YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

STAJYER MATEMATİKÇİYE ÖNERİLER

Gönderen Harun 10 Nis 2009


Uyarılar

1) Pedagojik formasyon açısından yazdıklarımın ne kadarı doğrudur, düşüncelerime eğitim otoriteleri ne kadar hak verir belli olmaz.
2) Eğitimle alakalı bazı şeyler kapalı kapılar ardında uzmanlarca konuşulmalı ve tartışılmalıdır. Bu yüzden bu yazı mecburiyetten noksandır.
3) Zaman, yazdıklarımı eskitecektir. Yazımdaki doğru ifadeler beş sene sonra yanlış hale gelebilir. Eğitim anlayışı ve dünya sürekli değişiyor.
4) Yazı daha çok düz lise öğretmenine yöneliktir. Temel şeyleri yazmaktan çok değinilmeyen şeyleri yazmaya gayret ettim.
5) Sonuçta bende bir öğretmenim. Bu yazdıklarım; gördüğüm,yaşadığım ve duyduklarım doğrultusunda sadece tavsiye amaçlıdır. Ders vermek, öğüt vermek haddime değildir, ben kimim ki meslektaşlarıma öğüt vereyim. Aşağıdaki birçok fiilde emir kipi kullanılacaktır. Şöyle yapma, böyle etme, bunu yap, şunu yap, şöyle yap gibisinden. Bunlar, ukalalık ve ben biliyorum gibi anlaşılmasın. Daha rahat olduğu için bu anlatım biçimini(fiil yapısını) seçiyorum. Zaten eğitimde biliyoruz ki net ve kesin
doğrular yoktur.



1) Sınıfın kapısını kapattığın anda vicdanınlasın: Senin sınıf içerisinde yapmaya çalıştıklarını, yaptıklarını, gayretini dışardan kimse bilemez. Ne okul müdürü ne de başkası senin öğretmenliğini anlamaktan uzaktır. Tahminleri olabilir ama bilemezler. Sınıfta müdürün oğlu bile olsa bilemezler. Bu yüzden işini yapacaksan bu sadece senle alakalı. Bu sözlerimle dersi boş geçirme, laklak etme dediğimi sanma sakın. Yeri gelir 40 dakka boyunca sohbet edersin, etmelisinde. Yeri gelir futboldan yada yerli dizilerden konuşursun, konuşmalısında. Sende insansın, bazen kişisel sebeplerden verimsiz ders işleyebilirsin. Yorgunsundur, mutsuzsundur... Ama genel olarak işini elinden geldiğince iyi yaptığına inanıyorsan önemli olan budur. Ve işini iyi yaptığının takdirini kimseden görmeyecek gibi yaşa, bilemezler. Sadece duyarlar ama anlayamazlar. İyi öğretmen; sınıfta en iyi olan öğretmendir. Birçok okul idaresi ise kağıt işlerini iyi yapan öğretmenleri sever. Yapabiliyorsan hepsini yap. Fakat unutma iyi öğretmen sınıfta belli olur. Doğru düzgün işini yapmadığı halde kağıt üstünde mükemmel şekilde işini yapan öğretmenlerden olma. Herşey sınıfın kapısını kapattığın anda başlar.

2) Not konusunda cimri olma: Daha önce EĞİTİM SİSTEMİNE POZİTİF BAKIŞ isimli yazımda da değindiğim gibi yıllarca bu ülkede acımasız bir eğitim politikası uygulandı. 8-9 yaşlarındaki çocuklar sınıfta bırakıldı. Ne oldu peki! Çok kaliteli 100bin kişi yetişdirdik ve geriye 900bin cahil insan bıraktık. Bu ülkenin geleceği; toplumun genelinin eğitim seviyesinin yükselmesine bağlı. Bir kısım insanı ne kadar iyi yetiştirirsen yetiştir hiçbir şey olmaz. Ki o yetişenlerde 900bin cahilin arasında kalmak istemediği için yurtdışına gidiyor. Bakanlığın gerek ilköğretimde gerek ortaöğretimde sınıfta kalmayı zorlaştırmasındaki, üst sınıfa geçmeyi kolaylaştırmasındaki amaç budur. Eski kafalı insanlar bunu anlayamazlar. Onlar eğitimde kalite düştü der dururlar. Düşen birşey yok. Biraz dünya değişti ama daha çok 900bin kişiyi artık karanlığa itmiyoruz, eğitim sisteminin içinde barındırıyoruz, mesele bundan ibaret. Ve öğretmen olarak sana düşen görev; 900bin kişiyi kazanmak.

Hadi 9. sınıfta birçok öğrenciyi bırakıyorsun. 10. sınıfıda bir parça anlayabilirim. Meslek lisesine, mesleki eğitim kursuna gitsin, zamanını boşa harcamasın öğrenci. Ki doğru bir davranış. Ama 11. sınıfta bir sınıfın %50 sini niye dersten bırakıyorsun canım hocam. Birkaç kişi olur tamam, ama sınıfın yarısı matematikten bırakılmaz ki! Adam ne yapsın o yaşta, okulu mu bıraksın?

Yazılılarda öğrenciyi döküp durma. Şimdiye kadar ki araştırmalar dersten kalan öğrencinin değil! başardığını hisseden öğrencinin daha çok yol katettiğini söylüyor. Kolay sor. Bırak yapsınlar. Bildiklerini zannetsinler. Bak ben aptal değilim seni anlıyorum. Gırtlak patlatıp duruyorsun. Onca emeğin var ortada. Üstüne üstlük derste seni dinlememişler, laklak etmişler, bırak günlük çalışmayı, yazılıya bile çalışmamışlar. Defter tutmamışlar.
Hocam kolay sor, büyüklük sende kalsın . Bırak yapsınlar. Kendilerine güvenleri gelsin. Derse ilgi duysunlar. Birçoğu başaramayacağını zannettiği için çalışmıyor. Kolay sorunca konunun tamamını tarayamıyorsun biliyorum. Öğrenci aslında o konuya tam hakim olmadan dersi geçecek diye endişelenme. Sen sınıfta konuyu derinlemesine anlat. Ama sınavın kolay olsun. Hatta ders anlatırken konunun tamamını versende bazı soru tiplerini sınıfın durumuna göre atlayabilirsin. Konuyu tam ver ama soru tipini atlayabilirsin.
Ama hocam sınavda kolay sor. Öğrenci ''galiba ben bu dersi yapabiliyorum '' desin.Bunun birçok avantajını görürsün;
i)Öğrenci başarabiliyorum diye daha çok ders çalışır.
ii)Matematik dersine olan önyargı kırılır.
iii)Dersin işleyişini sabote eden öğrenci sayısı azalır.
iv)Öğrencinin kendine güveni gelir. Ki öğretmen olarak bunu başarırsan, başka hiçbirşey yapmasanda olur. Kolay sor, kolay sor.

Başarılı ve durumu iyi öğrencilerin aklına geldi değil mi? Sınavda kolay sormak veya derste soru tipini atlamak onların gelişimine zararlı olur diye düşünüyorsun. Yanılıyorsun. Bir sınıfta verimli ders işleyebilmen için sınıftaki çoğunluk, derse karşı pozitif olmalı. Eğer dersi ve sınavı zor yaparsan, birçok öğrenciyi kaybedeceksin. Ve inan o sınıfta çok verimsiz ders işlersin ve iyi öğrencilerinde heba olur. Peki iyi öğrencilere ne yapmalısın. Sınavda onlara yönelik bir tane en fazla iki tane soru sor. Yeterde artar. Zekayı, düşünceyi ölçen, ezberden uzak kaliteli bir soru. Eski konularla bağlantılı olursa tadından yenmez. Bir sınavı hazırlarken ilk 8-9 soruyu onbeş dakikada yaz ama başarılı öğrencilerine sorduğun soruyu gerekirse yarım saat düşün. Derste atladığın soru tiplerini ise başarılı öğrencilerine ödev vererek telafi et, biraz zor biliyorum ama elinden geldiği kadar. Ki zaten başarılı bir öğrenci konuyu öğrenirse, senin atladığın soru tiplerinin çoğunu kendiliğinden çözer.
Hocam kolay sor. Kolay sormak demek işini ciddiye almamak demek değil. Kolay sormak kötü bir öğetmensin anlamına gelmez. Düz lise öğretmeni kolay sormalıdır. Bırak Anadolu lisesi öğretmeni ne halt yerse yesin:) Onun dertleri apayrı.Sen kolay sor. Seni denetlemekle mükellef birileri sana kolay sormuşsun diyemez, ama zor sormuşsun diyebilir.

Sözlü notu meselesine gelince; Sınavda kolay sorduğun için sözlüleri çok yüksek vermeye gerek yok. Sözlü notunda adaleti sağlamak adına ortalaması aynı olan öğrencilere eşit sözlü notu kullanma kaygısı duyma. O zaman ne anlamı kaldı sözlü notunun, bilgisayar senin adına versin. Öğrenciye deklare et sözlü notunun tamamen senin inisiyatifinde olduğunu, istediğin kişiye istediğin notu vereceğini. Herşeye rağmen sözlü notunu önemsiz kılmaya, asıl olanın yazılı olduğunu öğrenciye belli et.

3) Sınavlarına özen göster.
-Kopya en büyük sorunumuzdur engel olmaya çalış.
-En verimli ders sınav yaptığın derstir.
Çünkü sınav esnasında sınıfın tamamı dersle ilgili ve çaba sarfediyordur. Bu yüzden kolay sorsan bile özenle seç sorularını.
-Başarısız sınıflara yalandan sınav tarihi verip sınav günü sınavı iptal et. Bir hafta ertele. İki kez çalışsınlar.(Senede birkez yap bunu, abartma)
-Boş kağıda sıfır verme. 10 ver 15 ver canın istiyorsa 20 ver. Motive et öğrenciyi.''Bak sen çabalarsan ben seni dersten geçirmek istiyorum'' mesajı ver.
Sıfır demişken aklıma geldi, ilk dönem karneye kimseye sıfır verme.

4) Öğrenciye elini kaldırma ve nöbetini tut: Okul idaresine haber vermeden iki gün okula gitmesen. Derslere geç girsen. Doğru düzgün ders anlatmasan. Canın sıkılıp dersten çıkıp kahve içmeye gitsen. Plan, program vesaire yapmasan. Uyarı alırsın, bir daha uyarı alırsın, kınama alırsın vesaire vesaire.
Ama eğer öğrenciyi döversen veya nöbetinin olduğu yer ve saatte bir öğrenciye birşey olursa, ölümlerden ölüm beğen, adamın anasını ağlatırlar, anandan emdiğin sütü burnundan getirirler (konuyla alakalı başka atasözü varmı?:)). Öğretmenin birinci görevi öğretim değil, eğitim değil, öğrencinin can güvenliğini sağlamaktır. Nöbetin amacıda budur. Bazı öğretmenler nöbetin temel amacını; zil çalınca öğrencileri sınıfa sokmak, gürültüyü engellemek, sigara içilmesini engellemek falan sanır. ALAKASI YOK.Bu saydıklarım ikinci planda.
Nöbetin temel amacı öğrencinin başına bir kaza gelmesini engellemek. Öğrenciler arasında şiddet ve kavga yaşanıp bir öğrencinin yaralanmasının önüne geçmek. Rahatsızlık geçiren bir öğrenciye hızlı müdahale etmektir. Bu yüzden bir öğrenciye elini kaldırırsan veya nöbet tutmazsan öğrencinin can güvenliğini tehdit etmiş olursun ki başın belaya girer. En azından bu nöbet konusunda okulunun öğrenci profili veya nöbet mahalline göre hassas ol. Olay yaşanabilecek tehlikeli bir koridor nöbetinde, öğrenciler derste olduğu halde, benim dersim boş ise 10 dakkada bir koridorda tur atarım ben.


5) Okul rehberliği ne kadar bilgilendirir bilmem. Ama durumu özel öğrencilerini öğren.
- Sağlık sorunu
olanlar.(Epilepsi, kalp hastalığı, ortopedik, psikolojik,sinirsel)
-Ailevi sorunu olanlar. (Boşanma,ölüm,geçim sıkıntısı, aile bireylerinde rahatsızlık
)
-Babası mafya olanlar. (Allah göstermesin topuğuna sıkmasınlar hocam:)) Rahat ol hocam, mafya veliler en iyi velilerdendir. Çocuğun şöyle terbiyesizlik yaptı dersin, yarın bir bakarsın öğrenci süt dökmüş kediye döner:)
''Çocuğum sürekli haklı, öğretmen her zaman haksızdır'' diye düşünen veliler başkalarıdır.

6) Öğrencinin başka hoca hakkında dedikodu yapmasına izin verme. Konuşturma öğrenciyi. Velileri benzer konularda hiç konuşturma, okul idaresine yönlendir hepsini.
Veli demişken veliler yaşlı hocaları daha çok severler. Daha çok şey öğreteceklerini düşünürler. Veliye karşı dikkatli ol. Çoğu iyi niyetli olsada yalan söyleyenleride çıkar. Veli toplantısına iyi giyinerek git. Veli senin sınıfta nasıl matematik anlattığına bakmaz,bakamaz, çoğuda anlamaz. O senin kılık kıyafetine, konuşmana, saçına, tırnağına dikkat eder. Veli toplantısında bir sınıf hakkında sakın olumsuz konuşma. Bu sınıf çok kötü falan gibisinden birşey deme. Eleştireceksen bireysel olarak her veliye çocuğunu şikayet et. Sınıfın kötü olduğunu söylersen veli çocuğunu başka sınıfa almak isteyecektir ve daha birçok sorun ortaya çıkar. Veliyi tanımıyorsan öğrenci hakkında çok kötü bir söz söyleme. Birçok veli problemi çözmeyi bilmez. Toplantıdan eve gidip matematik öğretmenin şöyle dedi der ve başkada birşey yapmaz. Ne anladık bu işten.Hem öğrenci senden soğur, hemde problemi çözememiş olursun. Bkz; RAHATSIZ OLDUĞUM VELİLER
Problemi her zaman okulda öğrencinle çözmeye çalış. Tüm sorunları tek başına,yardım almadan, sınıfta yada
öğrencilerinle özel konuşarak çözmeye çalış. Tekrar ediyorum tüm sorunları.

7) Öğrenci kıskançtır. Bu yüzden eşit mesafeli görünmeye dikkat et. Buna rağmen senin başkalarına daha fazla zaman harcadığını, başkalarını daha çok sevdiğini falan düşüneceklerdir.
Öğrenci kendisine ne kadar değer verdiğini anlamaz.

8) Diğer öğretmenlerin öğretmenlikleri seni ilgilendirmiyor, yetkili kişi sen değilsin. Bu yüzden sen işini en iyi şekilde yap ve gerisine karışma. Eğitim ekip işidir. Başka öğretmenlerin performansı senin öğrencilerinin geleceğini belirleyecektir. Bunu sende biliyorsun. Ama karışma hocam. Başka hocanın dedikodusunu yapma. Başka hocanın öğretmenliğini eleştirme. Yetkili sen değilsin. İşini yap.
Yaşlı öğretmenlerle anlaşamayabilirsin. Onların fikirleri yanlış gelebilir. İdealistliklerini kaybetmiş olabilirler. Ama şunu unutma onlar senin daha duymadığın birçok şeyi bizzat yaşayıp gördüler. Bu yüzden fikirlerini kendine sakla. İnan senin onlardan üstün olduğun, onlarında senden daha iyi olduğu noktalar var. Senin dikkat etmen gereken tek şey içindeki genç, dinamik, idealist öğretmeni kaybetmemen. Türkiye'de bu biraz zor olsada elinden geleni yap hocam. Emeklerin hiçbir zaman boşa gitmeyecek. Ama enerjinide idareli kullan. 30 sene daha bu mesleği yapacaksın sen.

Yıllar geçtikçe bazı olumlu yönlerini kaybedebilirsin. Ama unutma bazı yönlerden de çok gelişeceksin. İlk yıllardaki birçok sorunu sonra yaşamayacaksın.
Aslında daha çok şey vardı aklımda ama 30 sene öğretmenlik yapacaksın deyince artık yazıyı sonlandırma gereği duydum.

9) Bu meslek işini adam gibi yapanlar için gerçekten zor. Bunu ben en yakın arkadaşlarıma bile anlatamıyorum. Evet cumartesi, pazar tatil. Bayramları ve yazları tatil. Tam gün çalışmıyorum. İş ortamı temiz ve kapalı mekan. Fiziksel yorgunluk sadece ayakta durmak ve tahtaya yazı yazmak. Kağıt-evrak işleri abarttığımız kadar çok değil. Eve iş götürüyoruz ama çok ağır işler değil. Ama zihinsel ve psikolojik olarak öyle bir işte çalışıyoruz ki akşamları eve, bir kamyon tuğla taşımış gibi yorgun gidebiliyoruz. Fiziksel yorgunluk oturursun,yatarsın geçer. Ama zihinsel yorgunluk yatmakla geçmiyor. Branşımız tüm baş belası. Karşımızdaki bireylerin yetişkin olmayıp bu eğitimi kendi istekleri doğrultusunda almamaları, bizim öğrenciye zorla birşey öğretmeye çalışmamız bizim ömrümüzden ömür çalıyor. Öğretmeyi bırak, karşımızdaki kişiler yetişkin olmadığı için sokakta insanların birbirini öldüreceği gerginlikler yaşıyoruz sınıfta. Yeri geliyor öğrencinin annesinin , babasının tahammül edemediği şeylere sabrediyoruz. Bu meslek zor.

Bu yüzden bir matematik öğretmeni aklını oynatmamak için kendine bazı mesajlar vermeli;
-Birçoğu yapamasa da en azından Sinem ÖSS'yi kazanacak. Hiç yoktan iyidir.
-Nuray birgün sınavı kazanırsa bunda benim emeğim çoktur, çünkü temelini ben attım.
-Herşeye rağmen aralarında Büşra gerçekten bir hanımefendi. ÖSS'yi kazansın kazanamasın eminim iyi bir anne olacak.
-Matematikten hiçbir katkıda bulunamadığım Mehmet, büyük ihtimal babasının yanında işe başlayacak. Fakat liseyi bitirerek birçok yönden olgunlaştı.
-Gökçe'yi iyi ki matematikten geçirmişim yoksa bu kızı okuldan alıp 16 yaşında evlendirirlerdi.
-Fatih matematikten anlamasada bu sınıfın en iyi niyetli öğrencisi.
-Canan olmasaydı derslerde kimin esprilerine gülecektik.
-Çiğdem arkadaşlarıyla ve öğretmenleri ile iletişim konusunda çok yetenekli, herkes onu seviyor. Matematiği sıfır olsa bile bu kız ilerde maaşı yüksek iyi bir işe girecek.
-İlknur'la bir teneffüste sohbet etmiştik, hayatla ilgili birşeyler söylemiştim, belki söylediklerim hala aklında.
-Vedat okulu bıraksaydı serserinin teki olurdu. Çok şey öğrendi okulda.
Vesaire vesaire...

Elinden geleni yap hocam. Fakat unutma yaşamın parametrelerini değiştiremezsin. Bu yüzden bazen idealist ol. Bazen kaderci ol. Bazen ciddi ol. Bazen lakayt ol. Gücün varsa teneffüslerini harca. Psikolojin müsait değilse sevk al gitme.
Vicdanınlasın. Yaptığın meslek zor. Elinden geleni yaptığın sürece ne yaparsan yap, çok şey yapmışsındır.


| Bu yazıyı arkadaşına gönder

7 SİTE YORUMLARA KAPATILMIŞTIR

  1. Adsız dedi ki:
  2. yorum için üye olmalı mıyım?

     
  3. H.EŞKAR dedi ki:
  4. Gördüğünüz gibi hayır. Adı/url bölümünü seçerek rumuz/isim kullanabilirsiniz

     
  5. Adsız dedi ki:
  6. Kusura bakmayın,tekrar yazıyorum.Yazdıklarımın yorumlar bölümünde hemen çıkcağı zannıyla yazmıştım ki,çıkmayınca sizin şu aşkla ilgili yazının akıbetine uğradı(en azından benzer,ben dlete tuşuna basmadım ama,(A.A.A)(akıbet,akıbet,akıbet benzerliği :))Neyse bol parantezli oldu,hepsi de birbirine benzeyen.Neyse ki matematikte parantez çeşidi biraz fazladır,keşke kullanabilseydim :)E sadede gelemedim.değerli zamanlardan çalıyorum.Hocam bu yazıyı sanki bana yazmışsınız demiştim bir önceki yorumumda,ama yazının zaeten ben (ve benim gibiler) için yazıldığını daha önceki yorumumun değerlendirmesini okuyunca anladım :)
    Ama ismimin Ahmet olduğunu yorum başlığında gösteremediğim için Anonymus olarak çıkacağım yine.

     
  7. H.EŞKAR dedi ki:
  8. Teşekkür ederim . Umarım yararlı olmuşumdur. Eğer gmail kullanıyorsanız gmail'e giriş yaptıktan sonra oturumu kapatmadan bu siteye gelirseniz ve yorumlama biçimi olarakta google hesabı seçerseniz otomatik olarak adınız çıkacaktır. Yorum yazmakla ilgili birçok kişi sorun çekiyor, yakında bunu bir şekilde halledeceğim .

     
  9. Adsız dedi ki:
  10. Tavsiyelerinizi beğendim. Yıllardır hep bardağın dolu tarafı yerine boş tarafını göstermeye alıştırıldığımız için hem biz hem de öğrencilerimiz kaybetti.Necip Güven

     
  11. elif dedi ki:
  12. hocam öncelikle çok tşekkürler.Herşeyi çok güzel ifade etmişsinz.Anlatımınızdan ne kadar ii bir öğretmen olduğunuz rahatlıkla anlaşılabiliyor.Ben henüz fakülte sıralarındayım gazide 4.sınıfa geçtim.Deneyimlerinizi bu şekilde paylaşmanız gerçekten çok hoş olmuş hocam.Çünkü fakültede bunlar öğretilmiyor ne yazık ki..Elinize emeğinize yüreğinize saglık hocam...

     
  13. Harun EŞKAR dedi ki:
  14. Teşekkür ederim. Haklısınız herşey anlatılmıyor. Tabi haksızlık etmeyelim bazı şeylerde anlatılamıyor görüp öğrenmek lazım. Maalesef benim internet ortamında yazamadığım öğretmen adaylarına anlatılması gereken başka şeylerde var.