YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

EDEBİHAYAT

Gönderen Harun 31 Eki 2010


Başarısız bir kadın istifa kararını açıklıyordu. Nasıl oluyor bilmem birileri için istifa;
Kendini temize çıkarmak, özür dilemekten ve hatayı kabul etmekten ziyade ‘‘dönüşüm muhteşem olacak ’’ demekti. Bu düşüncenin verdiği umudu gördüm o kadının gözlerinde.
Ve ben bundan çok rahatsız oldum.

Bir kadın bir sanatçıya olan sevgisinden bahsederken, başka bir kadın o sanatçının anayasa referandumundaki oyunun rengini açıkladı. Ben bunun icra edilen müzikle ne alakası var diye düşünürken, beş dakika içerisinde bir sevginin hayal kırıklığına, sonra döneklik suçlamasına, sonra nefrete nasıl dönüşebildiğini gördüm. Bütün sanatçıların siyasi duruşlarını tam tersine çevirmesini diledim içimden. Yakışıklı olduğu için genç kızların sevdiği starları sanatçı saymayan zihniyet, kendi sanat anlayışının çok daha vahim ve acınacak bir halde olduğunun farkında değildi sanırım.

Genç bir okurumun özel sorularına içtenlikle cevap verdim, kendisine hiçbir özel soru sormayarak. Eğer bir şehri avucunuzun içi gibi biliyorsanız, zaten o şehirde yaşayan bir gencin ne tür sıkıntılar çektiğini, nasıl bir yalnızlık içerisinde olduğunu anlayabilirsiniz diye düşündüm.

Bir adam
dövme yaptıracaksan senin görmediğin bir yere yaptır yoksa sıkılıyorsun’ dedi.
Ben bu cümleden hareketle bir roman yazabilirim diye düşünürken, aslında düşündüğüm şeyin yüzlerce sayfalık bir metin olduğunu, cümleyi kuran adamı ve dövme hakkında yazmak istediğimi anlayıp, yazmak istediğimin asla roman olmadığını anladım. Ve uzun yazıyla romanı özdeştirmenin bizim sakat roman anlayışımızdan kaynaklandığını farkettim.

Bir grup öğretmen kitaplar ve siyaset hakkında konuşuyorduk. Meşhur bir yazarımız için romanlarını önce ingilizce yazıyor sonra çeviriyor dediler. Halbuki onu yapan başkasıydı. 14 sene önce bir öğretmenimin aynı yazarın, bir romanını batıda yayınlanan bir kitaptan çaldığını, kapağının bile benzer hatta aynı olduğunu, söylediği aklıma geldi. O da yanılıyordu. Niye bilmiyorum kendimi bir an çok yalnız hissettim.

ÇOK GÜZEL ÜLKE

Gönderen Harun 30 Eki 2010


Çok güzel bir ülke burası. Düşünün gelişmiş ülkelerde mühendislik okuyan bir gencin halini, okul bitince mühendislik yapmaktan başka ne çaresi var. Yaş geçmiş iş bitmiş .
Ama bizde öyle mi ?
Birçok üniversite mezunu iş bulamıyor ve böylece meslek seçimi konusunda inanılmaz özgürler. Diplomayı aldık tamaaaaam, şimdi ne iş yapsam acaba? Sınırsız bir özgürlük.

Çok güzel bir ülke burası. Düşünün Avrupa’daki bir gencin durumunu. İnanılmaz bir rehberlik hizmeti var. Yetenek ve istekleri doğrultusunda öyle yönlendiriliyor ki uzmanlar tarafından, lise daha bitmeden öğrenci kendi yolunu çizmiş oluyor. Hangi mesleği yapacağını hangi okula gideceğini biliyor. İlgi alanlarının farkında ve uğraşacak hobileri var.
Ama bizde öyle mi ?
Biz gençlerimizin bu kararları tek başına almasına yardım ediyoruz. Bizim gençlerimiz her an bir yeni oluşum içerisinde ve yeni hayaller peşinde. Onları bir kadere mahkum edip sen şu mesleği yap, şu okulu oku, şu tür sanatlarla veya sporla ilgilen dememişiz. Biz onlara güvenip seçimi onlara bırakmışız.

Çok güzel bir ülke burası. Düşünün Amerika’da okuyan bir gencin halini, farklı okullardan farklı eğitim almış insanlar içinde kendini nasıl yabancı hissediyor.
Ama bizde öyle mi?
Bizim her okulumuzda aynı şey öğretilir. Hepimiz aynı engin kültüre sahibizdir. Hayatında köy görmemiş bir gencimiz imece nedir ihtiyar heyeti nedir çok iyi bilir. Babası bile deniz görmemiş 7 yaşındaki çocuklarımız akdenizin bitki örtüsünü hayatı boyunca unutmaz. Doğru düzgün araba görmemiş köy çocuklarımıza trafik kurallarını, şehir çocuklarımıza göçmen kuşları , tarlayı nadasa bırakmayı öğretiriz biz. Herkes herkesin bildiğini bilir bizim ülkemizde. Bilmiyorsa anlatılmadığından değil başka sebeplerdendir. Unutkandır, tembeldir vesaire.

Herkes herkesin bildiğini bilir ve başkada bilinecek birşey yoktur bizim ülkemizde.


Kısa ve bodur orasını anladık da
ot mu?
çalı mı?
neyin nesidir lan bu maki?

GOOGLE'DAN GELENLER

Gönderen Harun 28 Eki 2010

Siteye google aramalarından gelenler arasından küçük bir demet;







2008 yılında Sir alexander determinant'tan bahsettiğim yazı için tıklayınız. Birileri yutmuş:)

AŞKIN

Gönderen Harun 17 Eki 2010


X’i yalnız bırakırken anladım ben, bilinmeyenin hep yalnız kaldığına. En geniş tanım kümesinde kendisi vardı aşkın. Aşkın sayı lafını burdan bulmuş olsalar gerek. Bazı kümelerin kendisinin elemanı olması(*) kadar saçma ve doğal birşey yok hayatta. 'Bir ben vardı benden içeri'. Sonsuz’un en iyi tanımının sonlu olmayan olduğunu kavradığımda anladım;
Biz sonsuz nedir bilmiyoruz.
Cantor’un ve Kant’ın kulakları çınlasın, benim 'saf aklım' anlamak istemiyor dediklerini ya da kalbimle düşünüyorum ben bazen.
Bir ben vardı benden içeri yapayalnız bırakılan.
Bir ben vardı benden içeri ne onu ne diğerini tanıdığım.
Birisinin benle kalması, bende kalması için çabaladığım
Bir ben vardı benden içeri.
Birde O !
Ve ondan arta kalan devredip duruyordu sonsuza durmadan.




(*)Eleman sayısı 3’den fazla olan kümelerin kümesi A olsun.
A={ {a,b,c,d},{1,7,t,e,k}, {5,6,h,o,},{p,l,m,n,d,3,78,}... }
Görüldüğü gibi A’nın elemanları kümelerden oluşuyor ve bu kümelerin eleman sayısı 3’ten fazla.
A’nın eleman sayısı da 3’ten fazla olduğuna göre A’nın içinde A olmalıdır.

ÖSYM NE YAPIYORSUN?

Gönderen Harun 9 Eki 2010



Malum skandaldan sonra ÖSYM tedbir amaçlı aldığı kararları bir basın duyurusu ile adaylara ve kamuoyuna duyurdu.
Metnin tamamı burada. O adresten kalkarsa şuradan bakabilirsiniz.

Diyorlar ki;

Sınav için gerekli olan iki adet kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, peçete, su ve şekerleme ÖSYM tarafından her bir aday için soru kitapçığı ile birlikte temin edilecektir.

Diyorlar ki;

Sınava saat sokmak yasak. Sınavın yapıldığı her bir salona 20 cm çapında bir adet duvar saati ÖSYM tarafından temin edilecektir.


Diyorum ki
Sevgili ÖSYM komiksin, gerçekten çok komiksin. Yorum yapmaya, eleştirmeye bile tenezzül etmiyorum.Soru çalınması, hatalı sorular, tercih klavuzundaki saçmalıklar, başkanınızın istifası vesaire değil.
Sizin gerçek manada bittiğiniz an, bu andır.


-Demek bu yüzdenmiş.
-Ne bu yüzdenmiş?
-Kaç aydır görüşmemiştik, bu gece rüyamda seni gördüm ve bugün karşılaştık. Çok ilginç değil mi?
-Peki beni rüyanda görüp o gün beni görmediğinde şaşırıyor musun?
-Öf

-Bugün burcumda eski bir dostu göreceksiniz diyordu. Ve seni gördüm.
-Her eski dostu gördüğünde o günkü burcunda bir eski dost göreceksin mi yazıyor?
-Gıcık

-Alo Harun, inanır mısın bu gece rüyamda telefonla aradığını görmüştüm.
- Telefon açmadığımda rüyanda telefon açmadığımı mı görüyorsun?
-Ya sen hiç rüyaya inanmazmısın?
-Belki senden daha fazla ama sorgulamanın önemine de inanıyorum.

-Bu kadın çok iyi fal bakıyor. İnan bak dediklerini unutma göreceksin çıkacak.
-Lan kadın yarım saat konuştu. O kadar çok şey söyledi ki söylediği bazı şeylerin çıkmamasına imkan yok.
-Ya abi bana şunu şunu dedi çıktı
-Peki söyleyipte çıkmayan şeyleri hatırlıyor musun? Eminim 10 katıdır.

-Ya abi şimdi Kur’an ın falanca ayetinden falanca kadar geriye gidip, onun üç katının karekökünü alınca insanın aya ayak basmasının tarihi çıkıyormuş. Ve üstelik 19 sayısı var ya şimdi şey yaparsak...
-Bak kardeş ben Elhamdülillah müslümanım, Kur’an da matematiksel mucizeler olduğuna inanabilirim. Hatta kesin vardır diyeyim. Bazı şeyler bana da ilginç geliyor.
Ama şimdi sana nasıl anlatsam; Hani madem sen cahilsin, bari Allah’ı kötü bir matematikçi gibi göstermesen diyorum.

-Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen...
-Sen benim cevabımı kendine 10 kez gönderip oku, Allah sana akıl verecek.

-Resimde Ata’mızın elini öpmeye çalışan İngiliz lider...
-O adam İngiliz liderse bende Shakespeare’im

-Genç İngiliz subay Ata’mıza gıcık gıcık bakıyormuş. Ata sordurmuş derdi ne?
Subay’ın babası Çanakkale'de ölmüş ondan size gıcıkmış paşam...
-Yok deve, subayın haddine mi bir ülkenin Cumhurbaşkanına pis pis bakmak. Yücelteyim derken aşağılıyorsun. Baktığı yetmiyor birde laf sokuyor, asarlar lan o subayı.

-X rahatsızlığı sebebiyle ülkemizde yılda Y bin kişi ölüyor.
-Yeme beni yaa. Y bin kişinin başka hastalıkları var mıydı?
Siz Y bin kişiyi başka ölüm sebeplerinde de veri olarak kabul ediyor musunuz?
Y bin kişinin yaş ortalaması kaçtı. Yaş dağılımı neydi? Rahmetlilerin yaş ortalaması 60 ise senin yaptığın haberinde seninde...