YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

SEVDİĞİM ŞARKILAR

Gönderen Harun 28 Oca 2009

Sayfa yükleme süresi çok uzadığı için eski videolara sadece link veriyorum.


Have You Ever Really Loved A Woman? (Bryan ADAMS)



Rüya(Ezginin Günlüğü)



Aldatıldık(Rengin)



Cesaretin Var mı Aşka?(GÜLAY)



Le Vent Nous Portera(Noir Désir)


Nasip Olur Mu(Aşkın Nur YENGİ)


My Sister Khaye (Chava ALBERSTEİN)


Sigaram Tütüyor (Aykut KUŞKAYA)


Lal (Sertab ERENER, Fahir ATAKOĞLU)


Aşk (Gülay) (İstanbul Kanatlarımın Altında Film Müziği)


Anlatmalıymış Meğer (Ayna)



Frozen (Madonna)



Taa Uzak Yollardan (Nilüfer)


Arnavut Kaldırımı (Demet SAĞIROĞLU)


Ankara'dan Abim Gelmiş (Grup Gündoğarken)


Belalım (Sezen AKSU)


Sele Verseydim(Yavuz BİNGÖL)

28/7=?

Gönderen Harun 24 Oca 2009






Film hakkında; In the Navy (1941)

KISA KISA

Gönderen Harun


''Güzelim şehrimizi ne hale getirdiler'' dedi bir kadın. Ailesi 350 yıldır İstanbul'da olduğu halde ''ben İstanbul'lu sayılmam'' diyen bir adam geldi aklıma.

''Analitik geometri 67,33 ten dört yapmamışsınız'' dedi bir öğrenci. İki yazılının ortalamasının 67,33 olamayacağını düşündüm sessizce.

''Sıradan bir kişi alabilirim'' dedi kasasını yeni açan kasiyer. ''Ben sıradan bir kişi değilim'' diyerek yan kasaya geçmeyen bir arkadaşım geldi aklıma.

Cuma namazı çıkışı imamın dediği yer burası diyen bir adam gördüm. Yine böyle bir namaz çıkışı paraların arasına elli milyon bırakıp iki yirmi bir onluk alan adamı düşündüm sonra.

Saçımı yıkadıktan sonra fön çekeyim mi diyen kuaföre teşekkür edip gerek yok dedim. Damat tıraşı dahil erkeklerde fönün insanı serseriye benzettiğini düşündüm.

Berber çıraklarına ve tüm çıraklara
acıdım. Tüm ustaların bir zamanlar çırak olduklarını unuttukları geldi aklıma.

Garsonların kadınlara daha nazik olduğunu, taksi şoförlerinin bir seçim anında kadın müşteriyi tercih ettiklerini, kaldırımda yürürken kadınların daha az yol verip üstüme üstüme yürüdüklerini, otobüste makyajlı, bakımlı genç kızların daha az yer verdiğini, Nişantaş'ta Şişli'de alışveriş yapan kadınların Eminönü'ndeki kadınlardan pek farklı olmadığını,
erkeğin gelişimine göre bir kadının kişisel gelişiminde ailenin daha etkin rol oynadığını düşündüm.

Taksi şoförlerinin kısa mı uzun mu mesafeli yolcu alma konusundaki kararlarında genellikle yanıldıkları kanısına vardım.

Mevcut siyasetin kötü birşey olduğunu, ama gençlerin siyasetle ilgilenmesi gerektiğini, günümüzün gençlerinin siyasetten uzak durmasıyla geçmişteki acı olayların çok fazla yaşanmadığını, fakat gençlerin bu siyasetten uzak yaşamlarıyla aptallaştığının farkına vardım.

Azerbaycan kanalına bakıp Türkiye'nin 20-25 sene gerisinde olduklarını, Avrupa'dan bakınca bizimde öyle mi göründüğümüzü merak ettim.

İnsanları ışınlamaya yarayan alet veya havada uçan araba yaptığımı hayal ettim. Sonra hiç zevk almadım bu hayalden. Eğer bunu başarırsam petrol ve otomotiv şirketlerinin iflas edeceğini ve bu yüzden bu icadımı gün yüzüne çıkarmamı engelleyeceklerini hatta beni öldüreceklerini düşündüm. Sonra birden aklıma geldi;Birileri bunları icat etmiş olabilir mi?

Televizyonda yemek yiyen balıksever adamın yediği balık için ''kırmızı et gibi lezzetli'' benzetmesindeki ironik duruma güldüm.
KISA KISA(2)




BİR ELVEDA

Gönderen Harun 22 Oca 2009

Bir elveda idi çağrın.Hoşça kal demekti gelmem. Biliyordun.
Ardımda çığlıklar. Ardında çığlıklar.Yutkunamıyorum.
Femin yanağımda hala.Sen misin o giden.
‘Kız çocuğuymuş.’
‘Hastaymış.’
‘Elleziy halekal mevte vel hayate…’

ÜSKÜDAR'A GİDER İKEN...

Gönderen Harun 13 Oca 2009


Hayatımdaki en duygusal sınavlardan teki 11 sene önce üniversite sınavına hazırlanırken, dershanede girdiğim bir deneme sınavıdır. Türkçe testini çözüyordum. Tahminim başım git gide ağırlaşmış ve tartmakta zorlanıyordum. Boynum uyuşmuş, etraftaki şeyler bulanıklaşmış, sayısal testleri çözerken ki yorulan beynimin iflas etme noktasına gelmiş olması muhtemel. ÖSS veya ÖYS , Türkçe testi olduğuna göre sınavın son 45 dakikasında olma ihtimalim yüksek. O sınava girdiğim günlerdeki psikolojimi, stres düzeyimi, ailemle olan ilişkimin durumunu hiç hatırlamıyorum. Bir paragraf sorusu çözüyordum, soru ne soruyordu hiç hatırlamıyorum, soru kolaymıydı zormuydu onu da bilmiyorum, ama soruyu birkaç kez okuduğumu, gözlerimin dolduğunu ve çok tuhaf olduğumu hatırlıyorum. Paragraf metnini kestim ve sakladım hala duruyor. Bugün okuduğumda yine etkileniyorum. Bir ay önce anladım ki aslında bir gazete köşe yazarının uzun bir yazısının orasından burasından cümleleri kesip birleştirilerek hazırlanmış o paragraf metni. Soruyu kim hazırlamış bilmiyorum ama sınavdan çıktıktan sonra 4-5 arkadaş hepimiz sorudan bahsettik birbirimize. Herkes etkilenmiş o paragraf sorusundan. Katibim türküsünün gerek melodisi gerek sözleri hakkında değişik tartışmalar, hatta bu şarkı kimin diye üzerine belgeseller yapılırken benim aklıma hep o paragraf sorusu geliyor.

(Üsküdar'dan söz açılınca ne gelir aklınıza? Katibim türküsü değil mi? Hatırlayın hani: ''Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur...'' Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı'nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdar'ın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil. Abdülmecid devrinde sivil memurlara getirilen ''Avrupalı kıyafet'' mecburiyeti sonucunda katiplerin cübbe ve şalvarı bırakıp setre ve pantolon giymelerini dalgaya almak için dalgacı bir İstanbul kabadayısı söylemiş onu. O güzelim türküyü bir daha eski tadıyla dinleyebilir misiniz? Vah bizim feraceli şemsiyeli hayallerimize)