YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

BAŞIMI AĞRITAN İNSANLAR

Gönderen Harun 2 Kas 2008


Bazı arkadaşlarım vardır; O kadar çok şey paylaşmışız ve birbirimizi o kadar iyi tanıyoruzdur ki biraraya geldiğimizde bazen konuşacak birşey bulamayız. Ama bu demek değildir yanlarında sıkılıyorum. Aksine çok mutlu ve huzurluyumdur.

Kimi zamanlar fazla samimi olmadığım insanlarla bir ortamı paylaşmak zorunda kalırım. Aramızda çok fazla sohbet dönmez. Kendimi bir ortamdan soyutlayıp bambaşka şeyler düşünmeyi başarabilen bir insan olduğum için çok fazla rahatsız etmez bu ortamlar beni. Elli tane insanın arasında hiç konuşmadan
kendimi bambaşka bir dünyada hayal ederek sıkılmadan oturabilirim. Tercih etmem böyle bir durumu. Ama çok ta rahatsız olmam.

Sinemaya tek başıma gidebilirim. Gidip bir yerde tek başıma iki saat oturup kahve içebilirim. Sevdiğim bir yazarın romanını evden günlerce çıkmayarak okuyabilirim. Övünmek gibi olmasın yaşamım ne olursa olsun renkli, zengin bir iç dünyam vardır. Kendine tahammulu olmayan insanlardan asla olmadım. Saatlerce kendi kendime konuşabilirim. Ben benden sıkılırsam, başkaları benim için ne düşünürler kim bilir?

Neyse konuya gelelim artık. Adamın veya kadının teki konuşuyor. Anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor anlatıyor,.... sus be artık. Tanımıyor olsam kalkıp gideceğim yanından. Yüzüme sıkılıyorum ifadesini takınıyorum. Gözlerine bakmayıp sağa sola bakıyorum, ilgilenmediğimi belli etmek için. Yok, O hala anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor.
Diyorum ki kendi kendime bu; ya gözlem yeteneği olmayan benim sıkıldığımı ve dinlemek istemediğimi anlamayacak kadar cahil bir insan. Ya da sıkıldığımı anladığı halde yine de anlatmayı tercih eden bencil bir insan. Bir insan nasıl olurda konuşurken karşıdakini gözlemlemez. İster konferans veren biri ol, ister ders veren öğretmen, istersen arkadaşınla sohbet ediyor ol. Yapmakla mükellef olduğun ilk iş; karşıdaki insanların seni dinlemek isteyip istemediğini gözlemlemektir. Yapman gereken şeyler bellidir. Ya susacaksın. Ya konuyu değiştereceksin. Ya anlatım yöntemini değiştireceksin. Ya da anlattığın şeyin değerli olduğunu benimseteceksin.

Ya bak ben aptal değilim bana ne anlatacaksan bir dakika da anlatabilirsin. Senin ikinci cümlende ben senin anlatmak istediğini anladım, ne uzatıyorsun!
Ya bak senin yaşamın açısından çok değerli bir şey benim için basit ve anlamsız olabilir. İnsan hiç mi düşünmez bunu?
Ya sen birşey anlatacaksan gidip blog yazsana benim gibi. Okumak isteyen gelir okur.
Ya bak anlıyorum insanlar seni dinlemekten sıkılıp seni konuşturmamışlar yıllarca, sebebini bir düşünsene niye acaba diye?

Benim de hergün başıma milyonlarca şey geliyor. Niye anlatmıyorum sence? Çünkü beni dinleyen birisi benim için değerlidir. Birşey anlatacaksam kayda değer birşey olmalıdır. Komik olmalıdır, tuhaf olmalıdır, ilginç olmalıdır, bilgi içeren birşey olmalıdır, vesaire.

Eğer sen benim için sıkıcı birşey anlatıyorsan ve bunun farkında olup hala devam ediyorsan ben bundan şunu anlarım; Sen benim için değil kendin için anlatıyorsundur.

Eğer benim sıkıldığımı anlamıyorsan. Üzüldüm bak şimdi senin için.

Off nasıl kızmışım be:)

| Bu yazıyı arkadaşına gönder

1 yorum BAŞIMI AĞRITAN İNSANLAR

  1. Adsız dedi ki:
  2. Çok doğru karşındakine değer veriyorsan onun dinlemeye değer gördüğü şeyleri anlatmalısın. Kendi kendine yetmek de zaten apayrı bir dünya kurmaktır içinde.