YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

ALAN HESABI

Gönderen Harun 21 Kas 2010


Her epsilon büyük sıfır için en az bir...
Üniversite yaşamımız bu cümleyle geçti biz matematikçilerin. Milyarlarca insan bu cümleyi hiç duymadı. Ve hiç duymayacak.
Başlangıçta herşey karmaşıktı. Hiçbir anlamı yoktu. İstenildiği kadar küçüktün, anlayamazdın. Sonra birgün birşeyleri yavaş yavaş anlamaya başladık. Gizli bir el bizi sanal ama güzel bir dünyanın içine çekiyordu. Güzeldi çünkü inanılmaz bir sistemin, düzenin varlığını keşfediyorduk her geçen gün. Epsilona bağlı nler vardı neler. Fiziksel dünyadan azçok hepimiz rahatsızdık ve biz yeni dünyalar keşfetmiştik, birbirinin içine girmiş sarmal yapılar. Orada herşey mükemmeldi. Özlediğimiz, arzuladığımız gibi...
Üç boyutlu veya daha fazlası bize yetmiyordu. Bizde boyut miktarı sonsuzdu, canımızın istediği kadardı.

Uzun yıllar anlayamadık, defterlerimizi doldurduk teorem ve ispatlarla...
Resmin tamamını göremiyorduk...
Anladıklarımız vardı ama ilişkilendiremiyorduk başka şeylerle...
Anladığımızı zannediyorduk gerçek manada anlamıyorduk...
Neyin nerden niçin geldiğini bilmiyorduk, ispatın basamaklarını biliyor olduğumuz halde...

Sonra birgün belki bir derste, belki bir finale çalışırken, sanki sihirli bir el dokunmuş gibi şifre çözülmüş gibi sanki büyük resmi görmüş gibi bir duygu, hayretler içerisinde , hayatımızda daha önce hiç yaşamadığımız bir duyguyu tattık. Anladık. Hayran kaldık. İçimiz kıpır kıpır etti. İnanılmaz bir huzur. İnanılmaz bir mutluluk. O an hayattaki herşey bomboş gözüktü gözümüze. Ve o anın, o dünyanın içinde ilelebet kalmak istedik.

Aradan yıllar geçti. Bazen diyorum ki keşke hiç anlamasaydık. Hiç tatmasaydık.
Evet çok güzeldi. Ama tatmasaydım matematiği bu kadar çok sevmeyecektim. Matematiği bu kadar çok sevmeyince de matematik öğretmenliğinden bu kadar çok nefret etmeyecektim. Hayat bu kadar sahte ve yalan gelmeyecekti. Evet biliyorum zamanı geri çevirsek tercihim değişmezdi. Ama gerçekten çok acıtıyor. Tükeniyorum, tükeniyoruz.
Biz hastalıklıyız, bir süreliğine veya bir anlığına başka bir dünyada yaşadık.
Bizi huzura erdirecek tek şey ucundan kıyısından keşfettiğimiz o sonsuzluktur.
O sonsuzluk ise ya Aşk'tır ya da Ölümdür.