YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

yalnız kadın
Bazen mutsuzluğun sebebinin;
insanın aldığı eğitim,bilgi,kültür,okuduğu kitaplar,izlediği filmler, beyninin çalışan her hücresi olduğunu, eğer cahil olunursa sanki daha mutlu ve huzurlu olunabileceğini düşünüyorum. Yaşamın amacı mutlu olmak mıdır? Mutluluk nedir? gibi soruları tartışacak değilim. Merak eden Epikuros ve Etik Felsefesi hakkında okur öğrenir, ben bunlar için çok yaşlandım. Zamanında çeşitli arkadaşlarla çok fazla tartıştık. Zaten tartışması güzeldi, gerisi yalan. Benim bu yazımda anlatmak istediğim; felsefeden ziyade hiç anlatılmayan ve söylenmeyen reel ve somut şeyler. Felsefe ister istemez yazının bir yerlerine bulaşacaktır zaten.

Birazda tedirginim bu yazıyı yazarken. Uzun süre yazıp yazmama arasında gidip geldim. Yazdıklarımla idealist genç okurlarımın moralini bozup, gelecekten ümitlerini kesmelerini istemiyorum.
Bana 15 sene önce gelip bu yazdıklarımı söyleyen birisi olmasını istermiydim? sorusuna gönül rahatlığıyla EVET diyebildiğim için yazmaya karar verdim. Morali bozulan olursa şuradaki videoyu izleyip gaza gelebilir.

mağara ve kadınKişisel Gelişim kitapları dediğimiz kitapları hiç sevmedim ben. Kitabevlerinde özel bir bölümü ele geçirmeyi başaran bu kitaplar, nasıl zengin olunacağı, nasıl mutlu olunacağı, içinizdeki gizli enerjiyi nasıl ortaya çıkaracağınızı vesaire anlatıp durur. Sizlerde bilirsiniz, zaten hepsinin isimleri birbirine benzer;

Para kazanma yolları, karşıdakini ikna etme yöntemleri, mutlu olma ve stressiz yaşam nasıl sürülür, siz isteyin herşeyi yaparsınız, herşey sizin elinizde, pozitif enerji, hayatın yaşamın dünyanın sırları, düşünce ve inanmanın gücü, beyin geliştirme, hafıza geliştirme, bilmemne geliştirme, yapamayacağınız şey yok, akıl gücü ruh gücü, beden dili, karşıdakini anlama yolları, lider nasıl olunur, siz isteyin ve inanın yaparsınız, valla yaparsınız, inanın çalışın azmedin pes etmeyin herşey mümkün,bilge olmanın yolları, yoga, reiki, kendini sevdirme sanatı, kendine küfrettirme sanatı, acıdan kurtulup mutluluğa erme sanatı, herşeyi yaparsınız siz isteyin yeter ki sanatı, artık yaşam daha kolay sanatı, ...........biiip biip***

Aralarında gerçekten
yararlı kitaplar olsada bu tip kitaplar genellikle insanı kandıran ve boş kitaplardır bence. En azından hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini bu kadar yazar biliyorsa bir terslik var demektir.

İnsanları gaza getiren ve yaşamlarına hiçbir etki yapmayan bu iddalı kitaplar ve saati 10000 dolardan bu konular hakkında konferans veren yazarlara saygım sonsuz. Gerçekten para kazanmanın yolunu biliyorlar. Aslına bakarsınız bende bu blog yazılarımı toparlayıp 5 seneye kalmadan
Matematiği Çekirdek Çiter Gibi Çözeceksiniz diye bir kitap çıkaracağım...


yalnız kızBenim okuduğum ilk ciddi kitaplar lise yıllarıma denk gelir. Ciddi kitaplardan kastım adam gibi yazarların kitaplarıdır. Off konu konuyu açıyor. Kişisel gelişim kitapları hakkında yeterince atıp tuttum aklıma bir kitap türü daha geldi onuda söylemeden geçemeyeceğim. Genellikle genç kızlar okuyor bu kitaplarıda. Romantik, aşık genç erkek yazarlarımız sevgilisine mektup mu olur? bir aşk hikayesi mi olur, genellikle deneme türünde arada sırada roman olmak üzere 100-150 sayfalık kitaplar yazıyor.Bu basit kitapları...!!! Yaa aman neyse, sonuçta hiç okumamaktan iyidir okuyun kızlar okuyun...
Ne ukala bir adamım ben:)
Bu yazıda da her taraf üç nokta doldu tıpkı romantik yazarlar gibi onlarda kitaplarında çokça kullanıyor.
(EDİT: 11 HAZİRAN 2008 tarihli
HEP-YEK HAZİRAN İKİBİNSEKİZ isimli yazımda yukarıda kitaplar hakkındaki düşüncelerimin yanlış olduğunu dile getirdim.)
yalnız erkekNeyse efendim nerde kalmıştık. İlk ciddi kitapları lise yıllarımda okumaya başladım. Ve bir okuma aşkıdır 8-10 sene yoğun bir şekilde birçok kitap okudum. Hayatımın hatasını yapmışım meğer:) Kitaplardan öğrendiğim her yeni bilgi, romanlarda anlatılan farklı hikayeler ve karakterler beni yavaş yavaş içinde bulunduğum dünyadan uzaklaştırıyordu. Tarih kitapları, biyografiler, bilimsel kitaplar toplumdan uzaklaştırmaya, içerisinde kaybolduğum kurgusu güçlü romanlar hayaller alemine farklı dünyalara götürüyordu beni. Etrafımdaki cahil akranlarım arasında daha çok yalnızlaşıyor, birçok sohbet sıkıcı, sıradan ve basit geliyor, insanları anlamakta zorluk çekiyordum. Dünyada ve Türkiye'deki olaylar ve yaşananlar hakkında arkadaşlarım ya hiçbirşey bilmiyor yada bana saçma sapan gelen yorumlarda bulunuyorlardı.

Ben çok kültürlü ve bilgili iyi yetişmiş yada yetiştirilmiş birisi değildim. Fakat kimsenin kitap nedir bilmediği bir ortamda 5-10 kitap okumak ve düşünmek insanı farklı kılmaya, soyutlanmaya ve yalnızlığa itebiliyordu.
Yalnızlık ve yabancılık hissi kitaplara yönlendiriyor, okunan her kitap yalnızlığa ve yabancılık hissine sebep oluyordu. Bir kısır döngü.

Eğer okuduğum kitaplar belirli bir yönlendirme ve rehberlik eşliğinde olsaydı belki kendimi yalnız hissetmezdim diye düşünüyorum. En azından çok yalnız hissetmezdim. Çünkü bu durumda okuduğum kitaplar belirli bir sınıfın okuduğu kitaplar olur ve bende kendimi o sınıfa yakın hissederdim. Fakat sevgili ailemin özgür tutumu, bana birçok konuda güvenip beni okuduğum kitaplar konusunda rahat bırakması (sevgili anneciğim geceleri gelip gözlerin bozulacak yeter yat derdi arada sırada) benim birçok farklı kitabı okumama sebep olmuştur.

İnsan herşeyi okumalı ve anlamaya çalışmalıdır. Kendi görüş ve düşüncelerini en iyi savunan ve bilen insanlar; karşıt görüşü de kendi görüşleri kadar araştırıp, öğrenmiş ve bilen insanlardır. Kendi görüşlerine körü körüne, aptalca değil ! gerçekten bağlı olan insanlar karşı görüşün ne dediğini ne düşündüğünü bilen insanlardır. Ve en önemlisi herşeyi okurken objektif olup önyargılarınızı bir tarafa bırakmalısınız işte o zaman çok yönlü ve donanım sahibi birisi olabilirsiniz, işte o zaman değişime açık birisi olabilirsiniz. Değişime ayak uyduramayanlar kaybedenlerdir.


tek ağaç Neyse gel zaman git zaman ben kitap okuyorum öğreniyorum vesaire. Sonra sonra engin kültür ve bilgimle geleceğe dair hayaller kurmaya başladım:) Ama ne hayaller dünya çapında. Ev, araba, para gibi basit hayaller değil yani. Tabiki hiçbiri gerçekleşmedi. Aşırı idealist olmak sakıncalı. Bugün düşündüğümde gençliğin verdiği heyecan ve cahillikle ve birazda okuduğum kitaplardaki dünyanın gerçek dünya ile aynı olmamasına bağlıyorum o zamanlar ki hayallerimi. Roman kahramanlarının başına gelenler gerçek dünyada pek olmuyormuş. Biyografi ve başarı öyküleri kitaplarında gizlenip söylenmeyen birşeyler varmış. Kant, Sartre, Nietzsche onca yazdıkları şeye rağmen en önemli konuları atlamışlar . Maksat bakın ben bunları okudum demek:)
pencere örümcek ağı
Aslında dünya anlatılandan çok farklı ve karmaşık ilişkiler yumağından oluşuyormuş. Kitaplardan başladık konuya oradan gidelim. Bilmiyorum farkında mısınız tanıdığımız birçok yazarımız osmanlı-cumhuriyet döneminin tanınmış ''soylu'' ailelerinin çocuğudur. Kimisinin ailesi saraylı, kimisinin ailesi zamanında devlette önemli görevler yapmış (bakan, milletvekili, müsteşar, üstdüzey bürokrat vs) kimisinin ailesi Türkiye'nin ilk zenginlerinden, kimisinin ailesi gazeticilik tarihinin önemli isimlerindendir. Bugün gazetelerimizde köşe yazarı unvanıyla yazılar yazan birçok kişinin geçmişine baktığımızda yine ailelerinin sıradan aileler olmadığının farkına varırız.
Düşünsenize bu ne biçim bir tesadüf ki babası zamanın iç işleri bakanı olan bir çocuk ilerde ünlü bir roman yazarı olabiliyor. Bu ne biçim tesadüf ki babası yazar olan birisi tüm ülkenin adını bildiği bir müzisyen oluveriyor. Bu ne biçim tesadüf ki televizyonda gördüğüm her 15 aydından 10 tanesi birbirini çocukluktan beri tanıyor. Bu ne biçim tesadüf ki iki kardeşin teki yazar oluveriyor kitapları binlerce satıyor, genetik midir nedir diğeride şarkıcı veya tiyatrocu oluveriyor tv ekranlarından inmiyor. Bu ne biçim tesadüf ki üst düzey bürokrat bir babanın kızı meğer çok yetenekli bir sinema sanatçısıymış.
Bu işte bir terslik var. Tamam belki verilen iyi bir eğitim ile birlikte, tanınmış bir kişinin çocuğunun iyi bir konuma gelmesi tuhaf bir durum değildir. Fakat nasıl oluyorda sanat gibi belli bir yetenek isteyen dallarda da belirli mevkilere gelebiliyor bu ailesi tanınmış şahıslar. Benim berbat romanlar yazdığını düşündüğüm değerli bayan yazarımızın merhum babasının müsteşar olduğunu öğrenmem niye beni hiç şaşırtmıyor.

Bilmem farkında mısınız bazen tv'de birileri gözümüzün içine içine sokuluyor. Bir programda bir konuk!!! ilk defa görüyorsunuz kimse artık. Aaa bir bakıyorsunuz iki saat sonra bir ana haber bülteninde. Sabah kalkıyorsunuz bir kadın programında. Cuma akşamı ise bir talk show da boy gösteriyor. Eşek değilsinizya kim ya bu diyorsunuz? Ben cevabını vereyim o kişi gerekli bağlantıları kurmuş birilerinin düğmeye basmasıyla meşhur edilmeye çalışılan birisi!!! Ve o kişinin babası,dayısı, yengesi sizin gibi sıradan insanlar değil. Lütfen yarın bir gazete alın ve açıp köşe yazarlarını okuyun özellikle genç olanlarını ve düşünün acaba sizin onlardan farkınız nedir. Bu genç yaşta ulusal bir gazetede köşe sahibi olmayı başarmış bu kişiler ne gibi bir başarı göstermiş olabilir. Ne tür yeteneklere sahip olabilirler sizde olmayan.


ÖĞÜT (1)

Evet sevgili genç arkadaşım hayat senin sandığın kadar kolay değil, sen ne kadar çalışırsan çalış birileri başka yollarla senin önüne geçebilir, bu yüzden planlarını buna göre yap ve stratejini buna göre belirle. Emeklerin boşa gider demiyorum dediğimi yanlış anlama. Sarfettiğin her emeğin karşılığını göreceksin ama karşılıktan kastım izafidir. Senin çalışmaların seninle aynı konumdaki rakiplerini geçmeyi sağlayacaktır. Senin okuldaki başarın sınıftaki arkadaşlarını geçmeyi sağlar. Senin yaşadığın mahalledeki insanları geçmeyi sağlar. Fakat unutma sen ne kadar çalışırsan çalış senden uzakta yaşayan birileriyle adil bir rekabet içerisinde değilsin. Birileri senden daha iyi şartlara, daha iyi bağlantı ve ilişkilere sahip ve sen onları geçmeyi bırak onların konumuna gelebilmek için onlardan çok daha fazla çalışmak zorundasın. Hiçbir başarı öyküsüne inanma senin bilmediğin, anlatılmayan gizli ve pis ilişkiler vardır o öykülerin ardında. Ama o öyküleride okumaktan, dinlemekten çekinme zevklidir ve çıkarılacak dersler muhakkak vardır.
Ve en önemlisi hayat adaletli değil, ben bu dünyayı sevmiyorum demeye kalkma, çünkü eğer bulunduğun konumdan şikayetçi tavır ile birilerinin senden daha iyi fırsatlara sahip olduğunu dile getirirsen bende sana;
Senin de dünya ve Türkiye'deki birçok akranına göre daha iyi bir konumda ve fırsatlara sahip olduğunu, aslında seninde birileriyle kendi lehine haksız rekabet içerisinde bulunduğunu söylerim. Moral bozma sen herşeyi yaparsın pozitif enerji pozitif enerji:))))
Yazıya devam etmeden COELHO ne demiş okumanızı tavsiye ederim.

şifreli para kasasıÖĞÜT (2)

Hayatına kendi kendine dönüm noktası koyup durma. Biliyorum çeşitli hayallerin var.
Birileriniz şu lise bir bitse!
Birileriniz üniversiteyi bir kazansam!
Birileriniz ah bir mühendis olsamda....! gibi hayaller kurup o günlerin gelmesini bekliyor. İnsanın tabiki hayalleri olmalıdır, tabiki günübirlik yaşamamalı. Fakat insanın yaşamındaki her dakika değerlidir. Sen bu dünyaya geldin ve şu an yaşıyorsun. Ve bu seneleri bir daha yaşamayacaksın. Ve ne zaman öleceğinide bilmiyorsun. Eğer bugün başarabileceğin veya bugün başlayabileceğin birtakım
uğraş ve ilgilerin varsa geleceğini riske atmadan bir an önce harekete geç ve bir an önce başla. Gün bugündür. Aksi takdirde senin yaşamın hep bir sonraki değişimi beklemekle geçecektir. Okul bitse, işe başlasam, evlensem, ev araba alsam, vs.
Kitap okumak mı istiyorsun şu öss'ye bir gireyimde üniversitede okurum diyeceğine az bile olsa bugün başla okumaya.
Fotoğraf çekmek hoşuna mı gidiyor neden pahalı bir fotoğraf makinesi almayı bekliyorsun elinde ne varsa onunla çek iyi fotoğrafçılar hep kötü makine ile başlamışlardır.
Öykü, hikaye, şiir yazmaktan zevk mi alıyorsun ne bekliyorsun.
Resim yapmaya, tiyatroya ilgin ve yeteneğin mi var ........
Uluslararası ilişkiler, dış politika ilgini mi çekiyor neden gazeteleri ve internet sitelerini yakından takip etmiyorsun.......
Gün bugündür, yaşamını ''
önce bir şunu halledeyim'' diye ileriki bir zamana erteleme, hemen başla yoksa hiçbir zaman istediğin şeyleri yapamayacaksın.

ÖĞÜT (3)

Matematik öğretmenin dahil herkesin öğüdünü dinle, fakat en büyük yol göstericin aklın ve tertemiz kalbindir. Unutma geleceğin kirli insanları uzaydan gelmeyecek. O kirli insanlardan birisi belkide sen olacaksın. Veya en yakın arkadaşlarından teki!!!
En yakın arkadaşlarından teki dediğim için arkadaşlarını düşünüp durma, lafı üzerine almamazlık etme, ondan önceki cümleyi oku bir daha. O kirli insanlardan birisi belkide sen olacaksın.
Ama rahat ol muhtemelen senden başka kimse bilmeyecek bunu. Bu yüzden ne yapıyorsan kendine yapacaksın ya!



Edit: Bazı kişiler mail atarak eleştirilerde bulundular yukarıdaki öğütler meselesi hakkında. Belirtme gereği duydum öğüt diye isimlendirmem, şunu yapın bunu yapmayın gibi ifadeler. Kişisel gelişim kitaplarına ironik bir atıftır.

| Bu yazıyı arkadaşına gönder

4 SİTE YORUMLARA KAPATILMIŞTIR

  1. zamansız dedi ki:
  2. kitap farklı bir boyut diye düşünüyorum neden? ben kitap okurken ve kitap okuduktan sonraki olanları gördüm, kitap okurken yalnız değilsin kitabın içindeki bilgiler kahramanlar kurgular seninle arkadaş kitap okumayı bırakıp sosyal hayata döndükten sonra alacakaranlık seni bekliyor neden? eğer siz yaşınız gerektirdiği kitaplardan daha fazla yoğun kitaplar okuyorsanız yahut siz normal derecede kitap okuyorsanız bile etrafınızdakiler hiç kitap okumuyorsa burda büyük bir yalnızlık oluşacak demektir..insan bu durumda ister istemez arayışa girer çünkü etrafında oturup birşeyler tartışacak adam yoksa insan bu durumu kabullenmez tek başına olamaz çünkü bir yerlerde biraz da olsa sosyallik gerklidir..belkide bu yüzden kimi insanalr yaşıtlarından büyük kimselerle bir takım ilişkiler kurar yaşıtlarıyla ise birşey kurduğu yoktur..neden? çünkü karşında en az kendi kadar donanımlı birini görmek ister karşısındaki insana birşeeyler katmak karşısındakininde ona birşeyler katmasını ister..en basitinde oturup birşeyleri adam akıllı tartışıyor olabilmek ister..ve bu günümüz gençliğinde pek mevcut değil(genel anlamda)...

     
  3. mehmet koşar dedi ki:
  4. yine eski bir yazı ve yine ben:D

    konuyla çok alakalı değil ama madem kitaptan bahsediliyo o yüzden size bir sorum olucak;

    Şimdi herkez, bütün öğretmenler gençlerin kitap okumasını isterler tmm haklılar ama yöntemleri yanlış değil mi sırf biz kitap okuyalım diye bize dünyanın en sıkıcı kitabını(bana göre) ödev verip özet istemeleri aslında bizi kitaptan uzaklaştırmıyo mu?

     
  5. özgün dedi ki:
  6. bilirsiniz, insan kendinden bir şeyler bulduğu yazıları daha bi iyi okur. bir çırpıda okudum yazınızı, çok hoşuma gitti, yalnız olmadığma sevindim.
    ben şu anda 17 yaşında olan bir gencim. sizin benyaşlarda yaşadığınız çoğu şeyi (bilhassa da yalnızlığı) fazlasıyla yaşıyorum şu an.

    "arkadaşım" diyebildiğim kimse yok biliyor musunuz? insanlarla anlaşamıyorum, onlarla nasıl anlaşabileceğime dair bir şeyler bulmak amacıyla yine gazeteye, dergiye, kitaba sarılıyorum, ama yine dediğiniz gibi yine kısır döngü, daha da uzaklaşıyorum onlardan.

    her şeyin yalnızlıktan olduğunu düşünüyorum. derslerim oldukça kötü, seneye öss sınavım var. ne yapacaığımı bilemiyorum.kendimce hayalelrim var biraz yazıp çiziyorum. ama medyadaki ilişkiler ortada...

    o kadar kötü ki durumum, ama yine de biraz umut verdi yazınız. teşekkür ederim.

     
  7. H.EŞKAR dedi ki:
  8. İlginiz için ben teşekkür ederim.