YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

GÖRÜŞMEK ÜZERE

Gönderen Harun 12 Ara 2010

2007 Aralık ayında açtığım siteciğim tam üç yaşını doldurdu. Açıldığı günden bugüne yuvarlak bir sayı olan 100bin ziyaretçi barajını da doğumgünü itibariyle geçmiş. Hoş bir sürpriz:)
Başarı kabul edilebilecek birçok veri var. Şu an aylık ziyaretçi sayısı 10bin civarında. Google'ın siteleri (bir açıdan) değerlendirdiği pagerank denilen 10 üzerinden puanlamada 4 puan değerinde. Hiç fena değil. Dmoz denilen web siteler için oldukça önemli indeks sayfasında kayıtlı bir site.


Teknik açıdan belki üç yılda bu noktaya gelmek büyük başarı değildir ama ben mutluyum benim açımdan başarıdır. Ama teknik ve sayısal yönleri bir yana bırakırsak ben ortaya çıkan üründen pek memnun değilim.

Başlangıçta zaten çok büyük ideallerim yoktu ama bir noktadan sonra emek harcadığım için güzel birşeyler ortaya koymaya çalıştım. Ama bir insanın yaşamı nasıl inişli ve çıkışlı bir grafik sergiler ve genelde ortaya vasat bir görüntü çıkarsa, Harun EŞKAR Günlüğü sitesi için söyleyebileceğim en güzel sıfat vasattır. Evet güzel ve beğendiğim yazılarım var ama toplama baktığımız zaman vasat bir site, hem matematik bilimi, hem matematik eğitimi hemde edebi yazılar bakımından.

Farklı birşeyler yapmak istedim. Sitenin hiçbir zaman üniversite sınavı hazırlık sitesi olmasını arzu etmedim. Sorular, testler, konu anlatımı gibi şeylerden kaçındım. Matematiğin farklı yönünü göstermeye anlatmaya, değinilmeyen şeylere parmak basmaya çalıştım. Farklı bir yanı var, kendine has bir site oldu orası kesin. Ama vasat işte. Ziyaretçi sayısını çok daha yukarılara çekebilecekken yapmadım çünkü belirli bir ziyaretçi profili istiyordum. Sitede geçirilen süreyi artırabilecekken kimsenin zamanını almama adına elimden gelen herşeyi yaptım. Google'dan birilerini kandırarak ziyaretçi çekebilecekken yapmadım. Sitede olmayan birşeyleri varmış gibi gösterme yoluna falan gitmedim. Dürüst oynadım oyunu.

Bu süre zarfında oldukça fazla şey öğrendim. Bilgisayar ve internet adına birçok kullanıcıdan çok daha fazla kültür ve bilgiye sahibim. Sadece teknik ayrıntıları kastetmiyorum, bilinçli bir internet kullanıcısı olarak büyük şirketler, insanlar, halkımız hakkında çok daha fazla şey biliyorum. Teknik ayrıntıları bilmenin yanında biraz da insanın bunu yorumlayacak kültürü, birikimi olmalı. Üzülerek söylüyorum benden çok daha üstün hatta mesleği internet, bilgisayar üzerine olan bazı kişilerin birçok şeyi yanlış yorumladıklarını gördüm. Bu yüzden bu üç yıllık sitenin bana kattığı oldukça fazla şey var ve mutluyum.
Reel olarak da yararlarını gördüm. İki arkadaşıma meslekleri ile ilgili internet siteleri kurdum ve bu süre zarfında o siteleri de yönettim. Ve onların para kazanmasını, kariyerlerinde ilerlemelerini sağladım.
Ben biliyorsunuz bu siteye hiçbir zaman reklam almadım. Ve para kazanmadım buradan.

Ama sonuç vasat. Belki aklımda net bir fikir olsa ve yoğunlaşabilseydim farklı olurdu. Aslına bakarsanız bu sitenin şimdiki durumu benim son 3-4 yıldır yaşamımın bir yansıması. Zaten adı Harun EŞKAR GÜNLÜĞÜ:)
Benim yaşamımda son 3-4 senedir vasat bir şekilde devam ediyor. Hayatımdan pek memnun değilim. Zaten yazılarımdan rahatlıkla anlaşılır.

Peki ama hem hayatım hem site için şimdi ne yapmak gerekir.
Birçok çözüm yolu var ama hangisi doğru?
Birçok tavsiye var ama benim için hangisi doğru?
Bu sorunun cevabını ben bulmalıyım işte bu doğru!!!

Belki bir süreç zarfında, belki radikal bir değişiklikle , rotamı çevirmem gerekiyor. Çünkü ben yaşamımdan memnun değilim. Mutlu olmak önemli değil memnun değilim!!!

Benim gerekli cevapları bulmam ve birşeyleri değiştirmem için yalnız kalmaya, bir çeşit inzivaya ihtiyacım var. Ve bu yalnızlık 5-10 günlük birşey değil.

Siteyi takip eden siz okurlarıma üzülerek söylüyorum. 2011YGS ve 2011LYS değerlendirme yazılarının dışında önümüzdeki en az 6 ay belki daha uzun bir süre hiç yazı yayınlamayacağım. Nuray belki birşeyler yazar onun için siteye sürekli girip bakmaktansa şu yanda duran mail aboneliği bölümüne mail adresinizi yazın ki bir yazı yazıldığında size mesaj gelsin. Hotmail kullanıcıları gereksiz posta klasörünü kontrol etsin onaylama mesajı genelde oraya düşüyor. Onaylama mesajını açıp gerekli bağlantıyı tıklamazsanız mail aboneliğiniz gerçekleşmeyecektir.

Site ile ilgilenmeyeceğim için yorumlara da siteyi kapatıyorum.
Herhangi bir şekilde iletişime geçmek isterseniz iletişim sayfasındaki form'dan yada mail adresime mesaj atarak bana ulaşabilirsiniz. Atılan her mesaja yanıt vermekle birlikte sorulan her sorunun cevabını verme için gerekli enerjiyi, isteği bulamayıp yardımcı olamayabilirim kusuruma bakmayın.

Yazılarımı takip etme inceliğini gösterdiğiniz, yorumlarınız ve sevginiz için çok teşekkür ederim. Sürç-i lisan ettiysek affola.
Güzel günler diliyorum sevgi ve saygılarımla...







MASCARA

Gönderen Harun


Gardı düşerken akıp gidiyordu Rimel’i. Dört çiftin açtığı beş çiftin kestiği, gözleri siyaha çalan aşkın maskarası. Otur! Aynayla yüzleşmeden önce, yüzüme bak benim. Sesin gergin, yüzün bulanık. Anlasana oyun masada oynanmıyor... Kalkmana gerek yok artık.
Anlatacaklarım ve anlayacakların var, bir de alacakların.
Hesap lütfen...
Otur!
En olmaz zamanda düşer çenem benim.
Gitme, dur.
Ve duy
Son cümlede en müstehcen gerçeği. Ahh kaçırdın her zaman ki gibi... Sen ağlarken benim gözlerim yanıyor. Aynan burda. Yüzüme bak benim.

FARKINDALIĞIN ACISI

Gönderen Harun 1 Ara 2010


Yalanları cümleler arasından cımbızla tek tek seçebiliyorum.
Dönen oyunların farkındayım.
Konuşulanlardan haberdarım.
Bakışlardaki samimiyetsizlik o kadar açık ki!
Övgü ve iltifatlar ardındaki gerçekler o kadar net ki!
Lütfen yeter kanmıyorum bunlara. Lütfen yeter kanıyorum.
Gerek yok bunlara, bu oyunlara, KARAT 'da yazdım ben herşeyi, anlasanıza.
Ben yokum bu savaşta , meydan sizin takılın siz, beni kendi halime bırakın.
Ben bu savaşa girecek olsam zaten girerdim. Girmiyorsam bu savaşa, bunun sebebi saflığı ve güzelliğini korumaktır bazı şeylerin. Çünkü sizinle savaş kirlenmektir. Üstün gelsem bile , yıkıp devirsem bile hepinizi, sonunda sizden biri olacağım. Ve bunun adı kaybetmektir.
Herşeyi görebiliyorum ve acıtıyorsunuz. Sabrım kalmadı aptal rolü oynamaktan, bilmiyor, anlamıyor gibi davranmaktan. Birgün yüzünüze karşı patlayacağım. Vazgeçin artık.
Ben yokum bu savaşta, meydan sizin, takılın siz, beni kendi halime bırakın, yokmuşum gibi davranın.

ALAN HESABI

Gönderen Harun 21 Kas 2010


Her epsilon büyük sıfır için en az bir...
Üniversite yaşamımız bu cümleyle geçti biz matematikçilerin. Milyarlarca insan bu cümleyi hiç duymadı. Ve hiç duymayacak.
Başlangıçta herşey karmaşıktı. Hiçbir anlamı yoktu. İstenildiği kadar küçüktün, anlayamazdın. Sonra birgün birşeyleri yavaş yavaş anlamaya başladık. Gizli bir el bizi sanal ama güzel bir dünyanın içine çekiyordu. Güzeldi çünkü inanılmaz bir sistemin, düzenin varlığını keşfediyorduk her geçen gün. Epsilona bağlı nler vardı neler. Fiziksel dünyadan azçok hepimiz rahatsızdık ve biz yeni dünyalar keşfetmiştik, birbirinin içine girmiş sarmal yapılar. Orada herşey mükemmeldi. Özlediğimiz, arzuladığımız gibi...
Üç boyutlu veya daha fazlası bize yetmiyordu. Bizde boyut miktarı sonsuzdu, canımızın istediği kadardı.

Uzun yıllar anlayamadık, defterlerimizi doldurduk teorem ve ispatlarla...
Resmin tamamını göremiyorduk...
Anladıklarımız vardı ama ilişkilendiremiyorduk başka şeylerle...
Anladığımızı zannediyorduk gerçek manada anlamıyorduk...
Neyin nerden niçin geldiğini bilmiyorduk, ispatın basamaklarını biliyor olduğumuz halde...

Sonra birgün belki bir derste, belki bir finale çalışırken, sanki sihirli bir el dokunmuş gibi şifre çözülmüş gibi sanki büyük resmi görmüş gibi bir duygu, hayretler içerisinde , hayatımızda daha önce hiç yaşamadığımız bir duyguyu tattık. Anladık. Hayran kaldık. İçimiz kıpır kıpır etti. İnanılmaz bir huzur. İnanılmaz bir mutluluk. O an hayattaki herşey bomboş gözüktü gözümüze. Ve o anın, o dünyanın içinde ilelebet kalmak istedik.

Aradan yıllar geçti. Bazen diyorum ki keşke hiç anlamasaydık. Hiç tatmasaydık.
Evet çok güzeldi. Ama tatmasaydım matematiği bu kadar çok sevmeyecektim. Matematiği bu kadar çok sevmeyince de matematik öğretmenliğinden bu kadar çok nefret etmeyecektim. Hayat bu kadar sahte ve yalan gelmeyecekti. Evet biliyorum zamanı geri çevirsek tercihim değişmezdi. Ama gerçekten çok acıtıyor. Tükeniyorum, tükeniyoruz.
Biz hastalıklıyız, bir süreliğine veya bir anlığına başka bir dünyada yaşadık.
Bizi huzura erdirecek tek şey ucundan kıyısından keşfettiğimiz o sonsuzluktur.
O sonsuzluk ise ya Aşk'tır ya da Ölümdür.

EDEBİHAYAT

Gönderen Harun 31 Eki 2010


Başarısız bir kadın istifa kararını açıklıyordu. Nasıl oluyor bilmem birileri için istifa;
Kendini temize çıkarmak, özür dilemekten ve hatayı kabul etmekten ziyade ‘‘dönüşüm muhteşem olacak ’’ demekti. Bu düşüncenin verdiği umudu gördüm o kadının gözlerinde.
Ve ben bundan çok rahatsız oldum.

Bir kadın bir sanatçıya olan sevgisinden bahsederken, başka bir kadın o sanatçının anayasa referandumundaki oyunun rengini açıkladı. Ben bunun icra edilen müzikle ne alakası var diye düşünürken, beş dakika içerisinde bir sevginin hayal kırıklığına, sonra döneklik suçlamasına, sonra nefrete nasıl dönüşebildiğini gördüm. Bütün sanatçıların siyasi duruşlarını tam tersine çevirmesini diledim içimden. Yakışıklı olduğu için genç kızların sevdiği starları sanatçı saymayan zihniyet, kendi sanat anlayışının çok daha vahim ve acınacak bir halde olduğunun farkında değildi sanırım.

Genç bir okurumun özel sorularına içtenlikle cevap verdim, kendisine hiçbir özel soru sormayarak. Eğer bir şehri avucunuzun içi gibi biliyorsanız, zaten o şehirde yaşayan bir gencin ne tür sıkıntılar çektiğini, nasıl bir yalnızlık içerisinde olduğunu anlayabilirsiniz diye düşündüm.

Bir adam
dövme yaptıracaksan senin görmediğin bir yere yaptır yoksa sıkılıyorsun’ dedi.
Ben bu cümleden hareketle bir roman yazabilirim diye düşünürken, aslında düşündüğüm şeyin yüzlerce sayfalık bir metin olduğunu, cümleyi kuran adamı ve dövme hakkında yazmak istediğimi anlayıp, yazmak istediğimin asla roman olmadığını anladım. Ve uzun yazıyla romanı özdeştirmenin bizim sakat roman anlayışımızdan kaynaklandığını farkettim.

Bir grup öğretmen kitaplar ve siyaset hakkında konuşuyorduk. Meşhur bir yazarımız için romanlarını önce ingilizce yazıyor sonra çeviriyor dediler. Halbuki onu yapan başkasıydı. 14 sene önce bir öğretmenimin aynı yazarın, bir romanını batıda yayınlanan bir kitaptan çaldığını, kapağının bile benzer hatta aynı olduğunu, söylediği aklıma geldi. O da yanılıyordu. Niye bilmiyorum kendimi bir an çok yalnız hissettim.

ÇOK GÜZEL ÜLKE

Gönderen Harun 30 Eki 2010


Çok güzel bir ülke burası. Düşünün gelişmiş ülkelerde mühendislik okuyan bir gencin halini, okul bitince mühendislik yapmaktan başka ne çaresi var. Yaş geçmiş iş bitmiş .
Ama bizde öyle mi ?
Birçok üniversite mezunu iş bulamıyor ve böylece meslek seçimi konusunda inanılmaz özgürler. Diplomayı aldık tamaaaaam, şimdi ne iş yapsam acaba? Sınırsız bir özgürlük.

Çok güzel bir ülke burası. Düşünün Avrupa’daki bir gencin durumunu. İnanılmaz bir rehberlik hizmeti var. Yetenek ve istekleri doğrultusunda öyle yönlendiriliyor ki uzmanlar tarafından, lise daha bitmeden öğrenci kendi yolunu çizmiş oluyor. Hangi mesleği yapacağını hangi okula gideceğini biliyor. İlgi alanlarının farkında ve uğraşacak hobileri var.
Ama bizde öyle mi ?
Biz gençlerimizin bu kararları tek başına almasına yardım ediyoruz. Bizim gençlerimiz her an bir yeni oluşum içerisinde ve yeni hayaller peşinde. Onları bir kadere mahkum edip sen şu mesleği yap, şu okulu oku, şu tür sanatlarla veya sporla ilgilen dememişiz. Biz onlara güvenip seçimi onlara bırakmışız.

Çok güzel bir ülke burası. Düşünün Amerika’da okuyan bir gencin halini, farklı okullardan farklı eğitim almış insanlar içinde kendini nasıl yabancı hissediyor.
Ama bizde öyle mi?
Bizim her okulumuzda aynı şey öğretilir. Hepimiz aynı engin kültüre sahibizdir. Hayatında köy görmemiş bir gencimiz imece nedir ihtiyar heyeti nedir çok iyi bilir. Babası bile deniz görmemiş 7 yaşındaki çocuklarımız akdenizin bitki örtüsünü hayatı boyunca unutmaz. Doğru düzgün araba görmemiş köy çocuklarımıza trafik kurallarını, şehir çocuklarımıza göçmen kuşları , tarlayı nadasa bırakmayı öğretiriz biz. Herkes herkesin bildiğini bilir bizim ülkemizde. Bilmiyorsa anlatılmadığından değil başka sebeplerdendir. Unutkandır, tembeldir vesaire.

Herkes herkesin bildiğini bilir ve başkada bilinecek birşey yoktur bizim ülkemizde.


Kısa ve bodur orasını anladık da
ot mu?
çalı mı?
neyin nesidir lan bu maki?

GOOGLE'DAN GELENLER

Gönderen Harun 28 Eki 2010

Siteye google aramalarından gelenler arasından küçük bir demet;







2008 yılında Sir alexander determinant'tan bahsettiğim yazı için tıklayınız. Birileri yutmuş:)

AŞKIN

Gönderen Harun 17 Eki 2010


X’i yalnız bırakırken anladım ben, bilinmeyenin hep yalnız kaldığına. En geniş tanım kümesinde kendisi vardı aşkın. Aşkın sayı lafını burdan bulmuş olsalar gerek. Bazı kümelerin kendisinin elemanı olması(*) kadar saçma ve doğal birşey yok hayatta. 'Bir ben vardı benden içeri'. Sonsuz’un en iyi tanımının sonlu olmayan olduğunu kavradığımda anladım;
Biz sonsuz nedir bilmiyoruz.
Cantor’un ve Kant’ın kulakları çınlasın, benim 'saf aklım' anlamak istemiyor dediklerini ya da kalbimle düşünüyorum ben bazen.
Bir ben vardı benden içeri yapayalnız bırakılan.
Bir ben vardı benden içeri ne onu ne diğerini tanıdığım.
Birisinin benle kalması, bende kalması için çabaladığım
Bir ben vardı benden içeri.
Birde O !
Ve ondan arta kalan devredip duruyordu sonsuza durmadan.




(*)Eleman sayısı 3’den fazla olan kümelerin kümesi A olsun.
A={ {a,b,c,d},{1,7,t,e,k}, {5,6,h,o,},{p,l,m,n,d,3,78,}... }
Görüldüğü gibi A’nın elemanları kümelerden oluşuyor ve bu kümelerin eleman sayısı 3’ten fazla.
A’nın eleman sayısı da 3’ten fazla olduğuna göre A’nın içinde A olmalıdır.

ÖSYM NE YAPIYORSUN?

Gönderen Harun 9 Eki 2010



Malum skandaldan sonra ÖSYM tedbir amaçlı aldığı kararları bir basın duyurusu ile adaylara ve kamuoyuna duyurdu.
Metnin tamamı burada. O adresten kalkarsa şuradan bakabilirsiniz.

Diyorlar ki;

Sınav için gerekli olan iki adet kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, peçete, su ve şekerleme ÖSYM tarafından her bir aday için soru kitapçığı ile birlikte temin edilecektir.

Diyorlar ki;

Sınava saat sokmak yasak. Sınavın yapıldığı her bir salona 20 cm çapında bir adet duvar saati ÖSYM tarafından temin edilecektir.


Diyorum ki
Sevgili ÖSYM komiksin, gerçekten çok komiksin. Yorum yapmaya, eleştirmeye bile tenezzül etmiyorum.Soru çalınması, hatalı sorular, tercih klavuzundaki saçmalıklar, başkanınızın istifası vesaire değil.
Sizin gerçek manada bittiğiniz an, bu andır.


-Demek bu yüzdenmiş.
-Ne bu yüzdenmiş?
-Kaç aydır görüşmemiştik, bu gece rüyamda seni gördüm ve bugün karşılaştık. Çok ilginç değil mi?
-Peki beni rüyanda görüp o gün beni görmediğinde şaşırıyor musun?
-Öf

-Bugün burcumda eski bir dostu göreceksiniz diyordu. Ve seni gördüm.
-Her eski dostu gördüğünde o günkü burcunda bir eski dost göreceksin mi yazıyor?
-Gıcık

-Alo Harun, inanır mısın bu gece rüyamda telefonla aradığını görmüştüm.
- Telefon açmadığımda rüyanda telefon açmadığımı mı görüyorsun?
-Ya sen hiç rüyaya inanmazmısın?
-Belki senden daha fazla ama sorgulamanın önemine de inanıyorum.

-Bu kadın çok iyi fal bakıyor. İnan bak dediklerini unutma göreceksin çıkacak.
-Lan kadın yarım saat konuştu. O kadar çok şey söyledi ki söylediği bazı şeylerin çıkmamasına imkan yok.
-Ya abi bana şunu şunu dedi çıktı
-Peki söyleyipte çıkmayan şeyleri hatırlıyor musun? Eminim 10 katıdır.

-Ya abi şimdi Kur’an ın falanca ayetinden falanca kadar geriye gidip, onun üç katının karekökünü alınca insanın aya ayak basmasının tarihi çıkıyormuş. Ve üstelik 19 sayısı var ya şimdi şey yaparsak...
-Bak kardeş ben Elhamdülillah müslümanım, Kur’an da matematiksel mucizeler olduğuna inanabilirim. Hatta kesin vardır diyeyim. Bazı şeyler bana da ilginç geliyor.
Ama şimdi sana nasıl anlatsam; Hani madem sen cahilsin, bari Allah’ı kötü bir matematikçi gibi göstermesen diyorum.

-Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen...
-Sen benim cevabımı kendine 10 kez gönderip oku, Allah sana akıl verecek.

-Resimde Ata’mızın elini öpmeye çalışan İngiliz lider...
-O adam İngiliz liderse bende Shakespeare’im

-Genç İngiliz subay Ata’mıza gıcık gıcık bakıyormuş. Ata sordurmuş derdi ne?
Subay’ın babası Çanakkale'de ölmüş ondan size gıcıkmış paşam...
-Yok deve, subayın haddine mi bir ülkenin Cumhurbaşkanına pis pis bakmak. Yücelteyim derken aşağılıyorsun. Baktığı yetmiyor birde laf sokuyor, asarlar lan o subayı.

-X rahatsızlığı sebebiyle ülkemizde yılda Y bin kişi ölüyor.
-Yeme beni yaa. Y bin kişinin başka hastalıkları var mıydı?
Siz Y bin kişiyi başka ölüm sebeplerinde de veri olarak kabul ediyor musunuz?
Y bin kişinin yaş ortalaması kaçtı. Yaş dağılımı neydi? Rahmetlilerin yaş ortalaması 60 ise senin yaptığın haberinde seninde...

TUĞLA OYUNU

Gönderen Harun 24 Eyl 2010



Amaç: Yön tuşlarıyla tuğlayı hareket ettirip. Delikten aşağı düşürmek.
Zemindeki bazı butonlar her türlü temasta bazıları dik konumda temas ettiğinizde çalışır.
Ahşap zeminde dik duramazsınız.
İlerleyen basamaklarda iki küpten diğerini hareket ettirmek için spacebar(boşluk tuşu) tuşunu kullanarak geçiş yapınız.

Start Game'den sonra skip instructions derseniz oyalanmadan oyuna başlarsınız.
Oyunu kapatacağınız zaman sağ üstte passcode şifresini kaydedin bu kod sayesinde menüden load stage kısmına girerek kaldığınız basamaktan daha sonra devam edebilirsiniz.

Thank You :  Roboman: Damien Clarke
Thank You: Albino Blacksheep

KPSS SKANDALI VE ÖĞRETMEN PROFİLİMİZ

Gönderen Harun 22 Eyl 2010


Ünal YARIMAĞAN’ın istifası ile süreç devam ediyor. Ben skandal ile ilgili şeyler yazmayacağım. Hem çok uzun bir yazı olur. Hemde düşündüğüm herşeyi burada yazamam. Skandal ile ilgili yorumlarınızı lütfen bu yazıya yapmayın, yayınlamayacağımı şimdiden bildiririm. Konu birçok internet sitesinde tartışılıyor lütfen oralarda yorum yapın. Ben bu skandalın bize gösterdiği başka bir(sadece bir) durum hakkında yazı yazacağım ve yorumlarınız bu yönde olursa seve seve ve şimdiden teşekkür ederek yayınlarım.


Memurlar.net başta olmak üzere birçok öğretmen adayı internette görüş bildiriyor. Tv ekranlarında fikirlerini paylaşıyor. Ve ben düşünmeden edemiyorum.;

Ya biz ne biçim öğretmenler yetiştiriyoruz. Bu skandal sürecinde söylenen öyle sözler var ki! Bunlar bir öğretmene yakışır mı? Bir üniversite mezununa yakışır mı? Bir insana yakışır mı?

Televizyonda izledim, yeni mezunumuz 3 aydır işsizim diyor ve demediğini bırakmıyor. Ya sen hangi ülkede yaşıyorsun? Yıllardır işsiz öğretmenler var. Dershanelerde öğle yemeğine çalışan stajyerliğini kaldırmaya çabalayan mezunlar var. Fabrikaya işçi olarak girenler var. Evlenip ev hanımı olanlar var. 3-4 yıl KPSS’de başarısız olup intihar edenler var. 3 aydır işsizmiş ah canım benim, sen bir etrafına baksan diyorum.

Adalet yerini bulsun diye değil! Sadece gösterdikleri başarı doğrultusunda Genel yetenek ve Genel Kültür testlerinin iptalini veya iptal edilmemesini isteyen öğretmen adaylarımız var. Bir insan bu kadar alçalır. Birileri soru çaldı diye yangından mal kaçırmanın anlamı var mı? Bu testler çalındıysa sırf başarılıyım diye bu testlerin iptal edilmemesini istemek doğru mudur? Veya bu testlerde gerçekten yasadışı bir durum sözkonusu değilse bu testlerdeki başarısızlığı telafi etmek için onların da iptalini istemek dürüst bir davranış mıdır?
Bakıyoruz belirli şahısların internet sitelerindeki yorumlarına; Eğitim bilimleri testinin iptal edilmesi konusunda görüşlerinde ÖSYM’ye YÖK’e Hükümete, Yargıya, veriyor veriştiyor. Eğitim bilimlerinin iptalinden sonra GY ve GK testlerinde sorun olmadığı yönündeki açıklamaların ise savunucusu oluveriyor. İncelenmiş sorun yokmuş bu testler niye iptal olsun ki diye yazıyorda yazıyor. Ne oldu kardeş! devlet organlarına aniden güvenir oldun. Ya da bunun tersi; sevgili adayımız sınavdan çok düşük not almış yeni bir fırsat doğdu gözüyle tüm sınavın iptalini istiyor. Allah aşkına yarın sen öğretmen olacaksın sen böyle yaparsan öğrenci ne yapsın? Bu ne ahlaksız, çıkarcı bir davranıştır, sen zaten sorular çalınmasa da atanamayacaktın, senin puanın düşüktü

Sayın YARIMAĞAN veya başka biri eleştirilecekse bu eleştiriler; açıklamalarıyla, görevini yerine getirip getirmemesiyle, ihmalkarlığıyla alakalı olmalıdır. Hiç kimsenin bir insanın haysiyetine, şerefine, dürüstlüğüne dil uzatma hakkı yoktur. Küfür ve hakaretlerinizi lütfen içinizden ediniz. Bir üniversite mezununa bunlar yakışmaz. Çocuk değilsin artık. Kendin için adalet isterken hakkında hiçbirşey bilmediğin, yargının bir karara varmadığı birilerini hırsızlıkla, şerefsizlikle suçlayamazsın. Görevini yapmamıştır dersin. Açıklamalarının yersiz ve yanlış olduğunu söyleyebilirsin. Ama hakaret edemezsin.

1-2 şey daha var ama neyse bu kadar yeter sanırım. Çok da eleştirmek istemiyorum. Sonuçta öğretmen adaylarımızın içine düştüğü durum ortada. Gerginler, öfkeliler haklılar tabi! Zaten genel durum çok kötüydü soru çalınması da tuz biber oldu.

Tabi içinde bulundukları psikoloji onlara her istediklerini söyleme hakkı vermez. Dikkatli olmak gerekiyor. Bir öğretmenin sabır, sağduyu, hakkaniyet nedir çok iyi bilmesi gerekir. Hatta şöyle diyelim; bunları bilmeyen öğretmen değildir.


Bir öğretmen adayı hayal ediyorum. Eğitim bilimleri sınavı çok kötü geçmiş bir öğretmen adayı. Sorular çalındığı için yeniden yapılacak olan sınava girmiyor.'' Ben bu sınavdan başarısızdım hiçbir şekilde atanma umudum yoktu ve benim yapılacak sınava girip şimdi yüksek bir puan almam önceki sınavda benden daha iyi yapmış kişilerin hakkını yemek olur'' diye düşünüyor. Var mıdır sizce böyle birisi? Ben böyle bir karar alabilirmiydim bilmiyorum. Keşke böyle birisi varsa onu tespit edebilsek. Ve istediği okula kayıtsız şartsız öğretmen yapsak. Çünkü bizim böyle birilerine ihtiyacımız var.

ORTAYA KARIŞIK

Gönderen Harun 21 Eyl 2010












Dil seçeneğinden (view subtitles) Türkçe'yi seçip izleyebilirsiniz.












Dil seçeneğinden (view subtitles) Türkçe'yi seçip izleyebilirsiniz.












Dil seçeneğinden (view subtitles) Türkçe'yi seçip izleyebilirsiniz.

MATEMATİKÇİ OLACAĞIM YENGE

Gönderen Harun 5 Ağu 2010

EĞİTİM DEVRİMİ

Gönderen Harun 4 Ağu 2010











Dil seçeneğinden (view subtitles) Türkçe'yi seçip izleyebilirsiniz.''Üç yaşındaki çocuk altı yaşındaki çocuğun yarısı değildir.''




İlk Konuşma











ONLİNE MATEMATİK ARAÇLARI

Gönderen Harun 28 Tem 2010







Anahtar Kelimeler: Online integral al, online türev al, online grafik çiz, grafik çizme programı, fonksiyon grafiği,online limit bul, integral hesapla, türev hesapla, limit hesapla

Bu ispatı anlayabilmek için öncelikle İNTEGRAL ALAN HESABININ İSPATI'na bakınız.

İntegral alan hesabında anlattığımız gibi bir F fonksiyonu olduğunu, bu fonksiyonun f’in x ekseni etrafında 360 derece döndürülmesiyle oluşan üç boyutlu cismin hacmini bize verdiğini varsayalım. Tıpkı alan fonksiyonundaki gibi bu seferde X ile Xo arasındaki bölümün döndürülmesiyle oluşan kısmın hacmi F(X)-F(Xo) ‘a eşittir. Hemen ispata geçelim, zaten diğer ispatla çok benzer.



AEFD ve CEFD dikdörtgenlerinin x ekseni etrafında döndürülmesi bize silindir şeklini verecektir. Bu iki silindirin yüksekliği eşittir. Ve X-Xo dır.
Fakat yarıçapları farklıdır.
AEFD nin döndürülmesiyle oluşan silindirin yarıçapı f(X) tir.
CEFD nin döndürülmesiyle oluşan silindirin yarıçapı f(Xo)dır.
f’in altında kalan kırmızı boyalı kısmın döndürülmesiyle oluşan şeklin hacmi , bu silindirlerden tekinden büyüktür ve tekinden küçüktür. Silindirin hacmi taban alanı çarpı yüksek olduğuna göre;



İNTEGRAL ALAN HESABININ İSPATI

Gönderen Harun 27 Tem 2010


Yukarıda grafiği verilen f fonksiyonun altında kalan alanın bu f fonksiyonunun integrali olduğunun ispatını yapmaya çalışacağız. Yapmak neyse de normalde 4-5 dakikada anlatılacak bu ispatı yazıyla anlatması çok güç, umarım anlaşılır bir şekilde anlatabilirim.
Bu f fonksiyonu için f(8)= 35 olsun.



Şimdi bu f fonksiyonunun altında kalan alanı veren bir F fonksiyonundan bahsedelim. Ve üzerinde duralım. Bu F fonksiyonu öyle bir fonksiyon ki f’in altında kalan alanı bir şekilde bize veriyor.

Şekilden de anlaşılacağı gibi F(8)=15 y ekseninden yani x=0 dan x=8’e kadar f’in altındaki alana eşit. Hımm ilginç bir fonksiyon bu F :))))

x=5 ile x=8 arasındaki alanın şekildeki gibi bulunacağını anladığınızı umuyorum. Sonuçta oradaki toplam alan F(8) idi. x=5’e kadar ki alan F(5) olacağına göre F(8)-F(5)
Pekala bu F alan fonksiyonunu incelemeye devam edelim.



Evet bu F fonksiyonu y eksenin solunda yani x’in negatif değerlerinde, alanı değil de alanın değerinin negatif değerini veriyor. Yani bu değerler için bu fonksiyonu eksiyle çarpmalıyız.
x=-3 ten x=0’a kadar olan alan –F(-3)=11
Keşke böyle olmasaydı demeyin bunun avantajı var.



Şekilde görüldüğü gibi alan F(-1)-F(-3) yani tıpkı x’in pozitif değerlerinde olduğu gibi a ile b arasındaki alanı bulmaya çalışıyorsak a b’den büyükse F(a)-F(b) dir.
Demin söylediğim gibi y ekseninde solunda F’in değerlerinin negatif olması iyi birşey.



Var mı bir sorun anlaştık değil mi? Evet bu kadar yeter uzattık bile, artık ispata geçelim.

Harf karışıklığı için özür dilerim. Şekildeki AEFB ve CEFD olmak üzere iki dikdörtgeni görüyorsunuz. Yatay kenar uzunlukları eşit ve X-Xo dır. Dikey kenarları nedir?
AEFB’nin dikey kenarı f(x) tir.
CEFD’nin ki ise f(Xo)
Şimdi X ile Xo arasındaki f’in altında kalan alanla ilgili aşağıdaki işlemlere bakın.



Sorun yok değil mi? Her tarafın limitini alalım.

Evet ortada türev tanımı var. F(Xo) in türevi f(Xo)’dan hem büyük hem küçük eşitse
f(Xo)’a eşittir. F in türevi f ise f’in integrali F’tir.



Bizim başta uzun uzun bahsettiğimiz F alan fonksiyonu f’in integraliymiş meğer.
Eeee
Ne eeee si!
İspat tamam.
f’in altındaki alanı hesaplamak için f’in integralini almalıyız.
F(a)-F(b) dediğimiz şey aslında b den a'ya f in integraliymiş.

bkz:İNTEGRAL HACİM HESABININ İSPATI

ÜNİVERSİTE TERCİH FORMU TAVSİYELERİ

Gönderen Harun 18 Tem 2010


Bu yazı meslek seçimi hakkında bilgi vermiyor.
Hangi üniversite, hangi bölüm, hangi şehir seçmeniz gerektiği doğrultusunda da size yardımcı olmayacak.
Sadece 4 yıllık tercihte bulunacak az çok tercihleri şekillenmiş öğrencilerin tercih formunu doldururken yapmamaları gereken hatalar hakkında bilgi vermektedir. Birçoğu basit şeyler ama maalesef insanın başına gelebiliyor. Ösym klavuzunuz temel kaynağınızdır. Kulaktan duyma bilgilere itimat etmeyiniz. Önce klavuz sonra öğretmenlerinize danışınız. Benim bu yazıma bile itimat etmeyiniz, haruneskar.com’da böyle birşey okudum deyip gidip öğretmeninize sorunuz. Doğru mu yanlış mı söylüyorum araştırın.
Unutmayın önce klavuz sonra öğretmen(uzman).

Bir öğrenci sırasıyla aşağıdaki 10 tercihte bulunmuş olsun.

1. Dokuz Eylül Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
2. Uludağ Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
3. Erciyes Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
4.
5.
6.
7. Cumhuriyet Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
8.
9.
10. Yıldız Teknik matematik bölümü

Öğretmen: Puanın Dokuz Eylül’e yakın mı?
Öğrenci: Evet
Öğretmen: Dokuz Eylül’den daha yüksek puanlı, gitmek isteyebileceğin bölümler varsa listeye ekle. Puanından, sıralamandan daha yüksek yerleri yazmaktan korkma.

Yeni Liste
1. Boğaziçi Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
2. Marmara Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
3. İstanbul Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
4. Dokuz Eylül Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
5. Uludağ Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
6. Erciyes Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
7.
8.
9.
10. Cumhuriyet Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
11.
12.
13. Yıldız Teknik Ünv. matematik bölümü

Öğretmen: Boğaziçi’ne zaten puanın uzak tamam 1. sırada dursun sorun yok. Dokuz Eylül ile İstanbul arasına gitmek isteyip yazabileceğin bir bölüm var mı? Mesela Gazi
Öğrenci:: Aaa evet giderim Gazi’ye
Öğretmen: Senin aklın başında mı? Madem gidersin niye yazmıyorsun. Baksana araştırsana her üniversiteyi. Gazi’ye puanın yeterken ve daha çok isterken Dokuz Eylül’ü kazanacaksın, sonra ahh niye Gazi yazmadım diyeceksin..

Yeni Liste
1. Boğaziçi Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
2. Marmara Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
3. İstanbul Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
4. Gazi Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
5. Dokuz Eylül Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
6. Uludağ Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
7. Erciyes Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
8.
9.
10.
11. Cumhuriyet Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
12.
13.
14. Yıldız Teknik Ünv. matematik bölümü
Öğretmen:: Aldığın puanı unut ve sadece isteğine göre, gönlünde ne yatıyor ona göre cevap ver. Şu 13 soruyu cevapla; Boğaziçi mi yoksa Marmara mı istersin. Boğaziçi mi yoksa İstanbul mu Boğaziçi mi yoksa Gazi mi ...... Boğaziçi mi yoksa Yıldız Teknik mi?
Cevap: Boğaziçi tabiki hepsinden çok istiyorum.
Öğretmen: 1. tercihi kitledik. Şimdi şu 12 soruya cevap ver;
Marmara mı istersin yoksa İstanbul mu? Marmara mı Gazi mi? Marmara mı Dokuz Eylül mü?.... Marmara mı Yıldız teknik mi?
Öğrenci: Aslında ben Marmara’dan çok Gazi istiyorum.
Öğretmen: Listeyi yeniliyoruz o halde 1. tercih kitlitli 2. sıra Gazi olacak
Öğrenci: Ama Gazi’nin puanı Marmara’dan daha düşük.
Öğretmen: Ne olmuş birşey olmaz. Gazi’yi diğerlerinden daha çok istiyorsan üstte olacak. Puana bakmıyoruz. İsteğin önemli.
Yeni liste
Başka bir liste
Başka bir liste
Son liste
1. Boğaziçi Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
2. Gazi Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
3. İstanbul Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
4. Marmara Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
5. Uludağ Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
6. Erciyes Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
7. Dokuz Eylül Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
8.
9.
10.
11. Cumhuriyet Ünv. ilköğretim matematik öğretmenliği
12.
13.
14. Yıldız Teknik Ünv. matematik bölümü
Öğretmen: Marmara’ya birşey demiyorum hadi orada dursun. Ama şunu bil Erciyes olmazsa Dokuz Eylül imkansız. Bunu adı Ölü tercih. İlk 6’ya giremezsen 8,9,..14 ‘ten tekine girersin. Dokuz Eylül’ün puanı Erciyes’ten aşağı düşmez.
Öğrenci: Silelim mi?
Öğretmen: Yok silmeyelim zararı yok. Evet yer işgal ediyor ama sen zaten tercih haklarını tamamını kullanmıyorsun. Bu yüzden önemi yok. Ölü tercih başka yanlış tercih başka.
Öğrenci: Bitti mi?
Öğretmen: Daha yeni başlıyoruz:) Şaka şaka!
Boğaziçi’ni herşeyden çok, Gazi’yi sonraki 12 tercihin hepsinden çok, İstanbul’u sonraki 11 tercihinin hepsinden çok..... istiyorsun.
14 tercihi de kilitledik. Araya yazmak istediğin hiçbir bölüm yok.
Peki Yıldız Teknik’i %99 kazanır mısın puanın çok rahat yetiyor mu?
Öğrenci: Evet
Öğretmen: O zaman bitti.

Not1: Eğer öğrenci son tercihine girip girmemekte riskli bir noktadaysa bir sene daha hazırlanmakla daha düşük puanlı yerler yazıp yazmamak konusunda karar vermelidir. Ben 1 sene daha durmam derse 15,16,17... tercihlerini yapmalı.
Not2: İsteğiniz önemli puan değil. Tercih haklarınızın tamamını kullanmadığınız müddetçe ölü tercihlerin aklıma gelen tek zararı var. Bazı burslar sizin kazandığınız üniversiteyi ilk 5 tercihinizde yazmanız şartıyla verilir. Belki ölü tercih yüzünden 6. sıradan kazandığınız bir yeri 5. sıradan kazanabilecekken burs almayı kaybedersiniz.
Not3: Marmara İstanbul’a göre ölü tercih gibi dursa da tam ölü değil:) Çünkü puanları çok yakın. Bu bölümlerin puan sıralaması her sene değişebilir. Öğrenci Marmara’yı silmemeli. Ama Dokuz Eylül’ü silse de olur. Boğaziçi imkansızsa o da silinebilir.

Ben ne ikinci öğretim ne de matematik dışında bir bölüm olayına girdim yukarıda. Bir tercih sürecinde milyonlarca parametre olduğunu biliyorum. Zor olduğunu biliyorum. Ama bu tür şeyleri buradan internetten çözmemi beklemeyin. Ben sadece basit ama tehlikeli net hatalar konusunda uyardım. Kesin karar vermeden tercihi onaylatmayın(internet-Ösym bürosu) . Son güne de kalmayın.
Klavuzu iyi okuyun açıklamaları inceleyin(bu sene
yani 2010 klavuzunda bazı hatalar varmış). Ekşi Sözlük’ten üniversiteler hakkında yazılanları muhakkak okuyun çok yararlıdır. Kampüs nerde öğrenin. İstanbul Üniversitesi ama Beyazıt mı? Avcılar mı?
Şunu da unutmayın geçmiş nesiller sizden daha kötü tercih süreçleri yaşadı. Sistem değişti bizi buldu deyip durmayın. Ben ve akranlarım(1997) daha sınava girmeden tercihte bulunuyorduk. Hayal edebiliyor musunuz?

LYS 7. SORU

Gönderen Harun 16 Tem 2010

Evet bu soru üzerindeki tartışmalar Mantık konusuna gerçekten daha fazla eğilmek gerektiğini ortaya koydu. Çünkü bu soru üzerinde yapılan tartışmalar aslında eşitsizliklerle alakalı bir tartışma değil. Önermelerle alakalı bir tartışma. Adeta LGS2010 mantık sorusunun bir uygulaması haline geldi soru. O sorunun çözümünde hatırlarsanız şöyle bir ifade yazmıştık;
Sanırım bu ne anlama geliyor açıklamak gerekiyormuş. Kadir ÇÖPDEMİR'den daha iyi anlatmaya çalışacağım:)
P= Kafesteki Aslandır.
Q=Kafesteki Hayvandır.
Bu durumda takdir edersiniz ki P ise Q önermesi doğrudur.
Kafesteki aslan ise Kafesteki hayvandır.

Peki buradan şu anlam çıkar mı? Şu doğru mudur?
Kafesteki hayvan ise Kafesteki aslandır.
Çıkmaz tabiki! Yanlış.Belki de maymun.

Peki şunu söyleyebilir miyiz?

Kafesteki aslan değil ise Kafesteki hayvan değildir.
Hayır bu da yanlış olur söyleyemeyiz.Maymun!

Peki doğru olan başka bir cümle kurabilir miyiz?
Elbette kurarız mesela;
Kafesteki hayvan değil ise Kafesteki aslan değildir.
İşte matematik bunu yukarıda yazıldığı gibi
P=>Q denktir Q'=>P'
ifadesiyle anlatır.
P=>Q doğru bir ifade ise Q'=>P' ifadesi de doğrudur.
P=>Q yanlış bir ifade ise Q'=>P' ifadesi de yanlıştır.
Şimdi soruya dönelim.

Siz bu soruda a küçüktür c şartını sağlayan a=1, c=2, b=-1 sayılarını alıp yukarıdaki eşitsizliğin sağlanmadığını ve cevabın D şıkkı olmayacağını söylediğinizde şu duruma düşmüş oluyorsunuz.
ÖSYM: Kafeste aslan varsa aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur.
a) b) c) d)kafesteki hayvandır e)
SİZ: Kafesteki hayvan olunca kafeste her zaman aslan olmaz ki soru yanlış diyorsunuz.
İllaki bu şekilde akıl yürütülecekse demeniz gereken şey;
Kafeste hayvan olmazsa kafeste aslan olmaz'dır.
Bilmem anlatabildim mi? Kaç dakka kaldı evladım?

MADEM YAZAMIYORUM O ZAMAN ÇEKERİM

Gönderen Harun 14 Tem 2010

büyük ebatta görüntülemek için resme tıklayınız


İstanbul'da bir residence'ın önü. Bardakçı Baba diye birisi var mı o da tartışmalıdır. Medyada konu yer almıştı.


büyük ebatta görüntülemek için resme tıklayınız

Amatör fotoğrafçı dediğin; bilumum hayvanı çeker.Kuş,köpek,kedi...

büyük ebatta görüntülemek için resme tıklayınız

Bizim balkonun sakinleri , bal ikram etmiştim. 2-3 damlayı beş saatte yediler.Pardon taşıdılar.


büyük ebatta görüntülemek için resme tıklayınız



büyük ebatta görüntülemek için resme tıklayınız

Yeni Cami.


Okan Üniversitesi . Reklam yapmıyorum küme falan hoşuma gitti.Tabi doğru mudur tartışılır?
Metro güvenliğine gıcık oldum , elimde profesyonel bir makine olduğu için ,yasak kardeşim izin alman lazım vs. Cep telefonu ile çeksem hiçbirşey demez. Düzgün çekemedim onun yüzünden fotoğrafı.

OKUMAK

Gönderen Harun 12 Tem 2010


Kalitesiz bir romana harcadığım zamana değil, romanın okuma aşkımı öldürdüğüne yanarım.
Öyle bir hayal kırıklığıdır ki bu; O yazarın başka kitabını okumayacak kadar.
Öyle bir hastalık ki bu; Hiçbir kitaba başlamaya cesaret edemeyecek kadar.
Öyle bir travma ki bu; Binlerce kitap bulunan bir kitabevinde, bir saat gezip bir tek kitap seçemeyecek kadar.
İşte ben bu duruma düştüğümde ya hiç yazı yazmıyorum ya da kısa yazılar yazıyorum.
Bir yazar değilim ama o yazarların düştüğü duruma düşmek istemiyorum.

ADAM

Gönderen Harun 2 Tem 2010



Keşke hava güzel olsaydı dedi, yağ hücrelerinden kurtulamamış bir kadınla görüşmeye giden bir adam. Kişiliksiz güneşli bir havadan, daha iyidir dedi başka bir adam

Karakterlerden tekini sana benzettim, bu romanı oku dedi bir kadın. Romanda mutsuz bir kadından başka, kimseye dikkat edemedi adam.

Sıkılıyor musun diye sordu bir kadın. Bu sorunun ifade ettiği bütün anlamları çok iyi bilmesine rağmen, toy bir delikanlının vereceği cevabı verdi adam; Hayır sıkılmıyorum.

Şemsiyemi çıkarken evde unuttum dedi bir kadın. Ortak şemsiyenin getireceği samimiyetten korktuğundan mıdır? yoksa birlikte ıslanmanın tadından mı? bilinmez, çantasında şemsiye olduğunu söylemedi adam.

Arabanın bütün kapılarını kilitleyeceksin. Sonra kızın bineceği kapıyı açıp, kızı bindirip sen arabanın etrafından dolanacaksın. Kız sana kapıyı içerden açarsa… diye, arkadaşına öğüt veriyordu bir adam. Bu sahne hangi filmdeydi, bir türlü hatırlayamadı başka bir adam.

O gün bekledim ve gelmedin, tahmin etmiştim gelmeyeceğini, keşke gelseydin dedi kadın. Özellikle yarım saat geç geldim, bekleyecek misin diye, diyemedi bir adam.

İrkilerek dona kaldı kaldırıma bakan bir adam. Elinde fotoğraf makinesi, suratında karmakarışık bir ifade, kaçar gibi uzaklaşıyordu başka bir adam.