YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMİ (2)

Gönderen Harun 20 Nis 2008

üniversite öğrencisiBen ÖSYM kurumunu hep sevdim. Sınav sisteminin yanlış yönleri muhakkak var ve bunlara değineceğim. Fakat çoktan seçmeli bir sınavın nasıl mükemmel bir şekilde yapılabileceğini ÖSYM göstermiştir bana. Milli Eğitim’de 5. yılımı dolduruyorum ve matematik öğretmeni olarak halen çoktan seçmeli bir matematik sınavı yapmaya cesaret edebilmiş değilim. Geçerlilik, güvenirlilik, kullanışlılık açısından çoktan seçmeli bir matematik sınavı yapmak gerçekten kolay değil.

ÖSS hakkında birçok bilgisiz insanın sandığı gibi ÖSS sınavında şans eseri başarılı olmanız mümkün değil. Şimdiye kadar hiçbir aklı başında aday; ‘hiç beklemediğim yerlerden soru geldi’ demedi! diyemez de zaten. Sınava bir milyon bilmem kaç kişinin girmeside bana birşey ifade etmiyor birçok kişi öylesine giriyor çünkü 5 soru yapsan ilk 500 bin kişiyi geçersin herhalde.

Teknik açıdan birçok mükemmel ve farklı soruyla tanıştık ÖSYM sayesinde. Dershane denemelerinde kullanılan katledilmiş Türkçe ile ÖSYM’nin bir paragraf sorusunda kullandığı eşsiz güzellikteki dilimiz arasındaki farkı görmemek imkânsızdır. Tek bir soruyla on farklı bilgiyi ölçen ve bunu da yaparken hiçbir şekilde rahatsız edici işlem kalabalığı ve can sıkıcı gereksiz ayrıntılarla insanı boğmayan bir soru nasıl sorulur ağzımız açık gördük doğrusu. Yıllardır dershanecilik yapan birçok kurum hala ÖSS’nin paralelinde bir deneme sınavı yapamıyor. Hala piyasadaki ÖSS hazırlık kitabı iddiasındaki birçok kitabın ÖSS ile yakından uzaktan ilgisi yok.

Üniversite sınav sistemimiz diğer ülkelerle kıyaslanıp acımasızca eleştirilecek kadar kötü değildir. İnsanımız biraz da medyanın etkisiyle dünyanın en kötü şeylerinin hep bizim ülkemizde olduğunu zannediyor.

1)En çok trafik kazası olan ülke Türkiye değil.

2)En çok sigara içilen ülke Türkiye değil.

3)En çok televizyon seyredilen ülke Türkiye değil.

4)İstanbul metropoller arasında dünyanın en güvenilir kentlerinden biri.

5) Trafik sorunu her ülkede var… Vesaire vesaire

Üniversite sınav sistemini eleştirmekle yükseköğrenim sistemimizi eleştirmek birbirinden farklıdır. İnsanlar bizim sınav sistemimizin aslında kontenjan azlığından kaynaklandığını eğer yeterli kontenjana sahip olunduğunda ÖSS modelinden vazgeçileceğini düşünmüyor. Bu noktada eleştirilmesi gereken ÖSYM yani sınavı hazırlayan, uygulayan ve yerleştirme işlemini yapan kurum değildir. ÖSYM eleştirilecekse bu başka türlü olmalıdır. Ya da en azından eleştiri yapılırken isim belirtilmeyip söz konusu muhatap kendine ders çıkarmalıdır. YÖK, Üniversiteler, Rektörler, Öğretim Üyeleri, Öğretmenler, Hükümet, Meclis, Cumhurbaşkanı, Kolejler, Dershaneler, Ebeveynler...

AKLIMA TAKILANLAR

1) ÖSS’ye hazırlanmak amacıyla milyonlarca genç insan dershanelerde, kurslarda en verimli senelerini harcıyor. Birçok lise öğrencisi hafta sonunu ÖSS yüzünden yıllarca dershanelerde geçiriyor, Anadolu ve fen liselerindeki birçok başarılı öğrenci ÖSS odaklı çalışmalarından dolayı heba olup gidiyor. Eğer sınavı kazanmayı kafasına koyduysa evde zamanının büyük bir bölümünü soru çözümüne ayırıyor öğrencilerimiz ve buna da mecburlar. Kitap okumaya, müzik dinlemeye, spor yapmaya, resim çizmeye, şiir yazmaya, bilgisayar kullanmaya, gitar çalmaya, sinemaya gitmeye zamanı kalmıyor gençlerin. Sonrasında ise üniversiteyi kazanmış fakat sosyal ve kültürel açıdan doygunluğa ulaşamamanın verdiği mutsuz insanlar yığını oluşuyor ülkemizde. Tembellik ederek değil ama bu harcanan zaman çok daha verimli geçirilebilir genç insanlarımız tarafından. Kimse bana üniversite öğrencileri veya mezunları kitap, gazete okumuyor demesin lütfen. Bu kişilerin lise yıllarında bu tür alışkanlıklar edinmesine zaman mı kaldı ki?

2) Ben 1997 yılında ÖYS ile üniversiteyi kazandım. ÖYS’ye gireceğim salondaki görevli öğretmene sınav evrakı ile tercih formunu da teslim ettim. Şimdi birileri bana şunu söyler mi Allah aşkına bu uygulamadaki mantık neydi. Daha insan sınava girmeden, kaç soru yapacağını bilmeden, kaç puan alacağını bilmeden tercihlerini yapıyordu. Kaç kişinin hayatı kaydı biliyor musunuz bu saçma tercih sisteminden dolayı. Kaç kişi kazanabileceği birçok üniversiteye gidemedi biliyor musunuz bu tercih sisteminden dolayı.

3) Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı (AOÖBP) uygulamasında sürekli niye değişiklik yapıyorsunuz. Son değişiklikler ile alan dışı tercihle bir öğrencinin üniversiteyi kazanmasını imkânsız hale getirdiniz. Ortak alanın adı var ama ortak alandan bir öğrencinin sınavı kazanması yine çok zor. Lise son sınıfta 16–17 yaşında doktor olmaktan vazgeçip avukat olmak isteyen bir gencimize ne tür bir yol izlemesini tavsiye edersiniz. Annesinin babasının zoruyla fen sınıfına yollanan bir lise öğrencisine ‘üzgünüz sen ne kadar istersen iste artık senin savcı olman imkânsız ’ cümlesini benim yerime siz kurar mısınız?

İmam Hatip ve Meslek liselerine ne tür bir uygulama yapılacağına bir türlü karar veremediğiniz için tüm öğrenciler mağdur oluyor.

a)Annesinin ve babasının isteği ile imam hatip ya da meslek lisesine giden çocuklarımızın suçu ne! Belki çocuk 18 yaşında ailesinden bağımsız bir şekilde ben mühendis olmak istiyorum diyecek.

b)İmam hatip ve meslek liseleri okudukları lise doğrultusunda fakülteye gitsin diye düz lise öğrencisini alanında tercihe mahkûm etmenin anlamı ne! Zaten bu öğrencinin elinde bir mesleği yok illaki bir alana kısıtlamakta ki mantık ne!

c)Diyelim ki katsayı engelini kaldırdın İmam Hatip ve meslek liseleri istediği fakülteyi puanı kesilmeden tercih edebiliyor. Peki, bu durumda benim düz lise öğrencimin suçu ne! Diğeri hem meslek lisesine gitsin elinde bir meslek olsun sonrada ÖSS’de düz lise öğrencisi ile eşit şartlarda yarışsın, niye meslek lisesine gitti o zaman niye o sırayı işgal edip gerçekten o mesleği yapmak isteyen birine engel oldu o zaman.

ÇÖZÜM YOLLARI

a) Meslek Lisesi öğrencilerinin mezuniyetten sonra rahatça iş bulabilmesi için iş imkânlarını genişletmek. ( Amaç; Meslek Lisesi öğrencilerini üniversiteye gitme zorunluluğundan büyük oranda kurtarmak) (Sonuç; Uzun hedef, uygulanması zaman-para alacaktır) (Not; Her zaman, doğal olarak bazı gençler çıkıp meslek lisesinde okuduğu bölümle ilgili olmayan bir iş yapmak isteyecektir)

b)Sınav sistemini öyle bir şekilde ayarlarsınız ki düz lise öğrencisi ile İmam hatip ve meslek liseleri sınava eşit şartlarda girer. Fakat bu yeni sınavın yapısı gereği, düz lise öğrencisinin lisede gördüğü müfredat ile tam uyumlu bir sınavda meslek liseleri lise eğitimlerinin farklılığından dolayı başarı göstermekte zorlanır. Böylece Ağırlıklı Orta Öğretim Başarı Puanı ile yapılan yargısız infaz sona erer. Eğer bir meslek lisesi öğrencisi kendi bölümü ile alakasız bir yükseköğrenimde okumak istiyorsa düz lise öğrencisinin 4 yıl boyunca gördüğü konuları öğrenmek zorunda kalır. O da bunu düz lise öğrencisinin seviyesine getirir zaten.

Böylece meslek lisesi öğrencisi AOÖBP ile önü kesilmediği için hiçbir şekilde itiraz edemez. Sınavı kazanmanın zorluğunu aldığı eğitimin farklılığından doğduğunu bilir ve bunu kabullenir. Böylece sen kaç soru yaparsan yap biz senin puanını kesiyoruz uygulaması sona erer.

Aynı mantıkla düz lise öğrencileri de alan dışı tercihte bulunurlar. Sınavın yapısı gereği bir fen öğrencisi son sene ben sosyal alandan gireceğim deyip sınavı rahat bir şekilde kazanamamalıdır. Kısaca sınav soruları ve yapısı öyle olmalı ki alan dışı tercih ile kazanma oldukça güç olsun. Biz senin puanını kesiyoruz olmasın ama. Bir açık kapı bırakılmalıdır deneyimsiz genç bireye. Gerçekten çok istiyorsa bırakalım öğrenci çalışsın çabalasın biraz zorlansın ama istediği fakülte ve bölümü kazanabilsin, lise2 deki alan seçiminden dolayı bir öğrenciyi katsayı ile engellemek yanlış olur.

4) Sınav sistemi ile ilgili sorunların büyük bir bölümü kontenjandan kaynaklanmaktadır. Ben iş imkânı olmadığı halde üniversitelerden yığınların mezun olmasına karşı değilim. Üniversite okumak illaki meslek sahibi olmak için yapılan bir şey değildir. Zaten ilk ve ortaöğretiminde tek amacı meslek edindirmek değildir. Bu yüzden iş sektörü açısından ihtiyaç olmasa bile üniversite sayısının artmasının hiçbir mahsuru yoktur. Ve kontenjan sıkıntısı azaldığı takdirde birçok sorun ortadan kalkacaktır. Eğer her holding bir üniversite açsa Türkiye’nin üniversite sınav sistemi paradoksları büyük oranda azalacaktır. 400 tane üniversitemiz olsa bugün ÖSS’yi değil üniversitelerimizin eğitim kalitesini konuşuyor olacaktık. Bence devlet özel üniversitelerin açılmasına desteklemelidir. Dershanelerle olan savaşta hep dershaneler kazanacaktır. Dershanelerin gerçekten sona ermesini istiyorsak bunun tek yolu başka bir özel girişim yani Özel Üniversitelerdir.


| Bu yazıyı arkadaşına gönder

1 yorum ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SİSTEMİ (2)

  1. Adsız dedi ki:
  2. hocam haklısınız bu öss konusunda size çok katılıorum.belki ileride okursak bi tanede üniversite biz açarız :) bu yorumu okuduğunuzda güldüğünüze eminim nasıl üniwersite açıcaksın die.denemekten bişey çıkmaz belki olur :D hep ezber olmuo matris çözmek yerine azıcık hayal kuruyum dedim.