YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

CONVERSE GENÇLİĞİ

Gönderen Harun 19 May 2008

kırmızı converse ve kot pantolon
Sanırım gençliğin en önemli özelliklerinden teki sıradan olmamak, aykırı, farklı olmak. Gençler birbirinden farklı görünmek, dikkat çekmek için ellerinden gelen herşeyi yaparlar. Malum öğretmeniz; kızım çıkar o küpeleri, oğlum bu saçının hali ne gibi cümleler sarfetsekte aslından genç olmanın verdiği bu davranış ve farklılıkları olabildiğince müsamaha ile karşılarız. Öğrenci saygı ve ahlak adına ters birşey yapmamışsa farklı olma adına yaptığı herşeye saygı duyarım. Genç bireylerimiz farklı olmalı ki geleceğimiz aydınlık olsun.

Farklı olmak tabi ki saçların yada kıyafetlerin birbirinden farklı olması demek değildir. Ancak kendini sosyo-kültürel olarak farklı ve özgün ifade etmekten yoksun gençliğimizin en azından ileriki yıllarda gerçek manada farklı bireyler olma yolunda bir umut ışığı olduğu için kıyafet, saç-makyaj, aksesuarlar açısından farklı olma isteğine saygı duyuyor ve destekliyorum. Bugün saçlarının şekliyle farklı olan gençlerimizin ilerde düşünce ve yaşam açısından farklı renklerde olacağını umut ediyorum. Çok mu iyimserim acaba?

Fakat farklı olabilmek için elinden gelen herşeyi yapan günümüzün gençleri içerisinde bulundukları paradoksu göremiyorlar. Aslında farklı olayım derken gitgide hepsi birbirine benziyor. Sokakta gördüğüm birçok genç sanki ayakkabı kalmamış gibi hep Converse giyiyor. Nike firmasının Converse'i satın alması sonucu reklam ve tanıtım bütçesiyle orantılı olarak onlarca farklı modeliyle Converse piyasanın büyük bölümünü ele geçirdi. Üstelik pek ucuz olmayan fiyatına rağmen. Converse rahat ayakkabı olabilir, kullanışlıdır vesaire tartışmayacağım. Benim anlatmak istediğim; gençlerin nasıl oluyorda farklı modelleri olmasına rağmen Converse giyen herkesle aynı gözüktüğünün farkında olmayışı. Biliyorumki bir genç insan için rahatlığın çok ötesindedir farklı ve aykırı olmak. Fakat kendisini farklı zanneden ve farklı olmaya çalışan birileri ayağındaki ayakkabı ile aslında çokta orijinal birisi olmadığını gösteriyor çevresindekilere.

10-15 yıl öncesindede herkes siyah-beyaz rock ve metal tişörtler giyerdi. Desenler ve resimler farklı olsada görünüş itibariyle hepsi birbirine benzerdi. Günümüzün Converse gençliğide pek farklı değil, bana hepsi aynı gözüküyor. Yaşlanıyormuyum ne?

Sanırım kapitalist dünyanın sizin yerinize biz düşünürüz felsefesi başarılı oluyor. Aykırı, sıradışı bir çizgi çizen firmaların ürününü kullanan gençlik aslında farklı-değişik olmadığının ve görünmediğinin farkında değil. Burada insanın aklını ve bilincini başkalarına teslim etmesi yatıyor. Genç insan aykırı ve dikkat çekici ayakkabı seçimini kendisi yapmıyor, bu seçimi Converse'in model ve stil uzmanlarına bırakıyor. Hayatına müdahale edildiği ve kendi seçimlerini yapamadığından şikayetçi genç bireyler aslında yaşamlarındaki birçok seçimi başkalarının eline bıraktığından habersiz.

Aslında aklını başkasına teslim etmek
benim yerime başkası düşünsün düşüncesi eğitim sektöründede kendini gösteriyor. Günümüzün öğrencileri kendisinin biraz çabalamasıyla çözebileceği soruları öğretmenine sormayı yeğliyor. Eskiden dershanelerde bire bir adı verilen öğretmen ve öğrencinin ikisinin birlikte yaptığı dersler olmazdı. Şimdilerde birçok öğrenci çözebileceği sorulara uğraşmaktansa öğretmeninden randevu alıp dershanede öğretmenine çözdürüyor soruları. Halbuki öğrencinin çözemediği o matematik soruları öğretmen çözsün diye sorulmadı o öğrenciye. O sorular 300 sene önce çözüldü cevapları biliniyor. Öğretmenide 10-15 sene önce çözdü o soruları. O soruların amacı öğrencinin kendisinin çözmesidir. Amaç öğrencinin kendisinin düşünmesi kendi aklını çalıştırması kendini geliştirmesidir. Tabiki hocalara soru çözdürülür ama ne kadar az ise o kadar iyidir öğrenci için. Amaç soruların cevaplarını bulmak değildir tekrarlıyorum o soruların cevapları zaten biliniyor amaç bireyin kendi zekasını kullanmasıdır ve kullanmayı öğrenmesidir.

İnsanın zekasını başkalarına teslim etmesi yeni birşey değil. Aynı şey ideolojik, politik düşüncelerdede kendini gösterir. Belirli bir ideolojik düşünceye sahip bireyler belirli konularda düşünüp çeşitli olayları akıl süzgecinden geçirip değerlendirsede. Hayatın içinde birçok yeni olay ve olgulara savundukları ideolojinin etkisiyle yaklaşır. Eğer birey kendisinin daha önce düşünmediği ve kafa yormadığı bir durumla karşılaşırsa kendisinden önce o durum hakkında fikir belirten kendi siyasi ve politik çevrelerinin düşüncesini benimsemeye meyillidir.

Mesela bir kişi kendisi doğmadan 20 yıl önce ortaya çıkmış bir ideolojiyi benimsemiş olsun. Ve hayatta karşılaştığı birçok şeyi objektif daha doğrusu kendi aklıyla değerlendirse de yeni ve kendisinin cahil olduğu bir konuda fikir belirtmesi istenirse yada düşünceleri sorulursa aklını hiç kullanmadan benimsediği ideolojinin ideologlarının düşüncelerini sarfetmekten geri durmaz.

Veya kendisinin hiç bilgi sahibi olmadığı geçmişteki birtakım olay ve yaşananlarla ilgili düşünceleri ne tesadüf ideolojik görüşüyle aynıdır.

Hatta bireyin kendi aklından tamamen feragat ettiği bir durum vardır o da şudur; Geçmiş ve günümüzdeki olayları ve kişileri değerlendirirken tamamen ideolojisi hangi tarafı destekliyorsa onun yanında yer almasıdır. Aklını satmak ruhunu satmaktır.

Toplumlar geliştikçe, dünya ve yaşam daha karmaşık bir hale geldikçe uzmanlaşma artacağından dolayı insanların her konuda herşeyi bilmesine imkan yoktur. Tabiki insan birçok konuda başka insanların o konunun uzmanlarının düşüncelerini benimseyecektir. Bir insanın ben kendi aklımı kullanacağım deyip bir sağlık konusunda doktorunu dinlememesi saçmadır. Benim anlatmak istediğim bu tip birşey değil insanın kendi öz değer ve yaşamını direkt etkileyen konularda kendisi yerine başkalarının düşüncesini benimsemesi ve kendi yerine başkalarının karar almasına izin vermesidir.

Tüm öğrencilerimin ve gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutluyorum.

, | Bu yazıyı arkadaşına gönder

4 SİTE YORUMLARA KAPATILMIŞTIR

  1. zamansız dedi ki:
  2. teşekkür ederiz bayram içinde...şu converse konusunda kendi adıma katılmıyorum ya bende convverse gıyıyorum fakat amacım farklı olmak farklı gözükmek değil..insan farklı olduğunu düşünceleriyle karakterleriyle konuşmalarıyla yhani insana ait özellikleriyle gösteririr...bi ayakkabı bir insanı ne kadar farklı kılabilir ki?...ben converse rahat olduğu için ve her kıyafetle giyilebilceği için giyiorum...bu ayakkabıyı tercih etmem bi başkalarının benım yerıme tercih ettgı anlamına gelmez ne yani onlar modellerı cıakrıyor piyasaya sürüyorlar diye ve bende o ayakkabıları alıp giyiyorum diye benim yerimemi düşün müş oluyorlar?buna katılmıyorum kimse benım yerıme düşünemez ve kimse benım yerıme akıl kullanamaz...hayır yok kendımız ıstedıgımız ayakkabıyı kendı kendımıze yapabılme becerısıne ve imkanına sahibizde biz mi yapmıyoruz?

     
  3. H.E. dedi ki:
  4. Converse giyen herkes tabiki farklı olmak için giymiyordur.Bunu yazımda belirtme gereği bile duymadım.Söylememe gerek varmıydı? converse giyiyorsun diye savunmaya geçmeni tuhaf karşıladım.
    Bir ayakkabı insanı ne kadar farklı kılabilir demişsin bilmeden anlam yüklemeden giyiyorsa sadece kıyafettir.
    Ama oturmuş bir bilgi ve kültür eşliğinde herşeyin sonsuz bir anlamı olabilir. Birileri için bir ayakkabı birileri için çok şeydir.

    Bkz; http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=11190262

    Kimse senin yerine karar vermiş midir? Bence evet öyle eğer senin için en rahat ve uygun ayakkabı converse ise renk ve model çeşidi konusunda modelist ve şirketin strateji uzmanları senin yerine karar vermiştir. Günümüz dünyasındada senin dediğin gibi ayakkabı üretemeyeceğine göre bu böyle olmak zorunda. Ama modeller arasından seçim yapman birilerinin senin adına karar vermediğini göstermez. Sonuçta 10-20-50 model arasından seçim yapsanda o modelleri üretip başka modelleri üretmemeye birileri karar verdi. Peki madem buna elimiz mahkum ben niye bunu vurguladım. Farklı olmak ve karşıt duruşlu kişilere aslında seçimi kendilerinin yapmadığını söylemek için. Nike ve Converse düşmanı değilim. Yada Converse giyen herkese tuhaf tuhaf bakmıyorum. Ama sokaktaki 30 gençten 25'inde Converse varsa rahat ve uyumlu olmanın dışında bu işte bir yanlışlık vardır bence.

     
  5. nihal dedi ki:
  6. yıllar önce istanbulun bir mahallesinde kadınlara gönüllü okuma yazma öğretirken hayatımın en büyük şaşkınlıklarından birini yaşadım.ders verdiğim kadınlardan birinin evi küçük bir atölyeydi.burda ismini zikretmek istemediğim çok ünlü bir markanın t-shirtlerinin üzerine tüm gün uğraşarak boncuk dikiyordu,ona yardımcı olan yaşları 5-12 arasında değişen 5 tane çocuğuyla.bir parçası sadece yeni parayla 1 ytl'ye.kocası içeride yine çok iyi bildiğimiz bir araba fabrikasının kapı kollarının parçalarını birleştiriyordu.tüm aile ,adına ev dedikleri ama aslına tüm emeklerinin karşılığı olarak üç kuruş para kazandıkları bir atölyede yaşıyorlardı.yine şu an satılan en pahalı kot üreticisinin fabrika işçileri ay sonunda ürettikleri pantolonun bir bacağı kadar ücret alıyorlardı.ya da nike kaliteli ve tüm dünyada dev bir markayken,adı kadar büyük paralar kazanırken, kalitesini bozmamak adına insan emeğinden kar etmek üzere tüm vietnam halkını açlık pahasına çalıştırıyor.bi düşünsenize bir de işçi maliyeti çok olsa ürün fiyatları ne olurdu acaba!ben de kullanıyorum burda saydığım ürünleri ama aynılaşmak üzere değil ,beğendiğim için,ihtiyacıma göre ama perde arkasındakileri unutmadan.üstelik sırf bir ideoloji taşıyorum diye de (kullandığım halde)karşı çıkmıyorum markalara.insanları etiketlediği,bir virüs gibi yayıldığı,aynılaştırdığı,alım gücü olmayanlarda bile özenti yarattığı gibi bi dizi sebepten.
    kendi tarzını yaratmış,içindeki isyanı görüntüsüne yansıtmış insanları severim ama dedim ya içte de varsa bu isyan duygusu,karşı durma isteği,bir bilinçle şekillenmişse,mantığı varsa.isyandan kastım herşeye hayır demek değil,kavga etmek değil herşeyle,herkesle. oysa okul formasına karşı çıktığını düşünen öğrenciler forma dışı giyiniyor olamlarına rağmen kendi! formalarını,formlarını yaratıyorlar ve bunu birbirlerine bakarak yapıyorlar.sadece giyimde değil;ne ironiktir ki bir dönem yoksul amerikan gettolarında ırkçılığa karşı siyahların başlattığı bir akım olan bir müzik tarzı şimdilerde ırkçılık kokan sözlerle bezenebiliyor.ama ritmi güzel diye sözleri,manası hiç düşünülmeden herkesçe ezberlenebiliyor.haa bir de onu tamamlayan bol giysi modasını unutmayalım.müzik de aslında özgün bir beğeni,tercihken tıpkı giysiler gibi moda oluyor.aşık olunacak insan ve bir ilişkinin nasıl yaşanacağı gibi.insanlardan,akımlardan feyz alınır elbette ama altı doldurulur,süzgeçten geçirilir ve özgünleştirilir,kopya edilmez,edilemez.

     
  7. Adsız dedi ki:
  8. İnsan çevresine bakarak , onlar gibi olmaya çalışarak değil , kendine yakışanı , kendi beğendiğini seçmeli ,dışarıya kulaklarını tıkayarak kalbini dinlemeli.Tabii bu yalnızca dış görünüş , içiniz yani düşünceleriniz, hayata bakış açınız, yaptıklarınız, yaşam tarzınız size ait olmalı, sizin doğrularınız, sizin kurallarınızla belirlenmeli .Hayatımızı ya hayatımızı başkalarının ellerine bırakırsak , düşünmekten , mantığımızı kullanmaktan, sorgulamaktan vazgeçersek hayatımız bize ait olmaktan çıkar.Yani başka bir deyişle yaşamanızın bir önemi kalmaz.