YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

BLOG YAZARLIĞI VESAİRE...

Gönderen Harun 28 Ara 2008

Matematik blogları dışında takip ettiğim bloglar var. Aralarından bazıları canımı sıkıyor. Bu bloglara baktığımda yeni bir yazı göremeyince kızıyorum. Aradan birkaç gün geçiyor yazı yok. 10 gün geçiyor 15 gün geçiyor yok! hala yazmıyorlar.
Acaba bugünlerde yoğun oldukları için, iş güç vesaire yazacak zaman mı bulamıyorlar?
Yoksa hayatları çok monoton geçtiği için yazacak, paylaşacak birşey mi yok?
İçlerinde tutmak istemedikleri şeylerin olduğu, yüreklerinin kabardığı, fakat bunu bir internet sitesinde yazmaktan çekindikleri için mi yazmıyorlar?
Yoksa yazmak istediklerini yazıya dökemedikleri için mi?
Okurlarının kendisini anlamayacağını düşündükleri içindir belki de!
Belki bir bloğa yazılamayacak kadar uzun ve ayrıntılıdır anlatmak isteyip anlatamadıkları.
Hergün bloğuma bakıp, yeni bir yazı göremeyen okurlarımı düşünüyorum sonra. Can sıkıcı bir durum sanırım. Peki ben neden yazmıyorum bu aralar?
Bir bilsem!
Daha doğrusu; anlatabilsem keşke!
Aslına bakarsanız anlatılamayacak birşey!
Anlatırım ama anlamazsınız!
Anlarsınız ama anlatamam!
Anlatacak birşey yok aslında!

1 YILLIK BLOG İSTATİSTİKLERİ

Gönderen Harun 18 Ara 2008







Bir arkadaşım blog istatistiklerini bloğumda yayınlamamın sebebini sordu. Çünkü pek alışılagelmiş bir durum değil. Bir matematik öğretmeni olarak, ve bu bloğun temel amaçlarından biri olduğu için yazılarımın birçoğu matematik hakkındadır. Matematik hakkında olmayan yazılarımda bile bir şekilde matematiğe dokunmaya çalışıyorum. Pek gurur duyulacak bir tablo olmasada:) bu bloğun İSTATİSTİKLERİ gibi bir matematiksel veriyi okurlarımla paylaşmamak bence tuhaf olur.

İNTERNETTE GICIK OLDUĞUM ŞEYLER

Gönderen Harun 17 Ara 2008


1) ''Konuyu görüntülemek için foruma üye olmalısınız.'' '' Linkleri sadece üyeler görebilir''

-Ya kardeşim manyakmısın nesin. İşim var gücüm var niye böyle yapıyorsun. Kullanıcı adına 123456 Şifreye 123456 olmadı. Kullanıcı adı 012345 Şifreye 012345 olmadı. Kullanıcı adı asdfgh şifre asdfgh olmadı. Hadi bye bye uğraşamam üye falan olmakla. Aktivasyon mailini başına çal.

2) Farenin sağ tuşunu iptal eden siteler.
-Aman çok değerli bilgi.Farenin sağ tuşu ile birçok şey yapılıyor, yazını yada resmini almaya niyetim yok, niye bana eziyet ediyorsun ki!
Sanki öyle yapınca resmi yada yazıyı kopyalayamayacağım vela havle.

3) FWD e-mail.
-Peygamber Efendimizi o bahsedilen şahsın rüyasında gördüğünü sanmıyorum. Bu mesajı 10 kişiye göndemekle hayallerimin gerçekleşeceğini, yada aradığım aşkı bulacağımı sanmıyorum.
Ya bu söylenenin doğru olma imkanı yok, besbelli rakip firma karalama politikası yapıyor, çamur at izi kalsın meselesi. Ya kardeşim o resim ve gazete küpürü photoshop görmüyor musun yalan bu söylenenler. Ya bu internette ki herşeye niye inanıyorsunuz. Göndermeyin artık bana bu mailleri.

4) ''Falanca sizi facebook'a netlog'a hi5'e bilmem neye davet ediyor'' diye gelen mail.
-Teşekkür ettiğimi ve selamımı söyleyin, ben almıyayım. Canım isterse ben gelirim zaten, davete ne gerek var. Zahmet etmişsiniz boşu boşuna.

5) Microsoft'a düşman Google'ı dost görenler. İnadına ''İnternet Explorer'' kullanmayanlar. Körü körüne Windows karşıtı, cahil Linux kullanıcıları.
-İnternetle uğraşan kişiler niye cahil anlamıyorum. Kapitalizmden hiç anlamıyorlar. Google'ın 23Nisan- 29 Ekim gibi günlerdeki logolarından tutun birçok şeyden dolayı Google'ı insanlığın ve Türkiye'nin dostu, Steve Jobs ve Apple'ı içten ve samimi, Bill Gates ve Microsoft'u ise düşman görüyorlar. Milyar dolarlık bir şirketin tek düşüncesi; nasıl olurda daha çok para kazanırımdan başka birşey değildir. Hangi işletim sistemini veya tarayıcıyı kullanırsan kullan bu senin seçimin. Ama kimse çocuk gibi microsoft kaka Google yaşa demesin lütfen. Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz. Kimse sizin dostunuz değil be. Herkes kasasına giren paraya bakıyor.
Gerçi yoğun internet kullanıcısı birçok kişi, sırf bu konuda değil birçok konuda cahil. Dünyanın nasıl döndüğünden habersizler. Bir aptallaşma sözkonusu. Neyse konunun dışına çok çıkmayayım.
6) Youtube videosunun altındaki yorumlarda veya herhangi bir alakasız sitede AKP-CHP kavgası Türk-Kürt sataşması yorum yazanlar.
-Sizin hiç işiniz yokmu kardeşim ya. Güzelim şarkının altına siyasi yorum yapmakla neyin kavgasını veriyorsun sen. Sanata ve sanatçıya ayıp senin yaptığın.

7) Messenger
-Ben oldum olası sevmedim bu msn denen şeyi. On dakkada sıkılıyorum konuşmaktan yada yazmaktan. Yüzyüze, yanyana olmak gibi olmuyor ki! Gerçi ben telefonla uzun uzun konuşmayıda sevmem. Üstelik Msn'ye girince çevrimiçi herkesle konuşmak selamlaşmak gerekiyor maalesef. Engellesen yada çevrimdışı takılsan, öğrenilirse ayıp olma durumu var. En iyisi hiç açmamak. İnsanın özgürlüğünü kısıtlıyor msn.

8) Yanlış bilgi- Kopyala yapıştır- Telif hakkı sorunu.
-Denetleyen olmadığı için yalan yanlış çok fazla bilgi var internette. Sağdan soldan kaynak belirtmeden kopyalanan içeriğin ise haddi hesabı yok. Maalesef ortalık o kadar karışık ki neyin telif hakkı var, neyi kopyalamak yayınlamak serbest, ne yasak onu bile bulmak imkansız.

9) Bu isimde kullanıcı var.
-Bazen bir yere üye oluyorum. Veya yeni bir mail adresi alacağım. Bir kullanıcı adı seçmek gerekiyor. Onu yazıyorsun olmuyor, bunu yazıyorsun olmuyor. Bazen hayretler içerisinde kalıyorum benim dışımda kimsenin aklına gelmez dediğim isimleri almış daha önce birileri. Oflaya puflaya pek içimin atmadığı bir ismi seçiyorum sonunda.

10) Yeni üye olacağım bir yerin şifremi güvensiz bulup kabul etmemesi.
-Ya kardeşim ben salakmıyım. Biliyorum o şifrenin basit olduğunu. Zaten ben birkez faydalanacağım senin sitenden. Yorma beni. Tecrübesiz kullanıcı içinse bu yaptığın sadece uyar ''bu şifre güvensiz haberiniz olsun'' diye. Niye şifremi kabul etmiyorsun.

...............Sevgiler

HAYATA DAİR KARARLAR ALMAK

Gönderen Harun 15 Ara 2008

Uzun şehirlerarası yolculuklarımda yaşamım hakkında çeşitli düşüncelere dalar ve hep ciddi kararlar alırım. Yolculuklarımda aldığım kararları uygulayabilseydim sanırım hayatım çok farklı olurdu. Yolculuk garip etkiler bırakıyor insanda.Otobüste, trende, uçakta giderken aynı zamanda yaşamınızı değerlendiriyor, nerden gelip nereye gittiğinizi sorguluyorsunuz. Herşeyi daha net görebiliyor, ve daha iyi anlıyorsunuz. Ama maalesef insanoğlu denen tuhaf yaratık kendi kendine verdiği sözleri tutamıyor. Hayatımız gaza gelip şöyle yapacağım, böyle yapacağım, şunu yapmayacağım bunu yapmayacağım gibisinden kararlar alıp, sonra bu sözleri yerine getiremeyerek geçiyor. Evet yaşamımızda dönüm noktası olan, hayatımızı değiştiren kararlar olmuyor değil. Geçmişimizdeki bazı olaylara, yaşananlara, kararlarımıza, seçimlerimize baktığımızda bunların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Ama hayatımızın bir anda inanılmaz şekilde değişeceğini umut ederek yaşamak ve bu doğrultuda kararlar almak yanlış diye düşünüyorum. Evet hepimiz ilerde '' Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.'' diye bir cümle kurabiliriz. Gerçekten de bütün hayatımız değişmiş olabilir. Ama böyle bir anı yaşarken yakalamayı umut etmek pek doğru değil. Başarı öykülerinde, ünlü kişilerin biyografilerinde gördüğümüz o dönüm noktasını, kendi hayatımızda beklemek,
biz istersek hayatımızın bir anda değişeceğini hayal etmek, mutsuzluktan başka birşey getirmez. Ben çok yaşlı bir insan değilim söylediklerim ne kadar doğru tartışılabilir. Ama benim şimdiye kadar gördüğüm şey şudur; Bir insanın yaşamı pozitif veya negatif yönde sadece tek bir kararla tamamen değişebilir. Ancak bu kararı alma anı çok kısa olsada o kararı alma süreci belkide yıllar sürmüştür. Bir insanın yaşamı bir kitapla tamamen değişebilir. Ama o insanın o kitabı okumadan önceki yıllarda zaten değişime zemin hazırlayan onlarca yüzlerce şey olmuştur.

''Eee o zaman ne anlamı kaldı bir kararın hayatımızı tamamen değiştirmesinin. Senin söylediğine göre o küçük karar değil aslında yılların getirdiği bir birikim hayatımızı değiştiriyormuş'' diyebilirsiniz.

Bende derim ki; Hayır yanlış anladınız. Kararlarınızın yaşamınızda köklü değişikliklere sebep olması için belki yıllarca sürecek bir birikime ihtiyacınız var. Ama sizde bu tip birçok birikim mevcut. Bu yüzden aldığınız karara göre bazı birikimleriniz açığa çıkar bazıları ise hiçbir zaman gün yüzü görmez. Bu yüzden yaşamınızı pozitif yönde etkileyecek birikimleri açığa çıkarmak adına alacağınız o küçük karar önemlidir. Ama aynı zamanda bir kararın hayatınızda köklü değişiklik yapması için bir birikime ihtiyacınız olduğundan dolayı, hiçbirşey yapmayıp, kendinizi geliştirmeden, düşünmeden, kısaca armut piş ağzıma düş mantığıyla ben bir karar alırım tüm yaşamım değişir umudunu beslemeyin. O sadece masallarda ve filmlerde olur.