YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

GÜLER MİSİN? AĞLAR MISIN?

Gönderen Harun 30 Eyl 2009

Geçen sene okurlarımı yazının son bölümüne kadar şaşkınlığa uğratacak bir yazı yazmıştım. Hangi yazı derseniz, adını yazmadan linkini verelim; ŞU YAZI

Google'dan sitenin o sayfasına gelen ziyaretçi istatiklerini paylaşmak istedim.
Google o türden aramalarda benim sitemi niye ilk sayfada çıkarıyor anlayabilmiş değilim. Uğraşsan yapamazsın:) Durum biraz komik, biraz üzücü. Ne ilginç toplumda yaşıyoruz. Kimbilir google verileri incelense ortaya neler çıkar.




BAŞKA BİR MATEMATİK EĞİTİMİ

Gönderen Harun 28 Eyl 2009












Dil seçeneğinden (view subtitles) Türkçe'yi seçip izleyebilirsiniz.

''Normal matematik eğitimi sadece sıkıcı değildir ama, hepsinden öte öğrencilerin zekasını harekete geçirmekte yetersizdir. Çocukların soyut düşünemedikleri pedegojide bir sabit fikirdir. Tabii ki baştan aşağı saçmadır. Hatta galiba daha çok tam tersi doğru. Örneğin, sonsuz büyük ve sonsuz küçük kavramlarını 9-10 yaşlarındaki herhangi bir çocuk sezgiyle hemen kavrayabilir. Birçok çocuk sıfırı keşfettiğinde bariz biçimde büyülenir. Limit kavramı çocuklara anlatılabir, yakınsak ve ıraksak diziler arasındaki ayrım onlar için çok açıktır...

... Bana öyle geliyor ki, bir çocuğun matematiksel fikirleri kavrama kapasitesi, geleneksel eğitimin cenderesinden geçmiş ve süreçten büyük olasılıkla kalıcı hasar görmüş ortalama bir yetişkininkinden doğal olarak daha üstündür...''
Hans Magnus Enzensberger (Matematik Dünyası 2006-III Kalenin Kapıları Açılsın )

Onlar neyi değiştirmeye çalışıyor biz neyi?


Bakınız : Mobius Şeridi


2010 ÖSYS 1 ÖNERİ 1 ELEŞTİRİ

Gönderen Harun 26 Eyl 2009



ÖĞRENCİLERE ÖNERİ
Tıp fakültesi, diş hekimliği, eczacılık tercihinde mi bulunmak istiyorsunuz? Doktor mu olmak istiyorsunuz? Bir biyoloji sorusu 15 puan, bir matematik sorusu 13 puan dikkatli olun.

Mühendis mi olmak istiyorsunuz? Matematik 22 fizik 13 biyoloji 5 puan haberiniz olsun.

Matematik öğretmeni olacaksanız; Matematik 26 Biyoloji 5
Eğer Fizik öğretmeni olacaksanız; Matematik 16 Biyoloji 12 puan

Velhasıl öncelikle gidip şu dosyayı inceleyin
Sonra lisans için şu taslağı inceleyin
Sonra da bir bölüm seçip ona göre çalışın. Eskisi gibi ben sayısalcıyım diyerek sene sonuna kadar mühendis mi olsam yoksa doktor mu olsam diye ikide birde fikir değiştiremeyeceksiniz. Tm ve sosyal öğrencileri için de durum böyle.

Mühendislik için hazırlanan bir öğrenci matematik öğretmenliğini tercih eder puan türü aynı, ama son iki ay kala çıkıp ben tıp okuyacağım diyemez.

Genel için konuşuyorum, eğer öğrenci zaten son derece başarılı ve yüksek puanlı mühendislikleri kazanacak seviyedeyse evet o öğrenci son iki ay kala tıp okuyacağım diyebilir. Zaten tüm testleri iyi yapabiliyordur çünkü. Fakat orta ayarda bir mühendislik kazanabilir bir öğrenci, pat diye puan türü farklı olan bir bölümü tercih etmeye kalkarsa, son aylarda puan türü farklı olan bir bölüme girmek için uğraşırsa, başarması çok zor.
Ne olmayı düşünüyorsanız karar verin.


ÖSYM'YE ELEŞTİRİ
Geçen seneye kadar fen testlerindeki fizik, kimya, biyoloji soru miktarları farklıydı değil mi? Soru miktarı farklı olunca dersin getireceği puan da farklıydı.
Ne oldu bilinmez dediniz ki 2009 da hepsinden eşit sayıda 10'ar tane soru soracağız. (10.11.2008 basın duyurusu)
Şimdi çıkıp 2010'da fizik, kimya ve biyolojinin katsayıları farklı olacak diyorsunuz. LYS'de 30'ar soru ama KATSAYILARI puan türüne göre FARKLI. Güzel bir uygulama tamam.
Peki geçen seneye mahsus o tuhaf uygulama neyin nesiydi?

UMUDUNU YİTİRMEK

Gönderen Harun 25 Eyl 2009

HIZLI KONU TEKRARI

Gönderen Harun 11 Eyl 2009

FONKSİYONEL AŞK

Gönderen Harun

GRAFİK KALP

ZAMAN6 PAMUK

Gönderen Harun 7 Eyl 2009

masumiyet müzesi orhan pamuk
<...Aristo, Fizik'inde ''şimdi'' dediği tek tek anlar ile Zaman arasında ayırım yapar. Tek tek anlar, tıpkı Aristo'nun atomları gibi bölünmez parçalanmaz şeylerdir. Zaman ise, bu bölünmez anları birleştiren çizgidir. Zaman'ı şimdileri birleştiren çizgiyi, Tarık Bey'in ''unut'' öğüdüne rağmen ne kadar gayret etsek de, aptallar ve hafızasızlar hariç kimse bütünüyle unutamaz. Hepimizin yaptığı gibi mutlu olmaya ve Zaman'ı unutmaya çalışabilir ancak insan. Füsun'a aşkımın bana öğrettiklerine ve Çukurcuma'daki evde sekiz yılda yaşadıklarıma dayanan bu gözlemlerime dudak büken okurlar, Zaman'ı unutmak ile saati yada takvimi unutmayı birbirlerine karıştırmasınlar, lütfen. Saatler ve takvimler, bize unuttuğumuz Zaman'ı hatırlatmak için değil, başkalarıyla olan ilişkimizi ve aslında bütün toplumu düzenlemek için yapılmışlardır, böyle de kullanılırlar...>

<...Yaşadığım hayat Zaman'ı yani Aristonun şimdi dediği anları birleştiren çizgiyi hatırlamanın çoğumuz için pek acı verici olduğunu bana öğretmiştir. Anları birleştiren yada müzemizde olduğu gibi, anları içlerinde taşıyan eşyaları birleştiren çizgiyi gözümüzün önüne getirmeye çalışmak, hem çizginin kaçınılmaz sonucunu, ölümü hatırlattığı için hemde çizginin kendisinin -çoğu zaman hissettiğimiz gibi- pek bir anlamı olmadığını yaşımız ilerledikçe acıyla kavradığımız için üzer bizi...>

Masumiyet Müzesi -Orhan PAMUK