YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

TARİHE GEÇMEK ARTIK ZOR

Gönderen Harun 28 Eyl 2008

Carl Friedrich GaussCarl Friedrich GAUSS

Bilim tarihine damgasını vuran bilim adamları devri kapandı diye düşünüyorum. Artık Gauss, Einstein ve Newton gibi şöhretin en üst basamağına tırmanmış, adını tarihe altın harflerle yazmış matematikçileri göremeyeceğiz.

Eskiden bilim çok küçük bir yapıya sahipmiş. Matematik ve fizik yetmiyormuş gibi bir astronom, filozof, ilahiyatçı (teolog) olan Newton'un hristiyanlık üzerine yazıları sanırım fizik kitaplarından oldukça fazladır.
Ressamlığının yanısıra bir mühendis, matematikçi, anatomist, mimar, botanikçi, müzisyen,yazar
(off saymakla bitmiyor) olan Leonardo da Vinci gibi birisinin dünyaya gelmesi mümkün müdür?
Gauss matematikle ilgilenmiş sağa sola pek bulaşmamış ama o da gelmiş geçmiş en büyük matematikçi unvanını kimseye bırakmamış. ''Matematik bilimlerin kraliçesidir'' sözünü söyleyen bu adama matematik tarihi matematiğin kralı unvanını vermiştir.

Matematiğin asırlardır çözülemeyen problemlerine cevapta bulsanız, internet ve televizyon sayesinde adınızı tüm dünya duysa bile bu büyük bilim adamları gibi hiçbir zaman anılmayacaksınız. Çünkü bu bilim adamlarının yaptıkları katkılar devrim niteliğinde, söz konusu bilimin gelişiminde birer mihenk taşıdır. Bugünün profesyonel matematikçi ve bilim adamlarının yaptığı katkıları günümüz insanının anlamasını bırakın, kendi meslektaşlarının birçoğu için yabancı şeylerdir.
Matematik, bir matematik profesörünün yan odadaki diğer matematik profesörünün ne yaptığını anlamayacak kadar kapsamlı bir bilim haline gelmiştir. Fizik, kimya,tıp gibi bilimlerde de ise büyük gelişmeler ekip çalışmasıyla, onlarca hatta yüzlerce meslektaşın bir araya gelmesiyle gerçekleşmektedir.

İmkansız değil. Ama dediğim gibi eskiye göre bilim adamlarının tarih kitaplarında büyük puntolarla yer alma imkanı daha az.


MANHATTAN

Gönderen Harun 22 Eyl 2008

manhattan denizden görünüm
Beyaz adam gelir ve kızılderililerle ticaret yapmaya başlar. Hayvan derisi alır kızılderililerden ve avrupadan getirdiği şeyleri verir onlara. Birgün iki sarhoş beyaz, kızılderilinin elindeki hayvan postlarını alır ve öldürürler kızılderiliyi.
Acımasız bir ticaret!!!
Kızılderililer mekana, iki uzun boylu sarhoş manasında şu ismi verirler; Man hot tan

manhattan wall street
Sonra beyaz adam duvar ördü, kızılderililerden korunmak için. Adına Wall Street (duvar caddesi) diyorlar duvarın eskiden olduğu yere. Newyork borsasının bulunduğu ve dünyanın en çok(veya tüm) parasının döndüğü yer.

Yıllar geçer. Manhattan'da iki uzun boylu ticaret merkezi yıkılır beyaz adamın.
Oh olsun anlamında değil, ne garip diye aktarıyorum. Her ikisini yapanlara lanet okuyarak. Artık kim yaptıysa sonsuz komplo teorileri içerisinde!

manhattan kuş bakışı görünüm
Biraz da matematik;
Manhattan ızgara planı denilen yapıdadır . Sokaklar birbirini dik keser. Birçok avantajı vardır bu yapının. Bir noktadan başka bir noktaya gidiş mesafesi aynıdır. Virajlarda kaybettiğiniz bir iki metreyi saymazsak.
Kırmızı yol=Mavi yol=Yeşil yol
Yollar üst üste binmesin diye yandan çizdim mavi ve yeşil yolu.
manhattan mesafesi, uzaklığı. manhattan distance
Buradaki yeşil yola matematikte Manhattan uzaklığı (Manhattan distance) denir.
Analitik geometri açısından ifade edersek. A(a,b) ve B(c,d) noktaları arasındaki Manhattan mesafesi= Mutlak değer(a-c) + mutlak değer(b-d)

Birgün Newyork'ta taksiye binmek kısmet olursa. Mesela 3. cadde 5. sokaktan 8. cadde 6. sokağa gideceksem; (8-3)+(6-5)=6 blok gideceğimi hesaplayıp kaç dolar vereceğimi üç aşağı beş yukarı hesaplayacağım. Eh artık bunu biliyorsam gideyim ben yaa:)
Adamın biri bir nal bulmuş ''geriye kaldı üç nal bir at ''
demiş :)

matematik denklemiİstanbul uzaklığı(İstanbul distance)




İLETİŞİM

Gönderen Harun

Artık bu site ile ilgilenmediğim için mesajınıza cevap vermeme ihtimalim oldukça yüksektir. Çok nadir mesajlara geri dönüş yapıyorum-yapacağım. Ancak bir sitenin iletişim bölümü olmazsa olmazlar arasında olduğundan iletişim formunun durmasına karar verdim. İlginiz için teşekkürler.


HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Gönderen Harun 16 Eyl 2008

sinir hücreleri
Bir koku! Tanıyorum ama çıkartamıyorum. Yıllar önce, çocukken aldığım bir koku.
O kadar tanıdık o kadar yakın ki! Bir türlü hatırlamıyorum. Yemek değil, parfum değil, çiçek kokusu değil. Bir nesnenin kokusundan çok sanki bir durumun, bir olayın, bir hatıranın kokusu. Bir yaşanmışlık var geçmişten gelen. Ne olduğunu bile unutmuşum. O esnada ortamdaki koku hafızama yer etmiş. Koku var görüntü yok. Binlerce şey çağrıştırıyor ama hiçbiri değil.

Bir melodi var dilimde. Sözleri olmayan bir şarkının melodisi. Yıllar önce dinlemişim. Saatlerce didinmemin ardından tek tük bir kaç kelimeyi oturtabiliyorum melodinin içine. Evet yavaş yavaş çıkıyor parçanın sözleri. Peki ama kim söylüyordu bu şarkıyı. Günler geçiyor ve bir türlü hatırlamıyorum. Onu hatırlamaya çalışırken unuttuğum onlarca sanatçı aklıma geliyor . Ve onların unutuğum şarkılarını mırıldanıyorum yıllar sonra. O şarkıları dinlediğim zamanlar geliyor aklıma.Ben o şarkıları dinlerken arkadaşlarımın dinlediği parçaları düşünüyorum. Sonra onların arasından hatırlayamadığım parçalar çıkıyor ''neydi o şarkı'' diye birde onları düşünmeye başlıyorum. Kimselere sormuyorum, internette arattırmıyorum sözleri, kendim bulmalıyım,
dilimdeki şarkıyı kim söylüyordu bulamıyorum.

Bir dörtlük var aklımda. Söyleyip söyleyip duruyorum. Yıllar önce ezberlediğim bir şiir. Devamı gelmiyor, takılıp kalıyorum. Tekrar tekrar okuyorum dörtlüğü, son dizeye gelince heyecanlanıyorum pat diye dökülecek mi şiirin devamı diye. Olmuyor! Tam çıkacak gibi oluyor kem küm çıkmıyor. Sonra yeniden yeniden. Bir kelimesini hatırlasam sadece bir kelime, olmayınca olmuyor işte.

Bir matematik sorusu var karşımda. Daha geçen sene çözdüm aynısını. Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi. Çözümünü bilsem bile
çirkin soruları çözmekten , anlatmaktan sıkılıyorum. Öğrencinin yüzüne bakıyorum beni tanıyor mu güveniyor mu? ''Geç boşver'' diyorum. Yada ''sonra çözerim'' diyorum. Ama öğrenci yabancıysa, işkence dolu tamamen yararsız beş dakka geçirdiğimi düşünüyorum soruyu çözerken. ''Bu soru çıkmaz'' desen olmaz. ''Bu soru seni aşar'' desen olmaz. ''Çözemiyorum'' desen hiç olmaz.
Mecbur anlatacaksın. O da anlamış numarası yapacak sonunda. Al sana zaman israfının daniskası. Birde öğrencinin kafasını karıştırmak cabası.

Cep telefonumun rehberindeki isimlere bakarken bir isimle karşılaşıyorum. Kim dir? Neyin nesidir? Niye kaydetmişim ? Bir türlü hatırlamıyorum. Telefon numarasına bakıyorum hiçbirşey ifade etmiyor. Aramaya çekiniyorum. Silmeye çekiniyorum. ''Neyse'' diyorum dursun bakalım.



12. SINIFLARA ÖSS TAVSİYELERİ

Gönderen Harun 12 Eyl 2008

ataç
Ben bir uzman değilim. Bu tavsiyeler tartışılabilir. Karşıt görüşler olabilir. Atladığım unuttuğum şeyler muhakkak olacaktır. Bir matematik öğretmeni ve aynı çarklardan geçmiş bir kişi olarak yazıyorum bunları.

1)
Pes etme ve asla moralini bozma.
Şimdi senenin başındayız. Ve olabildiğince iyi bir motivasyonla maratona başladın. Umutların var, hayallerin var, kazanacağına inanıyorsun. Bu inancı ne olursa olsun kaybetme. Önündeki 10 aylık sürede birçok sorunla karşılaşacaksın, tökezleyip sendelediğin belkide düştüğün anlar olacak.
O sıkıntılı anlar geldiğinde bunu zaten biliyor ve üstesinden gelme gücünü kendinde bulman için söylüyorum bunları. Şimdiden bil sana çok çelme takacaklar. Ayağa kalkmasını bilirsen kazanırsın.
Etrafındaki arkadaşlarına dikkat et sene içerisinde. Birçoğu mart ayı gelmeden çekilecek yarıştan. Umutları tükenecek. Yapamayacağını düşünecekler. Ve sırf bu düşünce onların başarısız olmasına sebep olacak. İki ay sonra bir bak etrafına, pes edip bırakan birkaç kişi göreceksin;
-Gelecek sene kazanırım diyecekler.
-Anlamıyorum, yapamıyorum diyecekler.
-Keyfi olarak başka şeylerle ilgilenip ders çalışmayacaklar.
-Bir kısmıda umudunu kaybettiği ve kazanamayacağını düşündüğü için; keyfiyetten değil yani, moral bozukluğunun üstesinden gelmek için, sınavı zihninden atabilmek için, unutmak için, başka şeylere verecek kendini. Üzücü!
Düşeceksin! Düştüğün zaman gülümse ve ben zaten bunun olacağını biliyordum de kendine.
''Doğru yolda olsanız bile, eğer orada öylece beklerseniz ezilirsiniz.'' Will Rogers

ucu açılmış kalem parçaları
2) Karşına çıkacak engeller ve yapabileceğin stratejik hatalar.
a) Sen
e içerisinde anlayamadığın, yapamadığın konular olacaktır. Eğer olur ya tüm çabalarına rağmen bir konuyu anlayamadıysan. Ve o konuyu bilmemek sana 1 en fazla 2 soru yapamamana sebep olacaksa kendine şöyle seslenmeni tavsiye ediyorum; ''Ben tüm soruları yapmak zorunda değilim. Evet bu konuyu anlamamış olabilirim ama bu sebepten dolayı canımın sıkılıp moralimin bozulmasına izin vermeyeceğim. Ve diğer konulara iştahla ve azimle çalışacağım.''
Bu sözleri peşinen söyleme, uğraş gayret et, baktın olmadı ölüm değil. Tamam mı?

b) Dershaneye gidiyorsan bir süre sonra dershane hocalarının hızına yetişemediğini ve soru çözümünde bazı derslerde geri kaldığını göreceksin. Eğer evde hazırlanıyorsan yine bazı derslerde, programının gerisinde kaldığının farkına varacaksın. Sakın panikleme.
Önce geri kalma sebebini anlamalısın.Sebepler ve tavsiyelerim;

Sebep:Tembellik yapıyorsun çalışmıyorsun veya dersin başna geçince hayallere dalıyorsun veya kişisel sorunların var.........
Tavsiye: Üzgünüm sizi tanımadan birşey söyleyemem.

Sebep: Geri kaldığın o derse nasıl oluyorsa zaman kalmıyor.
Tavsiye: Bu benim başımdan geçti.Ben yıllar sonra anladım sebebini. Benim hazırlandığım kitaplardaki testlerin yapısı şöyleydi;
test1: 20 soru... basit sorular.
test2: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru
test3: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru
test4: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru
test5: 20soru... ilk dört testeki soru tiplerinin aşırı kazıkları
test6: 20soru... Öss'de çıkmayacak kadar kazık sorular
Ben matematik dersini çok seviyordum ve başarılıydım. Ve sürekli matematik çözmek isterdim. Mesela biyolojiden nefret ederdim. Matematik dersinde yukardaki 6 testin tamamını eksiksiz bitirirdim. Fizikte de aynı şekilde. Bugün düşündüğümde aslında ilk dört testi çözmekle benim konulara hakim olduğumu sonrakileri sırf zevk için çözdüğümü anlıyorum. Halbuki madem o konuyu anlamışsın aç biyoloji çözsene. Yok! ben inatla matematik çözerdim. Bir konuyu tam kavramadan soru çözümünü bırakmanızı söylemiyorum. Anlayamadıysanız ve soru tiplerini bitiremediyseniz tabiki çözeceksiniz. Fakat kendinizi sürekli yoklayın, zaten tamamen hallettiğiniz bir konuda sırf o dersi sevdiğiniz için fazla mı zaman harcıyorum diye.
Yalnız elinizdeki kitabın yapısı şöyleyse;
test1: 20 soru... basit sorular.
test2: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru 18. 19. 20. soru aşırı kazık.
test3: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru 18. 19. 20. soru aşırı kazık.
test4: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru 18. 19. 20. soru aşırı kazık.
test5: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru 18. 19. 20. soru aşırı kazık.
test6: 20soru... konu içeriğini tarayan çeşitli soru 18. 19. 20. soru aşırı kazık.
Bu durumda 5 ve 6. testlere bakın çünkü görmediğiniz bir soru tipini atlayabilirsiniz. Zamanla anlarsınız hangi soruların gereksiz zor sorular olduğunu. Veya hocalarınızdan yardım alabilirsiniz. Ama çözemediğiniz her soruya da bunla zaman harcamayım deyip geçmeye kalkmayın. Asıl size faydası olan sorular biraz uğraştıran sorulardır. 20 saniyede çözdüğün soru zaten senin bildiğin bir sorudur, tek faydası tekrar etmiş, pekiştirmiş olursun. Sevdiğiniz derse aşırı zaman verip diğer dersleri ihmal etmeyin.

Sebep: O dersi anlamıyorum. Ne kadar çalışsamda hocayı, programı yakalamak imkansız.
Tavsiye: Öss'ye çalışırken bir dersi tamamen diskalifiye etmeyin. Her derse çalışmalısınız. Eğer hayalleriniz birazcık yüksek ise!!!
Fakat tüm çabalarınıza rağmen bir dersi yapamıyorsanız. Bu ders sizin Öss'ye girdiğiniz alanın(fen,tm..) en önemli derslerinden teki değilse şunu yapabilir siniz;
O dersin en zor ve anlamanızın uzun zaman alacağı bazı konularını kafadan eleyip, tüm ağırlığınızı yapabileceğiniz konularına verin. Zaman kaybetmemiş ve programı yakalamış olursunuz.
Not1: Bunu yaparken muhakkak hocanıza danışın. Durumu açıklayın ve böyle yapmak istediğinizi söyleyin. Elediğiniz konu size güçlük çıkarmasın sonra.
Not2: Tekrar ediyorum dersi değil bir dersin bazı konularına hiç çalışmamaktan bahsediyorum.

tepeşir
c) Bir derse yada konuya saatler harcayıp çok çalıştığınız yanılgısına düşmeyin. Çalışma süreniz önemli olsada asıl dikkat edilmesi gereken kaç soru çözdüğünüzdür. Ailenizi, öğretmeninizi kandırsanız da kendinizi kandırmayın. Masa başında 4 saat oturup 30 soru çözüyorsanız siz vakit öldürüyorsunuzdur.

d) Çok fazla soru çözüyorsanız. Fakat yinede başarısız oluyorsanız. Yinede soru çözümünde , denemelerde hata yapıp duruyorsanız. Ortada bir yanlışlık vardır.
a) Aslında konuları anlamadan skora oynuyor olabilirsiniz. Günde 1000 tane soru çözeceğinize 300 tane çözün anlayarak, kavrayarak, ezbersiz bir şekilde çözün. Bazı öğrncilerime şaşırıyorum. Ben hayatım boyunca bir günde 1000 soru çözmedim.
b)Hafızanız iyi olmayabilir. Genel tekrar testi çözün.
c)Çalıştığınız kaynaklar kötü olabilir. (Güvendiğiniz ve bilgisine inandığınız kişilerden, kitap-dergi tavsiyeleri alın )

e) Konuya çalıştınız 20 soruluk bir test bitirdiniz 13 doğru 5 yanlış 2 boşunuz var. Lütfen ikinci teste geçmeyin. Siz konuyu anlamamışsınız ki! Soru çözümüne değil konu anlatımına ihtiyacınız var.

f) Okuldaki 12. sınıf konularını okulda iyi dinleyin ve okulda halletmeye bakın. Dershanede o konular sona kaldığı için hızlı geçerler ve anlayamazsınız.

g) Öss'ye 2 ay kala halı saha maçı yapmayın. Kolunuzu bacağınızı kıracaksınız, sonra al başına belayı:))

h) Deneme sınavlarında stratejinizi belirleyin ve son iki ay kala değişiklik yapmayın.Hangi testten başlayacaksınız, işaretlemeyi nasıl yapacaksınız...vesaire.
Not: Sene başında ÖSS deneme sınavlarında konuları bilmediğiniz için zaman bol gelir. Senenin sonuna doğru zaman yetişmez hale gelir haberiniz olsun. Yapamasanız bile her soruyu okursunuz çünkü.

ı) Anneniz, babanızla kavga edip tartışabilirsiniz. Alttan alın idare edin. Sırf siz değil hemen hemen herkes aynı sorunları yaşamıştır ve yaşıyor.

j) Kimseye aşık olmayın. Aşıksanız Allah yardımcınız olsun. Amin


k)
Msn ve bilgisayar oyunlarından uzak durun.Terli terli su içmeyin. Kırmızı ışıkta geçmeyin. Top caddeye giderse ardından koşmayın.

l) Hiçbirşey yolunda gitmiyorsa. Şunu düşünün;

''Hayatta başarılı olmak; iyi bir ele sahip olmak değil, kötü bir eli akıllıca oynamaktır.'' Denis Waitley

Unuttuğum ve aklıma gelen önemli birşeyler olursa yorum olarak bu yazıya ekleyeceğim.

ESKİ RAMAZANLAR

Gönderen Harun 7 Eyl 2008

ramazan pidesi
Hatıralar, yaşananlar birçoğumuzun aklında hoş bir şekilde canlanır. Yad ederiz; Anlatırız, hatırlarız, güleriz, hüzünleniriz.

Kimse kusura bakmasın ama olmaz ki kendi geçmişini göklere çıkarıp bugünü aşağılamak. Eleştirilere kabulum. Ama şimdi dedeceğim ''bir başkaydı eski ramazanlar'' lafından başka elle tutulur hiçbirşey söylemiyorsun. Hatta anlatmaya çabaladığın şeyleri dinliyorum bana hiç güzel gelmiyor. Herkes kendi tarihini seviyor.

Eskiden ne güzeldi TRT vardı. Hepimiz aynı kanalı izlerdik. Hepimiz aynı müziği dinlerdik. Hepimiz aynı camiden yapılan canlı yayını seyrederdik. Aynı ilahiyi dinlerdik. Ahh güzelim İstanbul eskiden yemyeşildi. Eskiden bu şehir böyle değildi. Sultanahmet'te ne güzel şeyler olurdu. Nerde eski lise öğrencisi şimdikiler serseri. Nerde eski matematik hocaları şimdikiler çapulcu. Şimdiki gençlere bak converse giyip duruyor hepsi:) Şimdiki nesilde bir tuhaf çıplak nesil ne olacak fotoğraflarını internet denen şeye koyup duruyor:)

Herkes kendi tarihini, kendi gençliğini seviyor. Değişime açık ve objektif olmak lazım. Fakat hiç kolay değil.