YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

DERSHANE MATEMATİKÇİSİ

Gönderen Harun 13 Tem 2008

deftere yazı yazan küçük kız

Dershane Matematikçisi: Eski öğrenciler artık yok. Seviyeyi düşürmek zorunda kalıyoruz. Eskiden 35 dakika konuşurken şimdi 20 dakika anlatabiliyoruz. Dersin yarısını geyikle geçirmek zorundasın. Analitik düşünceye ve yorum yapma gücüne sahip öğrenci artık gelmiyor. Sınıfta iki üç tane iyi öğrenci oluyor onlarıda mecburen kaybediyoruz. Son yıllarda tuhaf bir durum ortaya çıktı. Dershane olarak öğretimin yanısıra eğitimle uğraşmaya başladık. Öğrenci sınıfa nasıl girip çıkacağını bilmiyor. Nasıl konuşması gerektiğini, sırada nasıl oturması gerektiğini bilmiyor. Dinlemeyi, konuşmamayı hiç bilmiyor. Artık 4-5 sene dershaneye gitmek hem veli hem öğrenci tarafından son derece normal karşılanıyor. Öğrencinin umrunda değil ailesinin onu dershaneye yollaması, para vermesi hiç takmıyor. Yada para vermeyi doğru şekilde algılamıyor, para verince en önemli işinin öğretmene istediğini yaptırabilmek olduğunu sanıyor. Halbuki asli görevi ders çalışmak. Dershaneden en büyük verimi almanın yolunun, ders çalışmak çabalamak olduğunu bilmiyor. Öğrenci tembel.
Zannediyor ki bire-bir derslerle etütlerle çözemediği soruları çözdürmekle herşey tamam olacak. Öğrenci işin çoğunluğunun kendisinde başlayıp kendisinde bittiğini bilmiyor. Artık amacımız üniversiteyi kazandırmaktan çok öğrencinin sınav grafiğini sürekli yükseltmek. Artık üçüncü sene mi olur beşinci sene mi kazanır onu Allah bilir.
Bana ilköğretimde bir sorun var gibi geliyor. Öğrenci düşünmek istemiyor sanki. Kendi zekasıyla birşeyler yapmak istemiyor. Ezberliyeyim, kafamı çalıştırmadan yapayım istiyor. İnternet, televizyon vs. bilgiye ulaşmanın hızlı oluşunun verdiği bir tembellik midir yoksa başka birşey midir bunun sebebi bilmiyorum. Öğrenci çabuk sıkılıyor eğlenmek istiyor. Uzun süre dinleyemiyor.
İşin garibi başarılı öğrencilerde eskisi gibi değil. Bir garipler. Dershanenin en iyi öğrencisi hangi mesleği seçeceğini hangi bölümde okuyacağını bilmiyor. Adam tüm denemelerden full çekiyor ama hangi üniversiteye gideceğine ne yapması gerektiğine dair hiçbir fikri yok. Öğrencilerin çoğunluğunda hedef yok. Başarılı-başarısız hiç farketmez öğrencilerin birer hedefi olurdu eskiden. Şimdi o da yok.
Artık bizlerde tavsiyelerde bulunamıyoruz. Eskiden öğretmenlik yaz derdik. Mühendislik tavsiye ederdik. Şimdi ne diyeceksin öğrenciye, iş bulma garantisi kim verebilir beş sene sonrası için.
Senin Eğitim Sistemine Pozitif Bakış isimli yazına doğru veya yanlış demek çok güç. Araştırmak lazım. Konu çok geniş ve çetrefilli. Birçok şey var ortada. ÖSYM sınava girecek öğrencilere anket yapardı anket verilerini istesene Ankara'dan. Çünkü sen eskiden kültürlü ailelerin çoçuklarının üniversiteyi okuduğunu falan yazmışsın. Benim gözlemlediğim kadarıyla öğretmen, doktor vs çocukları eskisi kadar başarılı değil. ÖSYM- YÖK vardır ellerinde bu konuda araştırma.

| Bu yazıyı arkadaşına gönder

1 yorum DERSHANE MATEMATİKÇİSİ

  1. H.EŞKAR dedi ki:
  2. 2002'de 1 milyon 515 bin öğrencinin girdiği ÖSS'de öğrencilerin başarısını en çok 'anne ve babanın öğrenim düzeyi, dersaneye gidip gitmediği, kardeş sayısı, internete girip girmediği ve ailenin aylık geliri' etkiliyor. ÖSS'de, annesi okur-yazar olmayan öğrencilerin başarısı ile annesi yüksek lisans yapan öğrencilerin başarısı arasında yüzde 90'lık fark bulunuyor. Annesi doktora yapanların başarısının annesi yüksek lisans yapanlara göre az da olsa daha düşük olması ise dikkat çekiyor. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, bu durumu 'doktora yapan akademisyenlerin çocuklarına fazla zaman ayırmamasına' bağlıyor. Anne kadar olmasa da babanın eğitim durumu da öğrencinin başarısını etkiliyor. Babası okur-yazar olmayan bir öğrenciyle babası doktora yapanların başarısı arasında yüzde 85'lik fark bulunuyor.
    Üniversite sınavlarında dersaneye giden öğrenciler gitmeyenlere göre daha başarılı olurken, 'dersanede burslu okuyan öğrenciler' bu kategorinin en başarılısı. Dersaneye çok para ödeyenlerle az ödeyenler arasında ise çok ciddi bir fark bulunmuyor. Dersaneye '200 saat'ten çok gidenler '100 saat'ten az gidenlerden daha başarılı, '100-200 saat arasında' gidenlerden daha az başarılı.
    Anne babanın çalışma durumu da öğrencinin başarısını etkiliyor. Babası maaşlı bir işte çalışan öğrenciler, babası çalışmayan bir öğrenciden yüzde 15 daha başarılı. Annesi 'kendi işinde çalışan' öğrencilerin, annesi 'çalışmayanlara' göre daha başarılı olması da dikkat çekiyor. Ailesinin aylık geliri en düşük olan öğrenciler ise ÖSS'de bu kategoride en başarısız olanlar. Ailenin aylık geliri 250 milyondan az olan öğrenciler en başarısız olurken, aylık geliri 1-1,5 milyar lira arasında olanlar en başarılı oluyor. Ailenin aylık geliri 1,5 milyardan fazla olan öğrencilerin başarısı, aylık geliri '1-1,5 milyar' arasında olanlardan daha düşük. 'Bağlı olduğu sosyal güvenlik kurumu' kategorisinde yapılan değerlendirme ise Emekli Sandığı'na bağlı memurların çocuklarının en başarılı olduğunu gösteriyor. Kardeşi az olan öğrenciler ÖSS'den daha başarılı çıkıyor. ÖSS'lerde kardeşi olmayan öğrenciler en başarılı olanlar. Kardeş sayısı arttıkça başarı da düşüyor.
    ÖSS'ye ikinci defa girenler, sınava ilk girenlere göre yüzde 7 daha fazla başarılı. Sınava ikiden fazla girenlerin başarısı ise ilk girenlere göre daha fazla olmakla birlikte ikinci girenlerden daha düşük. Giriş sayısı arttıkça alanı fen olan adayların başarısı düşerken, alanı sosyal bilimler olan adayların başarısı yükseliyor. İnternete giren öğrencilerin ÖSS'de daha başarılı olması ise dikkat çekiyor.