YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

MATEMATİK ÖĞRENMEK VE DÜŞÜNMEK

Gönderen Harun 6 Mar 2008

puzzle spiral yapbozKimyada 'eşik enerjisi' diye bir tabir (terim,olgu) vardır. Bir kimyasal tepkimenin başlayabilmesi yada gerçekleşmesi için gerekli minumum enerji miktarı diyebiliriz. Bu enerjiye ulaştıktan sonra tepkime başlar ve devamı gelir.

Fizikte 'yüzey gerilimi' diye adlandırılan benim hoşuma giden bir konu var.Kabaca; sıvıların yuzeylerindeki moleküllerin birbirini sıkı sıkıya tutması diyebiliriz.Yüzey gerilimi sayesinde bir iğnenin suyun yüzeyinde yüzmesini sağlayabiliriz, halbuki iğnenin özkütlesi daha büyüktür.Hani bir bardağa ağzına kadar su koyarız, bazen öyle olur ki su seviyesi bardağın seviyesinin birkaç milim üstüne çıktığı halde su dökülmez ve eğri,tombul bir yüzey oluşturur.İşte bunun sebebi suyun yüzey gerilimidir. Moleküller birbirini tutar ve su dökülmez, tıpkı iğneyi tuttukları gibi. Benim hoşuma giden birkaç damla daha su ilave ettikten sonra aniden suyun dayanamayıp kendini bırakarak bardaktan dökülmesidir. Dökülen miktar hepimiz görmüşüzdür; son ilave ettiğimiz damla miktarından daha fazladır.

Bir öğrencinin matematik dersinden gerçek manada başarılı olabilmesi için belli bir eşik enerjisine ulaşması gerekir.Eğer bunu yapabilirse o noktadan sonra ne özel ders,kurs ne de herhangi bir ekstra yardıma gereksinim duyar.Belki bazen ufak tefek, küçük ayrıntılardır takıldığı noktalar. Çok berbat anlatılmamak üzere anlatılan herşeyi rahatça anlar.Kendine güveni tamdır ve çok rahattır.Artık taşmıştır, bardak alması gerekeni almıştır,şifre çözülmüş,resmin tamamı görünmüş, parçalar yerine yerleşmemiş olsa bile yapboz'un tamamı zihinde canlanmıştır.Artık sistemin nasıl işlediği açıktır. Geriye kalan tek şey çalışma azmini ve gayretini kaybetmeyip devamını getirebilmektir. Çünkü işin zor tarafı halledilmiştir.Önemli olan resmin tamamını görebilmektir.

Öğrencinin bu bahsettiğim noktaya gelebilmesi için matematik öğretmeninin yapması gereken şey; meşhur atasözünde söylendiği gibi balık vermekten çok balık tutmayı öğretmektir.Ve öğrencinin yapması gereken de gerekli bilgi ve pratiği kazandıktan sonra bazı şeyleri kendi başına halletmeye çalışmaktır.

Bir matematik konusunu öğrenmek istiyorsanız önce kısa süreli konuya bakarsınız, sonra soru çözmeye başlarsınız.Eğer yeni bir soru çözerken soruyu çözemediğiniz takdirde;
-Defterin sayfalarını karıştırmaktan.
-Kitabın çözümlü örneklerine gözatmaktan.
-Sorunun aynısını bir yerden bulmaya çalışmaktan.
-Soruyu arkadaşınız yada hocanıza götürmekten, önce yapacağınız ilk iş düşünmek... düşünmek ...düşünmek olmalıdır.Zekanızın yardımı ile sizin çözdüğünüz bir soru, hem sizin için daha yararlı hemde daha büyük bir zevktir.

Bilgiye ulaşmanın çok hızlı olduğu dünyamızda hafızamızı çok fazla zorlamaya gerek duymuyoruz. Aklımıza takılan birçok şeye internet sayesinde ulaşmak sadece saniyeler alıyor. Beynimizi birçok bilgi ile doldurmaktan vazgeçsek bile unutulmamalıdır ki bilgiyi işleyecek zekaya hepimizin ihtiyacı var. Eğer ailenizden,öğretmenlerinizden,kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri sorgulamıyorsanız,üzerinde düşünmüyorsanız siz beyninizi sadece depolama alanı olarak kullanıyorsunuz demektir. Bir bilgisayarın işlemcisi kötü ise harddiskinin kaç gigabyte bilgi depoladığının önemi yoktur.
Bilgiyi sorgulamak demek; itiraz etmek,karşı çıkmak,muhalefet etmek değildir.Bilgiyi sorgulamak bilginin üzerine düşünmek,anlamlar çıkarmak,yeni sonuçlar elde etmek, doğru yada yanlışlığı hakkında şüpheci hareket etmektir. Tahtadaki matematik öğretmenine; bu nerden geldi,şurası niye böyle oldu,bu formul nerden çıktı? diye soran bir öğrenciye başlangıç aşamasında saygı duysam da eğer bu pozitif tutumu bir süre sonra sorduğu sorulara kendisinin cevap aramasına ve bulmasına dönüşmediyse, bu öğrenci aklına takılan herşeyi tüm lise yaşamında hocasından beklemeye devam ettiyse; eşik enerjisine hiçbir zaman ulaşamaz. Tabiki insan hiç bilmediği bir konuda çıkarım yapamaz ve birçok sorunun cevabını bulamaz. Yeni öğrenilen her konuda sorular sormalı,bilginizi pekiştirmelisiniz.Fakat bunu adet edinmişseniz,her zaman hazıra alışırsanız, hayatınız boyunca birilerine muhtaç yaşarsınız.

Matematik dersinini en önemli amacı zekayı geliştirmektir. Eğer siz size öğretilenden daha ileriye gitme konusunda ufacık bir gayret göstermezseniz, tabiki sizin için matematik boş,saçma ve zaman kaybından başka birşey değildir.

Eğer siz başkalarının anlattıklarından,düşüncelerinden,yaşantılarından sonuçlar çıkarmayıp, öğretilen herşeyi körü körüne kabullenirseniz.Başkalarının fikirlerinin sözcüsü olmaktan ileri gidemezsiniz.Kulaklarınızı hiçbirşeye tıkamayın, birisi çıkıp 2+2=5 diyorsa gülüp geçmeyin ciddiye almamazlık etmeyin,dinleyin, empati kurun. Benim bildiğim doğru,diğerleri yanılıyor düşüncesiyle yatıp kalkan biri, karşıdakinin görüşünü anlamaya çalışmaktan çok kendi düşüncesine saplanıp kalmış biri, kaybetmeye mahkumdur.
Bu ülkenin gerçekten düşünen ,sorgulayan,üreten beyinlere ve bir o kadar da iyi niyetli kalplere ihtiyacı var.

| Bu yazıyı arkadaşına gönder

1 yorum MATEMATİK ÖĞRENMEK VE DÜŞÜNMEK

  1. zamansız dedi ki:
  2. yine kötümser bir yaklaşım olucak ama bu ülkenin hep bu tür insanlara ihtiyacı vardı ve hep ihtiyacı olacakta ama hiçbi zaman gereken gerektiği zaman(yol bölü hız) olmıcak gibi suana kadar pek olmadığı gibi..hem belkide bazı öğrencilerin soru üzerine düşünmemesi hazıra koşarak öğretmene yapışması birazda suana kadar bize anlatılan matematik öğretme biçiminden ve öğretmenlerin her gelen soruyu alıp çözüp bazı öğrencilere cok zaman ayırmasındandır kimbilir..?belki öğretmen bu soru üzerinde hiç düşündün mü die öğrenciye sormamasındadır ya da o öğrenciye şuana kadar hiç bi matematikçi düşünmesi gerektiğini sölememesindedir..bence bir matematikçi yeni girdiği bi sınıfa taa sene başında sizin yazdığınız bu yazıyı okumalı belki ozaman düşünen yada en azından düşünmesi gerektiğini bilen bireyler yetişir....