız , eğer hangi gün asılacağını asılacağın sabah tahmin edersen yani bilirsen seni asmayacağız diyorlar.
Mahkum oturuyor düşünüyor ve diyor ki ; Siz beni asamazsınız.
Niye diye soruyorlar ve şu açıklamayı dinliyorlar;
Beni Pazar günü asamazsınız. Çünkü Cumartesi günü yani altıncı günde beni asmayınca ben Pazar sabahı asılacağımı kesinlikle bileceğim. Ve kurtulacağım. Siz beni Pazar günü asmazsınız bu yüzden.
Mahkemedekiler evet haklısın derler ve adam devam eder;
Ben Pazar günü asılmayacağıma göre beni geriye kalan 6 günden her hangi birinde asacaksınız. Bu altı günden hangisinde asılırım? Beni Cumartesi asamazsınız. Çünkü ben bu 6 günde asılacağıma göre ve Cumartesi bu 6 günün son günü olduğuna göre, ben o sabah asılacağımı bilirim. Geriye kaldı 5 gün:)))
Adam bu şekilde Cuma,Perşembe vs. Devam ederek Pazartesi günü bile asılamayacağını söyler.
Tabi bu adamın söyledikleri mantıklı gelebileceği gibi aksine çok saçma da gelebilir. Zaten baştan dedik ya paradoks diye. Bırak asılacağı günün sabahının gelipte adamın tahminde bulunmasını, adam direkt asamazsınız diyor. Daha günler geçmeye başlamamış bile. Kimbilir belki günler geçmeye başlayınca, gülleri geçeceğini biliyordu adam.

O hikayeyi biliyor musunuz? Hadi anlatayım.

Bir ülkede çok güzel bir prenses varmış. Yakışıklı , zengin, genç erkekler etrafında pervane gibi dolanıyor, aşk mektupları yazıyor, prensesle evlenmek için elllerinden geleni yapıyorlarmış. İçlerinden birisi var ki komşu ülkenin dillere destan yakışıklı prensi bu güzel prensese kör kütük aşık olmuş. Prensese ne diller döküyor, mücevherler, kıyafetler hediyeler yolluyor ama bir türlü aşkına karşılık bulamıyormuş. Ne yaptıysa prensese yaranamamış. Yıllar geçtikçe aşk acısına dayanamayan prens birgün çekip uzaklara gitmiş. Kimse nereye gittiğini, ne olduğunu öğrenememiş. Hiç haber alamamışlar prensten.
Aradan yıllar,yıllar, yıllar geçmiş. Prens hiç kimsenin tanıyamayacağı kadar yaşlı bir adam olarak geri dönmüş. Ve prensesi son kez görmek istemiş. Tuhaf bir şekilde prensesin çok çirkin bir adamla evlendiğini öğrenmiş. Birgün prensesi kocası evde yokken , ziyaret etmiş ve kendisini tanıtmış. Prenses onu hemen hatırlamış. Prens gençken çok güzel olduğunu, erkeklerin etrafında dolandığını sonunda niye böyle çirkin bir adamla evlendiğini sormuş. Prenses prensi evin arkasına götürmüş. Evin arkasında büyük bir gül bahçesi varmış. Prense demiş ki git bana bir gül kopar gel. Ama yanından geçtiğin bir gülü geri dönüp sakın koparma, hadi git ve bana en güzel gülü getir.
Prens bu gül bahçesinde ilerledikçe hayatında hiç görmediği güzel güller görmüş. Prenses bu bahçeye büyük ehemmiyet veriyor olsa gerek diye düşünürken , her adım atışında tam bir renk cümbüşü haline gelen, güzel kokular yayan güller arasından en güzel gülü arıyormuş.

Prens yarım saat sonra elinde solmuş, hatta kuru bir gül ile geri döner. Prenses bakar ve ne olduğunu sorar. Prens güller o kadar güzeldi ki yürüdükçe daha güzelini görüyordum. Tam bir gül koparacakken ileride daha muhteşemini görüyordum. Daha güzeli, daha güzeli derken birden kendimi bu kurumuş gülle karşı karşıya buldum. Başka hiçbir gül yoktu ortada. Diğer bütün gülleri geçmiştim ve sadece bu kalmıştı. Ve mecburen bunu koparıp geldim demiş.
Prenses dudağında acı bir gülümsemeyle şimdi anladın mı benim niye o adamla evlendiğimi diye sormuş?

FİBONAZİ

Gönderen Harun 10 May 2011


KAYNAK: İngilizce'nin yanısıra bazı esprileri anlamanız için gerçekten yüksek matematik bilgisine ihtiyacınız olan bir site BROWN SHARPİE

NOT:Siteye girdikten sonra sağ sütundaki etiketlerle konularına göre karikatürlere bakabilirsiniz. Sonrasında Next Page butonunu da görün bir zahmet:)

BOL SORU ÇÖZ TAMAM MI?

Gönderen Harun 9 May 2011


Hani bazen soru çözerken, aslında kurallarını başkasının belirlediği bir oyunu oynadığınızı anlamazsınız.
Soruyu soran sorunu belirleyendir. Bu kişi, cevap biliniyorsa cevabı da belirleyendir. Çözüm yolları üç aşağı beş yukarı biliniyorsa aslında gideceğiniz yolda o kişi tarafından çizilmiştir. Bazen orijinal bir çözüm yaparak kendinizi önemli birşey yapıyor zannedersiniz. Birşey ürettiğinizi hayata değer kattığınızı sanırsınız. Bu yanılgı sanki sorunun size ait olduğu kanaati uyandırır. Gerçeği görmek daha güç hale gelir. Anlamıyor musunuz? Başkasının zihninde dolaşıyor sunuz? Başkasının sınırları sizin sınırlarınız haline geliyor. Ve o kişinin belirlediği rolü oynuyorsunuz. Unutmadan!
Kabul edin biraz da bunu siz istiyorsunuz.

SAÇMALAMA

Gönderen Harun 8 May 2011


Yollar bulanık yollar karanlık. Bir ışık hüzmesi yansıyor boğazın sularına. Başım her zamankinden daha ağır ve tuhaf bir şekilde daha hafif. Gözlerim yüksek bir ihtimal kanlı. Ensemden demek istiyorum edebi olsun diye ama aslında sırtımdan sarıyor ılık , sanki sıcak bir bir canlı. Üşümüyorum, oysa bu yıl hayatımın en uzun kışını yaşıyorum. Birisi dua etti kış bitmesin diye bir başkası yaz gelmesin diye. Bu şehrin ışıkları gibi bu şehrin kızları kayıp. Biri boğaza bakıyor mesela düşse diyorum kim kurtaracak. Biri olduğu gibi kalsın mesela, tüketmiyeyim istiyorum. Birbirine karışıyor herşey, ritmik bir şekilde kayıyor eksen, tekrar tekrar ve sonra yine. Bak aynı tarafa kayıyor görüntüler. Üstün dilimiz görüntü ve örüntünün dışında bakıntılar üretmeliydi ki akıntılar olsun.. Bu yazıdan birşey anlayana aşkolsun. Ama anlatırım sana birgün olup biteni. Sen merak etme emi! anlarsın elbet bizi. Şimdi uyu, unut. Elbet sabah olacak, bulacaksın kendini ve beni...

FOTOĞRAF-2-

Gönderen Harun 7 May 2011