YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

MİSAFİR (4)

Gönderen Harun 22 Mar 2008

ÇIPLAK NESİL

Gönderen Harun 15 Mar 2008


Üniversitede okurken ders esnasında, elimdeki bir kitabı gören hocam; artık bu kitabı okumamam gerektiğini çünkü bu kitabın basıldığı zamanlarda internet ve bilgisayar devriminin olmadığını ve her şeyin değiştiğini söylemişti. Çünkü kitap iletişim hakkındaydı.Doğrusu kitabın yazarına üzülmüştüm, gerçektende genel konular dışında kitabın yarısı anlamsız ve günümüze seslenmiyordu. Cep telefonu ve internetten bahsetmeyen bir kitaptı.İnsanlar her zaman iletişim halindeydiler ama iletişim araçları, iletişime geçtikleri insan sayısı ve biçimleri sürekli değişti.Kaç yıl sürer bilmiyorum ama benim bu yazımda aynı sebeplerden eskiyecektir.
balkon ve çiçekDeğişen sadece araç ve yöntemler değil tabiki aynı zamanda da insanlar değişiyor, ilişkiler değişiyor. Artık bir lise öğrencisi matematik öğretmeninin balkonunu,balkonundaki kuşları,çiçekleri rahatlıkla görebiliyor mesela. Ahh ahh nerde bizim zamanımızda böyle şeyler. Hocaya yolda selam vermeye korkardık. Hocalarda böyle cıvık değildi. Yok canım abarttım o kadar yaşlı değilim ki ben. Ama 30-40 sene önce öyleymiş gerçekten.

balkon ve çiçek
İletişim ve ilişkilerin değişmesi sonucu beklentilerde değişiyor elbette.Artık günümüzün öğrencisi öğretmeninden espriler yapmasını onu güldürmesini dersin bir stand-up havasında geçmesini arzuluyor. İş bu noktada eğitim açısından karışıyor, Acaba bir öğretmen dersi anlatırken ne kadar espri yapmalıdır? Yapmalı mıdır? Yapmak zorunda mıdır? Yapmalıysa espri dersle mi alakalı olmalı yoksa herhangi bir konuda olsada olur mu? Eğer yapmak zorundaysa her öğretmenden veya öğretmen adayından bunu bekleyebilir miyiz? Esprinin derse katkısı nedir zararı nedir?

İşte bu beklentilerdeki değişim, yeni neslin hayatın her konusunda eğlenceli ve komik öğeler aramasına sebep oluyor. Aksi takdirde sıkılıyor ve başarı gösteremiyor. Her ne kadar bilgisayar ekranından uzun yazılar okumak zor olsada, bu satırları okuma sabrını gösteren birçok öğrencim biliyorum ki esprili bir yaklaşım ve komik şeyler bekliyor.Veya görsel öğeler ki ben resim ve video yardımı aldım gördüğünüz gibi.Bende bazen bu beklentileri karşılamak ve çoğu zamanda kendi içimden geldiği için küçük espritüel yaklaşımlarda bulunuyorum.Tabi burada şöyle bir sorunla başbaşa kalıyoruz;Öğrenciye bu yazıyı bu tip küçük hediyeciklerle okutmayı başarmak öğrencinin yazının konusunu anladığı anlamına gelmez? Evet belki hiç okumamasından iyidir ama yazıyı bu tip bir beklenti ve sadece esprileri beklemekle geçiren öğrenci anlatılmak istenileni anlayamaz. Bazı öğrenciler bu yazıyı okurken beyin hücrelerini çalıştırıp anlamaya çalışarak kendileride konu hakkındaki düşünürken bazıları sadece esprilere odaklanıyor ve yazı bittiğinde belkide sadece aklında onlar kalacak. Yüksek bir ihtimal bu öğrenciler yazıyı pür dikkat okumaktan çok sadece göz gezdirmiştir.


balkon ve çiçekYazının Bundan Sonra ki Kısmı Biraz Acımasız ve Hakaretler İçermektedir

Tabi ki yeni neslin öğretmen ve ebeveynleri ile olan ilişkileri değiştiği gibi akranları ile olan ilişkileride eskisi gibi değil.Klasik olacak ama kız-erkek ilişkisinden başlayalım. Günümüzün cahil,iki kelimeyi bir araya getiremeyen,hayatında iki kitap dahi okumamış bireyleri artık partnerini etkilemek ve ilişkisini devam ettirebilmek için elinde kalan son şeyleri kullanmakta. Artık bir kızı etkilemenin yolu msnde iyi geyik yapmak,çiçekler ve msn ifadeleri kullanmaktan geçiyor.Şiir yazmak yada duygularını anlatan bir yazı nerede!!! yapılan en iyi şey farenin sağ düğmesiyle kopyala-yapıştır yaparak atılan bir mesajdan ileri gitmiyor. Artık cep telefonuyla bile duygusal bir sms yazmayı başaramayan yozlaşmış,yavan insanlar hazır mesajlar kullanmakta. İşin garibi bu karşıdaki tarafından hiç ters anlaşılmamakta.Sanki repliklerini başkasının yazdığı bir oyunu oynuyor insanlar.

Zihinsel ve duygusal olarak bomboş bir insanın yapacağı gibi artık elindeki kalan tek değerli şeyi özel yaşamını ortaya koymaya başladı insanlar. Youtube'a videolarını , Facebook,Myspace,Netlog,Hi5 ve benzerlerine resimlerini koymaya başladılar. Sosyal ağlar dediğimiz bu tip arkadaşlık ve sosyalleşme siteleri sonucunda insanlar en özel şeylerini tüm insanlığa açmakta.Fotoğraf ve videolarının başkalarının görmesini isteyen, hatta daha ileri gidip bilgisayar başında olmasa bile msn veya facebook'ta o an ne yaptığını not olarak yazma gereği duyan günümüzün insanlarının özel hiçbir şeyi kalmadı diyebiliriz.Özel yaşamını tüm çıplaklığıyla ortaya koyan bu nesle güzel bir isim bulmuşlar; çıplak nesil

Tabi bu özel yaşamın ifşasında en rahatsız edici şey ortaya konulan yaşamın zaten değersiz ve basit oluşu. Çıplak nesil kendini okuduğu kitaplarla, düşünceleriyle,duygularıyla, yazılarıyla, iş ve eğitim hayatındaki başarılarıyla anlatmaktan aciz olduğu için ortaya konulan şey güneş gözlüklü,makyajlı yada yakışıklı resim ve videolardan, aptalca kısa kurulmuş geyik cümlelerden ileri gitmiyor. Uzun cümle kuracak zeka ve kültür yok çünkü. Bırakın herhangi bir konuda uzun bir cümle kurmayı günümüzün acınası insanları uzun bir cümleyi okurken başlangıcını aklında tutamıyor. Herhangi bir konuda beş dakika dahi konuşamayan, hadi konuşamıyorsun aynı zamanda yazamayan, yazamadığı gibi iki sayfa yazıyı okumakta da zorlanan bir kişi, ilişkileri ve insanlarla olan iletişiminde de yapmacık ve sıradan olunca insanın çıldırası geliyor. Günümüz toplumunda genç bireyin kendisini bu tip bir yozlaşmadan kurtarmasının tek yolu kitap okumak. İnternet ve teknolojiyi yasaklayarak çağın gerisinde kalmak çok daha büyük sorunları birlikte getirir çünkü. Eğer hala bir kitap okuyup o kitabın içinde kaybolma zevkini tatmadıysanız çok şey kaybediyorsunuz. Derslerim var, öss var falan asla demeyin. Üniversite kitap okumaya başlamak için çok geç. Önünüzde aktif olarak 7-8 sene var, sonrasında istesenizde çok fazla okuyamacaksınız. Peki ne okuyacaksınız? Hiç farketmez bir yerden başlayın kişiliğinize göre zaten okuma alışkanlığınız yön bulur.Roman,hikaye,tarih artık her neyse. Belirli bir ideoloji okuyorsanız karşı görüşü savunan kitapları da okumayı ihmal etmeyin.Bir tarih kitabı okuyorsanız aynı tarihi anlatan başka bir kitapta okuyun. Ve asla önyargılı olmayın, benim bildiğim doğru demeyin, unutmayın yarı cahil olmak cahillikten çok daha kötüdür.Kendi savunduğu görüş ve fikirlere saplanıp kalmış bir birey, dünyaya at gözlüğü ile bakan bir kişi hayatı boyunca kaybedecektir. Unutmayın karşıdaki haklı ve siz o çok iyi bildiğiniz konuda yanılıyor olabilirsiniz.Unutmayın ne tür ispatlar yapsa ve hikayeler anlatsada karşıdakinin yazdıkları veya söyledikleri doğruda olmayabilir. Ve unutmayın karşıdakinin görüşü ne olursa olsun saygı duymayı,dinlemeyi, öğrenin.

Konumuza dönersek.Şeffaf ve saydam bir dünya ile karıştırılmaması gereken bu özel yaşam ifşası, sanılanın aksine kişiye olan ilgi ve alakanın artmasına değil aksine kişinin tüm yaşamını gözler önüne sermesiyle onun yaşamındaki gizemli ve onu özel yapan herşeyi yitirmesine sebep oluyor. Tabi bu çıplak nesil youtube'taki görüntülerinin çok izlenmesinden mutlu oluyor , internet ortamında kendisine övgülerini sunan insanların gerçekten kendisini sevdiğini ve beğendiğini zannediyorsa diyecek çok fazla birşey yok. Video ve resimlerine bakılıp beğenilen şey insanın kalbimidir,aklımıdır,gönlümüdür, nedir ne değildir siz düşünün.
balkon ve çiçek

MİSAFİR (2)

Gönderen Harun 13 Mar 2008

MİSAFİR

Gönderen Harun 11 Mar 2008

güvercin kumru ve yuvası
O dalları ne zaman getirdi yuvayı ne kadar zamanda kurdu bilmiyorum.Ama iki günden kısa bir sürede yaptığını biliyorum.10-12 gündür balkonumuzda davetsiz misafirden çok evin kırk yıllık sahibi gibi oturuyor. Altında iki adet kayısı büyüklüğünde yumurta var. İki kez nöbet değişimine tanık oldum. Diğerinin gelmesi ile birinin kalkıp diğerinin hemen oturması 15 saniye sürmüyor.Ve nöbeti biten hiç beklemeden uçup gidiyor Saatlerce (soğuk bir iki gece dahil) orada öylece durması,sabrı ve cesareti inanılmaz. Yanına yaklaşınca kanatlarını açıp korkutmaya çalışıyor ama yuvayı bırakmıyor. Yavrular sağlıklı bir şekilde doğarsa o zaman izlemesi çok daha büyük bir zevk olacak.Ama aynı zamanda tedirginde olacağımız kesin.Umarım uslu çoçukları olur;çünkü o dolabın arkası boşluk ve yavrular oraya düşerse oradan çıkarması çok güç.

güvercin kumru ve yuvası

MATEMATİK ÖĞRENMEK VE DÜŞÜNMEK

Gönderen Harun 6 Mar 2008

puzzle spiral yapbozKimyada 'eşik enerjisi' diye bir tabir (terim,olgu) vardır. Bir kimyasal tepkimenin başlayabilmesi yada gerçekleşmesi için gerekli minumum enerji miktarı diyebiliriz. Bu enerjiye ulaştıktan sonra tepkime başlar ve devamı gelir.

Fizikte 'yüzey gerilimi' diye adlandırılan benim hoşuma giden bir konu var.Kabaca; sıvıların yuzeylerindeki moleküllerin birbirini sıkı sıkıya tutması diyebiliriz.Yüzey gerilimi sayesinde bir iğnenin suyun yüzeyinde yüzmesini sağlayabiliriz, halbuki iğnenin özkütlesi daha büyüktür.Hani bir bardağa ağzına kadar su koyarız, bazen öyle olur ki su seviyesi bardağın seviyesinin birkaç milim üstüne çıktığı halde su dökülmez ve eğri,tombul bir yüzey oluşturur.İşte bunun sebebi suyun yüzey gerilimidir. Moleküller birbirini tutar ve su dökülmez, tıpkı iğneyi tuttukları gibi. Benim hoşuma giden birkaç damla daha su ilave ettikten sonra aniden suyun dayanamayıp kendini bırakarak bardaktan dökülmesidir. Dökülen miktar hepimiz görmüşüzdür; son ilave ettiğimiz damla miktarından daha fazladır.

Bir öğrencinin matematik dersinden gerçek manada başarılı olabilmesi için belli bir eşik enerjisine ulaşması gerekir.Eğer bunu yapabilirse o noktadan sonra ne özel ders,kurs ne de herhangi bir ekstra yardıma gereksinim duyar.Belki bazen ufak tefek, küçük ayrıntılardır takıldığı noktalar. Çok berbat anlatılmamak üzere anlatılan herşeyi rahatça anlar.Kendine güveni tamdır ve çok rahattır.Artık taşmıştır, bardak alması gerekeni almıştır,şifre çözülmüş,resmin tamamı görünmüş, parçalar yerine yerleşmemiş olsa bile yapboz'un tamamı zihinde canlanmıştır.Artık sistemin nasıl işlediği açıktır. Geriye kalan tek şey çalışma azmini ve gayretini kaybetmeyip devamını getirebilmektir. Çünkü işin zor tarafı halledilmiştir.Önemli olan resmin tamamını görebilmektir.

Öğrencinin bu bahsettiğim noktaya gelebilmesi için matematik öğretmeninin yapması gereken şey; meşhur atasözünde söylendiği gibi balık vermekten çok balık tutmayı öğretmektir.Ve öğrencinin yapması gereken de gerekli bilgi ve pratiği kazandıktan sonra bazı şeyleri kendi başına halletmeye çalışmaktır.

Bir matematik konusunu öğrenmek istiyorsanız önce kısa süreli konuya bakarsınız, sonra soru çözmeye başlarsınız.Eğer yeni bir soru çözerken soruyu çözemediğiniz takdirde;
-Defterin sayfalarını karıştırmaktan.
-Kitabın çözümlü örneklerine gözatmaktan.
-Sorunun aynısını bir yerden bulmaya çalışmaktan.
-Soruyu arkadaşınız yada hocanıza götürmekten, önce yapacağınız ilk iş düşünmek... düşünmek ...düşünmek olmalıdır.Zekanızın yardımı ile sizin çözdüğünüz bir soru, hem sizin için daha yararlı hemde daha büyük bir zevktir.

Bilgiye ulaşmanın çok hızlı olduğu dünyamızda hafızamızı çok fazla zorlamaya gerek duymuyoruz. Aklımıza takılan birçok şeye internet sayesinde ulaşmak sadece saniyeler alıyor. Beynimizi birçok bilgi ile doldurmaktan vazgeçsek bile unutulmamalıdır ki bilgiyi işleyecek zekaya hepimizin ihtiyacı var. Eğer ailenizden,öğretmenlerinizden,kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri sorgulamıyorsanız,üzerinde düşünmüyorsanız siz beyninizi sadece depolama alanı olarak kullanıyorsunuz demektir. Bir bilgisayarın işlemcisi kötü ise harddiskinin kaç gigabyte bilgi depoladığının önemi yoktur.
Bilgiyi sorgulamak demek; itiraz etmek,karşı çıkmak,muhalefet etmek değildir.Bilgiyi sorgulamak bilginin üzerine düşünmek,anlamlar çıkarmak,yeni sonuçlar elde etmek, doğru yada yanlışlığı hakkında şüpheci hareket etmektir. Tahtadaki matematik öğretmenine; bu nerden geldi,şurası niye böyle oldu,bu formul nerden çıktı? diye soran bir öğrenciye başlangıç aşamasında saygı duysam da eğer bu pozitif tutumu bir süre sonra sorduğu sorulara kendisinin cevap aramasına ve bulmasına dönüşmediyse, bu öğrenci aklına takılan herşeyi tüm lise yaşamında hocasından beklemeye devam ettiyse; eşik enerjisine hiçbir zaman ulaşamaz. Tabiki insan hiç bilmediği bir konuda çıkarım yapamaz ve birçok sorunun cevabını bulamaz. Yeni öğrenilen her konuda sorular sormalı,bilginizi pekiştirmelisiniz.Fakat bunu adet edinmişseniz,her zaman hazıra alışırsanız, hayatınız boyunca birilerine muhtaç yaşarsınız.

Matematik dersinini en önemli amacı zekayı geliştirmektir. Eğer siz size öğretilenden daha ileriye gitme konusunda ufacık bir gayret göstermezseniz, tabiki sizin için matematik boş,saçma ve zaman kaybından başka birşey değildir.

Eğer siz başkalarının anlattıklarından,düşüncelerinden,yaşantılarından sonuçlar çıkarmayıp, öğretilen herşeyi körü körüne kabullenirseniz.Başkalarının fikirlerinin sözcüsü olmaktan ileri gidemezsiniz.Kulaklarınızı hiçbirşeye tıkamayın, birisi çıkıp 2+2=5 diyorsa gülüp geçmeyin ciddiye almamazlık etmeyin,dinleyin, empati kurun. Benim bildiğim doğru,diğerleri yanılıyor düşüncesiyle yatıp kalkan biri, karşıdakinin görüşünü anlamaya çalışmaktan çok kendi düşüncesine saplanıp kalmış biri, kaybetmeye mahkumdur.
Bu ülkenin gerçekten düşünen ,sorgulayan,üreten beyinlere ve bir o kadar da iyi niyetli kalplere ihtiyacı var.

''STAY HUNGRY STAY FOOLİSH''

Gönderen Harun 1 Mar 2008