YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

ÇIPLAK NESİL

Gönderen Harun 15 Mar 2008


Üniversitede okurken ders esnasında, elimdeki bir kitabı gören hocam; artık bu kitabı okumamam gerektiğini çünkü bu kitabın basıldığı zamanlarda internet ve bilgisayar devriminin olmadığını ve her şeyin değiştiğini söylemişti. Çünkü kitap iletişim hakkındaydı.Doğrusu kitabın yazarına üzülmüştüm, gerçektende genel konular dışında kitabın yarısı anlamsız ve günümüze seslenmiyordu. Cep telefonu ve internetten bahsetmeyen bir kitaptı.İnsanlar her zaman iletişim halindeydiler ama iletişim araçları, iletişime geçtikleri insan sayısı ve biçimleri sürekli değişti.Kaç yıl sürer bilmiyorum ama benim bu yazımda aynı sebeplerden eskiyecektir.
balkon ve çiçekDeğişen sadece araç ve yöntemler değil tabiki aynı zamanda da insanlar değişiyor, ilişkiler değişiyor. Artık bir lise öğrencisi matematik öğretmeninin balkonunu,balkonundaki kuşları,çiçekleri rahatlıkla görebiliyor mesela. Ahh ahh nerde bizim zamanımızda böyle şeyler. Hocaya yolda selam vermeye korkardık. Hocalarda böyle cıvık değildi. Yok canım abarttım o kadar yaşlı değilim ki ben. Ama 30-40 sene önce öyleymiş gerçekten.

balkon ve çiçek
İletişim ve ilişkilerin değişmesi sonucu beklentilerde değişiyor elbette.Artık günümüzün öğrencisi öğretmeninden espriler yapmasını onu güldürmesini dersin bir stand-up havasında geçmesini arzuluyor. İş bu noktada eğitim açısından karışıyor, Acaba bir öğretmen dersi anlatırken ne kadar espri yapmalıdır? Yapmalı mıdır? Yapmak zorunda mıdır? Yapmalıysa espri dersle mi alakalı olmalı yoksa herhangi bir konuda olsada olur mu? Eğer yapmak zorundaysa her öğretmenden veya öğretmen adayından bunu bekleyebilir miyiz? Esprinin derse katkısı nedir zararı nedir?

İşte bu beklentilerdeki değişim, yeni neslin hayatın her konusunda eğlenceli ve komik öğeler aramasına sebep oluyor. Aksi takdirde sıkılıyor ve başarı gösteremiyor. Her ne kadar bilgisayar ekranından uzun yazılar okumak zor olsada, bu satırları okuma sabrını gösteren birçok öğrencim biliyorum ki esprili bir yaklaşım ve komik şeyler bekliyor.Veya görsel öğeler ki ben resim ve video yardımı aldım gördüğünüz gibi.Bende bazen bu beklentileri karşılamak ve çoğu zamanda kendi içimden geldiği için küçük espritüel yaklaşımlarda bulunuyorum.Tabi burada şöyle bir sorunla başbaşa kalıyoruz;Öğrenciye bu yazıyı bu tip küçük hediyeciklerle okutmayı başarmak öğrencinin yazının konusunu anladığı anlamına gelmez? Evet belki hiç okumamasından iyidir ama yazıyı bu tip bir beklenti ve sadece esprileri beklemekle geçiren öğrenci anlatılmak istenileni anlayamaz. Bazı öğrenciler bu yazıyı okurken beyin hücrelerini çalıştırıp anlamaya çalışarak kendileride konu hakkındaki düşünürken bazıları sadece esprilere odaklanıyor ve yazı bittiğinde belkide sadece aklında onlar kalacak. Yüksek bir ihtimal bu öğrenciler yazıyı pür dikkat okumaktan çok sadece göz gezdirmiştir.


balkon ve çiçekYazının Bundan Sonra ki Kısmı Biraz Acımasız ve Hakaretler İçermektedir

Tabi ki yeni neslin öğretmen ve ebeveynleri ile olan ilişkileri değiştiği gibi akranları ile olan ilişkileride eskisi gibi değil.Klasik olacak ama kız-erkek ilişkisinden başlayalım. Günümüzün cahil,iki kelimeyi bir araya getiremeyen,hayatında iki kitap dahi okumamış bireyleri artık partnerini etkilemek ve ilişkisini devam ettirebilmek için elinde kalan son şeyleri kullanmakta. Artık bir kızı etkilemenin yolu msnde iyi geyik yapmak,çiçekler ve msn ifadeleri kullanmaktan geçiyor.Şiir yazmak yada duygularını anlatan bir yazı nerede!!! yapılan en iyi şey farenin sağ düğmesiyle kopyala-yapıştır yaparak atılan bir mesajdan ileri gitmiyor. Artık cep telefonuyla bile duygusal bir sms yazmayı başaramayan yozlaşmış,yavan insanlar hazır mesajlar kullanmakta. İşin garibi bu karşıdaki tarafından hiç ters anlaşılmamakta.Sanki repliklerini başkasının yazdığı bir oyunu oynuyor insanlar.

Zihinsel ve duygusal olarak bomboş bir insanın yapacağı gibi artık elindeki kalan tek değerli şeyi özel yaşamını ortaya koymaya başladı insanlar. Youtube'a videolarını , Facebook,Myspace,Netlog,Hi5 ve benzerlerine resimlerini koymaya başladılar. Sosyal ağlar dediğimiz bu tip arkadaşlık ve sosyalleşme siteleri sonucunda insanlar en özel şeylerini tüm insanlığa açmakta.Fotoğraf ve videolarının başkalarının görmesini isteyen, hatta daha ileri gidip bilgisayar başında olmasa bile msn veya facebook'ta o an ne yaptığını not olarak yazma gereği duyan günümüzün insanlarının özel hiçbir şeyi kalmadı diyebiliriz.Özel yaşamını tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bu nesle güzel bir isim bulmuşlar; çıplak nesil

Tabi bu özel yaşamın ifşasında en rahatsız edici şey ortaya konulan yaşamın zaten değersiz ve basit oluşu. Çıplak nesil kendini okuduğu kitaplarla, düşünceleriyle,duygularıyla, yazılarıyla, iş ve eğitim hayatındaki başarılarıyla anlatmaktan aciz olduğu için ortaya konulan şey güneş gözlüklü,makyajlı yada yakışıklı resim ve videolardan, aptalca kısa kurulmuş geyik cümlelerden ileri gitmiyor. Uzun cümle kuracak zeka ve kültür yok çünkü. Bırakın herhangi bir konuda uzun bir cümle kurmayı günümüzün acınası insanları uzun bir cümleyi okurken başlangıcını aklında tutamıyor. Herhangi bir konuda beş dakika dahi konuşamayan, hadi konuşamıyorsun aynı zamanda yazamayan, yazamadığı gibi iki sayfa yazıyı okumakta da zorlanan bir kişi, ilişkileri ve insanlarla olan iletişiminde de yapmacık ve sıradan olunca insanın çıldırası geliyor. Günümüz toplumunda genç bireyin kendisini bu tip bir yozlaşmadan kurtarmasının tek yolu kitap okumak. İnternet ve teknolojiyi yasaklayarak çağın gerisinde kalmak çok daha büyük sorunları birlikte getirir çünkü. Eğer hala bir kitap okuyup o kitabın içinde kaybolma zevkini tatmadıysanız çok şey kaybediyorsunuz. Derslerim var, öss var falan asla demeyin. Üniversite kitap okumaya başlamak için çok geç. Önünüzde aktif olarak 7-8 sene var, sonrasında istesenizde çok fazla okuyamacaksınız. Peki ne okuyacaksınız? Hiç farketmez bir yerden başlayın kişiliğinize göre zaten okuma alışkanlığınız yön bulur.Roman,hikaye,tarih artık her neyse. Belirli bir ideoloji okuyorsanız karşı görüşü savunan kitapları da okumayı ihmal etmeyin.Bir tarih kitabı okuyorsanız aynı tarihi anlatan başka bir kitapta okuyun. Ve asla önyargılı olmayın, benim bildiğim doğru demeyin, unutmayın yarı cahil olmak cahillikten çok daha kötüdür.Kendi savunduğu görüş ve fikirlere saplanıp kalmış bir birey, dünyaya at gözlüğü ile bakan bir kişi hayatı boyunca kaybedecektir. Unutmayın karşıdaki haklı ve siz o çok iyi bildiğiniz konuda yanılıyor olabilirsiniz.Unutmayın ne tür ispatlar yapsa ve hikayeler anlatsada karşıdakinin yazdıkları veya söyledikleri doğruda olmayabilir. Ve unutmayın karşıdakinin görüşü ne olursa olsun saygı duymayı,dinlemeyi, öğrenin.

Konumuza dönersek.Şeffaf ve saydam bir dünya ile karıştırılmaması gereken bu özel yaşam ifşası, sanılanın aksine kişiye olan ilgi ve alakanın artmasına değil aksine kişinin tüm yaşamını gözler önüne sermesiyle onun yaşamındaki gizemli ve onu özel yapan herşeyi yitirmesine sebep oluyor. Tabi bu çıplak nesil youtube'taki görüntülerinin çok izlenmesinden mutlu oluyor , internet ortamında kendisine övgülerini sunan insanların gerçekten kendisini sevdiğini ve beğendiğini zannediyorsa diyecek çok fazla birşey yok. Video ve resimlerine bakılıp beğenilen şey insanın kalbimidir,aklımıdır,gönlümüdür, nedir ne değildir siz düşünün.
balkon ve çiçek

, | Bu yazıyı arkadaşına gönder

12 SİTE YORUMLARA KAPATILMIŞTIR

  1. Adsız dedi ki:
  2. kuşlarınız büyümüş Allah bağışlasın:) zaman azaldı uçuş yakındır hocam.yazınız gerçekten etkiledi beni.en çok da özel yaşam kalmadı kısmı.gerçekten de öyle artık kmsede özel diye bişey kalmadı.bende öyleym belki.bazen bu devirde yaşadığım için bu nesilin içinde olduğum için çok şanssız olduğumu düşünüyorum.nerde eskilerr..!!diyorum.bazen kimseyi anlayamıyorum çevremdeki.bilmiyorum neden.neyse bende böyle konuşarak özel yaşamımla ilgili konuşuyo gibi oluyorum=) yazılarınızın devamını bekliyorum.okumak hoşuma gidiyor.teşekkürler...kuşların da devamını bekliyorum=))

     
  3. zamansız dedi ki:
  4. neden böyle bir nesil olduk acaba bizi bu tür şeylere iten ne....?kendimi bu yazıya yakın bulmadığımıda sölemeden edemicem ama yazılarnız bizim nesle hitap edıo haklısınız gercekten..aslında bakıldığında her nesle hitap etmiyor mu bu dediğiniz şeyleri yapan binlerce yaşı olgun diyebilceğimiz insan var çıplak nesil yerine çıplak dünya diyelim biz şuna en iyisi..

     
  5. inci dedi ki:
  6. Bunda en büyük suçlu bizler değil miyiz peki? Hangimiz en yakınım dediği insanla yeterince ilgili? Hangimiz ailesiyle ve çevresiyle ciddi ölçüde ya da yeterli biçimde paylaşım içinde peki paylaşım anlayışımız ne? Yanı başımızdakini ne kadar görüyoruz yoksa biz sadece bakmakla mı kalıyoruz? Bakmakla görmek arasında öyle büyük bir ayrım vardır ki...
    İşte bu yüzden onlar mı yoksa biz mi suçluyuz diye düşünmüyor değilim... Çünkü öyle bir hale gelmişiz ki kendimizi görmekten kendimizin sorunlarıyla ilgilenmekten kafamızı kaldırıp bizimle birlikte binlerce insanın nefes aldığını fark edemiyoruz sonuç kalabalık içinde yalnızlar, arayışlar... Bununla birlikte de dinlenme ve dinlenilme ihtiyacı ile ortaya çıkan bu tablo... Elbetteki yanlış bir tutum ama ona seçme şansı vermeyip bu halin ortaya çıkmasına neden olanlar yanlışı körükleyenlerin ta kendisi... Her ne kadar karşı olunsada bir empati kurulmalı... Bu arada tabi ki kimsenin buna sığınması doğru değil ama ne yazıkki nedenler sonuçlardan çoğu kez daha önemli... Kim ister ki çevresinde bulamayanları sanalda bulmayı ve kim ister ki bir insanın sadece msn de bir cümle telefonda bir ses olarak kalmasını ve o an yalnızlığıyla bir kez daha başbaşa kalmasını? (Herkes bu nedenlerden dolayı yalnızlığından kurtulmak niyetiyle girmiyor olabilir ben onları konu dışında tutuyorum çünkü o bambaşka bir olay ama çoğu böyle...)

     
  7. mehmet dedi ki:
  8. Bilgisayarı her açtığımda sizin blogunuza bakıyom ama nedense uzun zamandır yazmıyorsunuz...

     
  9. ... dedi ki:
  10. Ya benim uzun zamandır anlamadığım aklıma takılmış bir konu var ki kitap okumanın yararlı olcağı hakkında bu kadar net fikirleri olan insanlardan biri olarak bu soruma cevap verebilceğinizi umuyorum. Dünyadaki nerdeyse herkes bir şeyi anlamak, onu yorumlamak için kitap okumanın gerekli olduğunu söyleyip durmakta. Bense bunun olmazsa olmaz olduğundan şüpheliyim... Mesela hayatında kitap okumamış bir insan kitaptan alcağı yorumlama becerisini başka bir şeyden mesela filmden, tiyatrodan vs. alamazmı? Hatta bir konu hakkında bir arkadaşınızla tartışarak kendinizi geliştirdiğinizden dahamı çok geliştirirsiniz kendinizi kitap okuyarak. Veya televizyonda, internette vb. heryerde insanların kitaptan başka bişey dememesi yukarda dediğiniz gibi dünyaya at gözlüğüyle bakmak değilmidir? Örneğin edebiyat öğretmenime bu konudan bahsettiğimde o kadar emindi ki anlama ve yorumlamayı geliştirmek için kitaptan başka aktivitelerin de olduğunu dinlemedi bile. Kendisi edebiyat öğretmeni olarak hayatını kitaplara adamış bir insan olmasına karşın...

     
  11. Harun EŞKAR dedi ki:
  12. Böyle kaliteli,güzel bir şekilde ifade edilmiş bir soruya ayak üstü, kısacık bir cevap vermemek lazım. Sorunuzu akşam cevap vermeye çalışacağım şu an biraz işim var.
    Bir de şöyle bir yazım var bilginize;
    http://www.haruneskar.com/2008/06/kitap-okumak-entelektel-yalnizlikbir.html

     
  13. Harun EŞKAR dedi ki:
  14. İnsanlar kitapları değişik amaçla okuyabilirler. Zaman geçirmekten tutun, gülmek ve eğlenmek için bile kitap okunabilir. Roman,deneme,araştırma,biyografi,şiir ... türler çok fazla. Bu yüzden kitaplara sizin sorduğunuz doğrultuda (dünyayı anlamak, yorumlamak) yaklaşacağım diğer açılardan değerlendirmeyeceğim. Bu arada ben uzman değilim unutmayın sadece fikirlerimi paylaşacağım.

    Yeri gelir bir film, 10 kitabın anlattığından daha çok şey öğretir insana.
    Bazen bir arkadaş ufkumuzu öyle açar ki bir kitabın yapacağı iş değildir onun yaptığı.
    Bir şarkı dinlersiniz, bir belgesel izlersiniz, bir gezi-tatil yaparsınız, bir kitaptan beklenmeyecek ölçüde çok şey katarsınız hayatınıza. Bunlara sanırım kimsenin itirazı yoktur.
    Kitabı göklere çıkarıp interneti, televizyonu vs. diğer şeyleri aşağılamanın anlamı yok.
    Hayvanların yaşamını kitaplar değil belgeseller daha iyi anlatır diye düşünüyorum.

    Peki niçin kitap okumalıyız?
    Peki kitapta olup diğerlerinde olmayan şey nedir?
    Veya kitabın artısı, daha yararlı olabileceği yön nedir?
    Cevap veriyorummmmm:) KELİMELER


    Bir konu hakkında düşünürken bilmem dikkat ettiniz mi? Aslında düşünme eylemini yaparken beyninizde bir konuşma geçer. Düşünmenin büyük bir bölümü beyindeki bir konuşmadır. Hatta bazılarımız bunu sesli yapar. Mesela bu yazıyı okurken beyniniz arka planda bir konuşma yapıyor. Sizin düşünce gücünüz ve yorumunuz, belleğinizdeki kelime sayısı ve bu kelimeleri kullanabilme yeteneğinizle doğru orantılıdır. Kelime dağarcığınız fakirse düşünce ve yorumlarınızda zayıf olacaktır. Kelime size ufuk açar, girift konuları anlamanızı , rahat ve akıcı düşünmenizi, anlatmanızı, aktarmanızı sağlar. Kelime dağarcığı zengin bir yazarın, ustalıkla kurulmuş cümleleriyle bezenmiş 300-400 sayfalık bir kitaptan alacağınız doygunluğu, gazetelerden, internetteki iki üç sayfalık yazılardan, ekşi sözlükten alamazsınız. Cümleler , kelimeler yavaş yavaş içinize işler ve yazarın düşünce yetisinden bir parça alırsınız. Her kelime zihninizin farklı bir bölümünü çalıştırır. Düşünme ve yorumlamanın büyük bir bölümü sizin o kelimeleri dizerek cümle haline getirmenizdir.
    Kelime dağarcığı ve cümle yapınız için de kitap en önemli kaynaktır. Diğer unsurlar bu konuda kitaplar kadar yararlı olamaz.

     
  15. ... dedi ki:
  16. Evet haklısınız. Kelimelerle düşündüğümüz gibi net bir şeyi neden hesaba katmadığımı bilmiyorum belkide kitap okumadığımdandır :). Böyle uzun bir cevaba sadece "Teşekkür ederim..." gibi bir cevap verseydim sinir bozucu olurdu sanırsam ki. Ama öyle bir cevap vermem aslında aklıma takılan pek soru kalmadığı anlamına da gelebilirdi belki ama böyle yazmayı tercih ettim. Kitabın diğerlerinden ayrılmasını sağlayan özelliğini(tabikide diğer sorduğum insanların ve sizin anlatmak istediklerinizi anladığım veya yorumlayabildiğim kadarıyla) bana en net söyleyensiniz teşekkür ederim tekrar. :)

     
  17. Adsız dedi ki:
  18. bugüne kadar ben çok az matematik problemi çözmüşümdür.ama ögrendiğim herşeyi kısa bir süre içinde unutuyorum.bu beni acaba ben gerizekalımıyım ?diye düşündürüyor.birşeyler başarmak istiyorm ama unutkan olduğum için hiçbirşeyi başaramıyorum.poblemleri çözemiyorum ben bu zekayla napabilirim

     
  19. Harun EŞKAR dedi ki:
  20. Emin olun zekanızda bir problem yoktur. Sadece öğrenmiyorsunuzdur size öyle geliyordur. Çözebilmek öğrenmek demek değil. Yazılıdan yüksek puan almak bile öğrenmek değildir. Sizi tanımadığım için çok fazla yardımcı olamayacağım. Bir de çok az bilgi vermişsiniz.

     
  21. selma dedi ki:
  22. yazılarınız harika olağanüstü...

     
  23. Harun EŞKAR dedi ki:
  24. Sağolun, zaman ayırdığınız için ben teşekkür ederim.