YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

KOPYA ÇEKMEK (2)

Gönderen Harun 1 Şub 2008

kopya çekmek ve utanmak

Yaşınız ilerledikçe, insanlarla olan ilişkilerinizin sayısı ve çeşitliliği arttıkça,insanların sizden beklediği tutum ve davranışlarda farklılıklar arzediyor.Beş yaşında bir çocukken arkadaşınızın sizden beklediği belki elinizdeki çikolatalı gofretin bir kısmı, belki sahip olduğunuz futbol topu ile birlikte oynama isteğidir.Fakat yıllar geçtikçe insanlar çok daha çetrefilli ve değişik hesapların bulunduğu ilişkiler yumağına giriyor. İstek ve beklentiler çok saf ve iyi niyetli olmayabiliyor. Yanlış şeyleri,yanlış zamanda,yanlış kişiler istiyor ve siz hayır demekte zorlanıyorsanız bilin ki artık çocuk değilsinizdir ve hayat sizi kirletmeye başlamıştır.Biz büyüdük ve kirlendi dünya

Para,her türlü çıkar ilişkileri,ideolojik birliktelik, hatta dostluk sizin doğrunun tarafında yer almanızı engeller hale gelir.Yanlış olduğunu bildiğiniz halde bazen dostunuzun tarafında yer almak zorundasınızdır.Hatalı olduğunu bildiğiniz halde aynı siyasi görüşe sahip olduğunuz kişiyi savunursunuz.Ve hatta, daha kötüsü bir süre sonra gerçekleri göremez savunduğunuz yanlışları gerçekten doğru zannedersiniz.İnsan büyüdükçe hayat onu kirletir.Ve çoğu insan ya buna alışmıştır yada aldırmamaya çalışır. Bu satırların yazarı dahil hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık değildir.

Neyse fazla uzatmadan konuya gelelim.

A)
Kopya çekmek bir öğretmen-öğretim görevlisi-gözetmen bulunan bir sınavda gerçekten heyecanlı adrenalini yüksek bir eylemdir.Bu bağlamda bana göre zevkli olduğu kesindir.Tabi kopyanın türüne ve süresine göre bu heyacan ve zevk değişir.Heyecan ve zevk açısından kendime göre değerlendirme yaparsam;

a)Başkasının kağıdına bakmak 1 puan
b)Konuşarak kopya almak 2 puan
c)Sıraya duvara yazı yazmak 3 puan
d)Kopyalık (küçük kağıt) ile kopya çekmek 5 puan
e)Telefon ve elektronik araçlarla kopya 6 puan
f)Sınav sorularını çalmak 7 puan (başka sınıfa sorulan soruları araştırıp hoca belki aynısını sorar diye öğrenmek kopya değil takdirle karşıladığım bir harekettir)
g)Kitap defter açmak 8 puan
h)Kağıt değiştirmek 9 puan
ı)Sınava başkasının yerine girmek 10 puan

B)Kopya çekmek bir başarı mıdır? Bir sanat mıdır yetenek midir? Kesinlikle katılmıyorum. Bence bu sözler kopya çeken öğrencilerin kendi kendilerini tatmin etme çabasıdır.
Kopya çekmekteki başarısı ile övünen bir kişiye şu tip bir soru yönlendirilmelidir;
''Bravo kutlarım gerçekten inanılmaz kopya çekiyorsun yeteniğine ve cesaretine hayranım fakat aklıma şu takılıyor senin gibi yetenekli ,akıllı birisi nasıl oluyor da iki tamsayıyı toplayamıyor:)) ''
Yani kopya çeken birisi aslında kopyasız başarı gösteren bir öğrencinin yaptığını beceremediği için bu yola başvurmamış mıdır? O halde neden daha çok itibar görsün ki!

Kopya çeken bir kişi ''Ben çalışmadığım için kopya çekiyorum yoksa bunları yapmakta ne var çalışsam hepsini yaparım '' diyor ve iyi kopya çekmesi ile övünme gafletinde bulunuyorsa.Acaba şunu niye düşünmüyor; kopya çekmeyi diğer öğrencilerden birçoğu kopya çekme üzerinde yoğunlaşarak pekala başarabilir.

İnsan kendini ispat etmek ve kendisine saygı duyulmasını istiyorsa bunun için tercih edilecek yol ahlaki olmayan bir davranışla övünmek olmamalıdır.
''Bak ben nasıl kopya çekiyorum bak nasıl okul tuvaletinde sigara içiyorum gördün mü bak hocaya ağzının payını nasıl verdim'' gibisinden davranışlarla insanın kendini ortaya koyması ve kendini gösterme çabası son derece hazin vericidir.
Bunda eğitim sisteminin hatalarıda var tabi. Evet belki ders başarısı yüksek öğrencilere daha çok saygı duyuluyor, belki onlar daha çok seviliyor.Ama inanıyorum ki derslerde başarısız bir öğrenci isterse kendisi hangi konularda yetenekli ve üstünse bunu rahatlıkla öğretmenine arkadaşına gösterebilir.Matematiği başaramayan öğrencilerimin durumuna üzülsem ve yardımcı olmak için elimden geleni yapsam da birçoğunun farklı yetenek ve özelliklerinden dolayı bu başarısız öğrencilerime hayranım.Yeterki insan göstermek için çaba harcasın, etrafındaki insanlardan muhakkak takdirle karşılanacak bir niteliği vardır.Fakat dediğim gibi kopya ve benzeri davranışlarla takdir ve saygı beklemek hazin vericidir.

C)Kopya çekmek öncelikle kopya çekmeyen öğrencilere karşı hile yapmak olduğu için yanlış olduğunu düşünüyorum.Haksız kazanç,rüşvet vermek,rüşvet yemek,dolandırıcılık nasıl başkalarının hakkını yemekse kopya çekmek de yine başkalarının hakkını yemektir.Bence yalnızca bu sebep yeterde artar kopya çekmemeye.

Kopya çekmek öğrenmeniz gereken bilgileri bilmeden ve öğrenmeden sınavı geçmenize sebep olacağı için ilerde çeşitli sorunlar çıkartacaktır.Bu sebeple günü kurtarsa bile geniş vadede zararlıdır.Tabi bu bakımdan her sınav için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.Fakat bir dersin her sınavı kopyayla geçiştiriliyorsa ders ne olursa olsun zararlıdır bence.Branşım için kopya çekilen her sınav ilerde başınıza bela olur diyebilirim.''PEKİ BUNLAR BİZİM NEREDE İŞİMİZE YARAYACAK''

Kopya çekmek öğretmene saygısızlıktır.Çok uzatmak istemem konunun bu tarafını.Sadece şunu söyleyim bazı öğrencilerimin ''sizi sevdiğimiz için sizin dersinizden kopya çekmezdik'' dediğini duymuşumdur.

D)Kopya çekmenin doğru olduğunu çünkü eğitim sistemimizin öğrettiği şeylerin gereksiz ve işe yaramaz şeyler olduğunu ileri süren bir görüş vardır.Bu görüşe göre eğer öğrenci kopya çekmezse gereksiz bilgileri öğrenecek ve eğitim sisteminin kendisini tek tip insan modeline uygun bir şekilde yontmasına izin verecektir.Bu görüş ''C)" nin ikinci paragrafında söylediğim sınavdaki bilgiler ilerde lazım olur düşüncesine katılmaz. İlerde lazım olsa bile ''bu gerekli bilgi aslında eğitim sisteminin tek tip insan yetiştirmesinin bir aracı olarak karşımıza çıkacaktır'' der bu görüş.Basite alınmayacak bir düşünce. Kesinlikle katılıyorum doğru deyip balıklama atlanmayacak kadar da derin.
Öncelikle şunu söyliyeyim kopya çekmeye kılıf uydurmak için bu düşünceyi savunmak, benimsemek kendi kendini kandırmaktır.Çünkü birçok kişi kopya çekerken günü kurtarmayı hedefler.Aklında derin felsefeler olmaz.
Eğitimin insanları birbirine benzetmeye çalıştığı bir gerçektir.Ve kaçınılmazdır.Buradaki esas, eğitim sırasında herkesin kendi bireysel özelliklerini yok etmeden özgün ve özgür bireyler yetiştirmek olmalıdır.Diğer ülkelerin eğitim sistemlerine de baktığımızda o ülkelerde de eğitim kurumlarının tek tip insan yetiştirmekle suçlandığını eleştirildiğini görebiliriz. Sorun Türkiye'ye ait değildir.Okulda öğretilecek bilgilerin çeşidi,sınırı ve daha bir çok şeyi avrupada da her zaman eleştirilir ve felsefi tartışmalara sebep olur.Bu bakımdan Türk Eğitim Sistemi'ni acımasızca eleştirmek yanlıştır.Süper bir eğitim sistemimiz olduğunu avrupa standatlarında eğitim verdiğimizi düşünmek ise saflıktır.
Bu noktada insan şunu düşünmeli; acaba bozuk olduğunu düşündüğünüz bir eğitim sisteminden zarar görmeden kurtulmak için başvurulacak yol kopya mıdır? Yoksa bu insanın kendi kendisini kandırıp tembelliğine kılıf uydurması mıdır?Ben bir soru sorup konuyu geçiyorum;

Bir gün akli dengesi bozuk diktatör bir devlet başkanı halkından herkesin bir metre uzaktan bir ipi atarak iğne deliğinden geçirmeyi öğrenmesini istemiş.Herkes on kez atış yapacakmış. En başarılı 100bin kişi hayatta kalıp diğerleri öldürülecekmiş. Bu isteğin saçma olduğu,sınavın aptalca olduğu,öğrenilmesi istenilen bilginin gereksiz olduğu kesindir. O halde hayatta kalmak için çaktırmadan bir hile yapsak mı?

SONUÇ: Yazının başında değindiğim gibi insan büyüdükçe zaten dürüst ve temiz bir yaşam sürmekte zorlanıyor.Hiçbirşey olmasa etraftan üzerine çamur sıçrıyor.Üzücü olan; daha kirlenmemiş tertemiz,saf bireylerimizin hayatın başlangıcında hak,adalet ve dürüstlük bilincini kaybetmesidir.

| Bu yazıyı arkadaşına gönder

12 SİTE YORUMLARA KAPATILMIŞTIR

  1. UğuR dedi ki:
  2. Hocam ilkokulda bende böyle düşünüyordum hak yeme olarak ama birden farkettim herkez birbirinden kopya çekiyorsa kimse kimsenin hakkını yememiş oluyor :)

    Kopya çektiğiniz konu başınıza bela olur demişsiniz ama eğer sınavda bir soru sorarsam arkadaşıma onun verdiği cevabı kolay kolay unutmam birde o şekilde düşünmek lazım

     
  3. H.EŞKAR dedi ki:
  4. Bu konu hassas, üzerinden espri yapılsa bile asla doğru bir davranış olduğu söylenmemeli!

    Bir sınavda herkesin kopya çektiğini iddia edemezsin. Herkes çekse bile eşit oranda çektiğini asla söyleyemezsin. Birileri kirli ise bu bizim de kirli olmamızı gerektirmez.

    Sen sürekli kopya çekersen sınavda arkadaşının dediklerinin hatırası ve heyecanı kalmayacak ve bunlar aklında kalmayacaktır.

    Sürekli kopya çekemediğimize göre dedikleri aklımda kalır dersen. Sınavda arkadaşının '' iklim akdeniz, bitki örtüsü maki'' cümlesi aklında kalabilir. Ama ''her iki tarafın karesini al'' şeklindeki bir yardım senin aklında kalsa ne olacak ki? Bu konuyu öğrendiğini göstermez.

    Ki önemli olan senin dediğin gibi hak yeme meselesidir. VE bu durum görmezden gelinemez.

     
  5. mehmet dedi ki:
  6. hocam ama nefs-i müdafa(böyle yazılıyor sanırım) diye bişey var kopya çekenler onu yapıyor yani birilerinin haklarını yediğini görüyorlar ve bu diğerlerine avantaj onlara dezavantaj olmasın diye onlarda çekiyorsonuçta bi kavgada sila yasakken o silahla gelip 1 el ateş ettiğikten sonra biz adama ateş edersek adam öldürmeden ceza almayız

    gibi bişey

     
  7. H.EŞKAR dedi ki:
  8. Adam sana ateş etmiyor ki yalnızca. Sınıfın, okulun tüm öğrencilerin üzerine ateş ediyor. Bu durumda ateş edip adamı öldürmek suç değildir. Adamı öldürmek ise onun kopya çekmesini önlemek, uyarmaktır.

    Sen kopya çekerek kaşıdakinin zararından korunayım derken silahı çıkartıp onun gibi herkese ateş ediyorsun. Ama sadece ona ateş etmiş gibi söylüyorsun. Hadi adamın zararından kendini kurtardın ya senin ateş ettiklerin.

     
  9. Adsız dedi ki:
  10. İyi de zaten kim, neden matematikte kopya çeksin ki ? Ya da geomtri, fizik.. Sayısal derslerde istesen de kopya çekemezsin..

    Kopya sözel derslerde çekilir bence. O da biz öğrenci milletinin kafası çok fazla ezber kaldıramadığı için. E beynimizin çoğunu matematiğe harcayınca diğerlerine yer kalmıyor doğal olarak :P (:

     
  11. H.EŞKAR dedi ki:
  12. Canım bu matematiğin beynini geliştirmesi lazım. Öyle yer kaplıyorsa ve başka şeyleri öğrenmeni engelliyorsa ya biz öğretmenler ya da sen bir hata yapıyorsun.

    Matematik dersi yapısından dolayı insanın bir konuyu anlaması gerektiğine ve ezberden uzaklaşmasına sebep oluyor ve bu yüzden ezber olan şeylere kafamız çalışmıyor diyorsan, doğru yoldaın hatta yolu bırak olayı çözmüşsün diyebiliriz. Kutlarım:)

     
  13. Adsız dedi ki:
  14. Öğretmenlerimin bi hatası demeyelim de bende bi matematik önyargısı var diyelim. Son iki yıldır pek kalmadı o duvarlardan gerçi ama yine de tamamen bitmiş değil. Ve sanırım nedeni de -dürüst olmam gerekirse-, matematiği yapamamam.
    Kedi erişemediği ciğere pis dermiş hesabı. Matematik tarihini severim, o ayrı konu (=

     
  15. H.EŞKAR dedi ki:
  16. Bardağın dolu tarafını görelim.Zor öğrenilen şeyler daha kalıcı ve yararlı olur. Benim üiversitede tek alışta geçtiğim derslerden ziyade, kaldığım ve ikinci-üçüncü alışımda aldığım dersler aklımdadır. Diğerleri çok çabuk silindi.

    Kedi ciğer meselesine gelince herkesin bir ciğeri var:)

     
  17. Nurgül Öztürk dedi ki:
  18. Çok doğru da ben sözelciyim, dolayısıyla matematik liseden sonra karşıma çıkmaz zannediyorum.
    "Ne işime yarayacak?" yazınızı da okudum ancak ben o "soyut düşünme" ya da "kavramlar arası bağ kurabilme" yeteneğine felsefeyle de sahip olabileceğim kanısındayım..

    Okul bittikten sonra matematikle tekrar yolumuz kesişir mi bir gün ?
    Pek ümitli değilim açıkçası..

     
  19. H.EŞKAR dedi ki:
  20. Karşına çıkıp gerektiği anlar olabilir. Devletin resmi bir kurumuna çalışanların alındığı bir sınavda mesela.

    Ama bu spesifik bir örnek, sadece bunun için şimdiden matematik öğrenmek saçma olur. İlerde ne olur kısmet artık.

    Felsefeyi matematikten ayırmak pek kolay değil diye düşünüyorum. Geçmişteki büyük filozofların hepsinin matematikle ilgilendiğini biliyoruz. Ki günümüzde dünyanın oluşum süreci bin bang, CERN deneyleri gibi bilimsel çalışmalarla felsefeciler yakından ilgileniyor. Hatta bazı bilim adamları (Stephan HAWKİNG diye hatırlıyorum) bilimin ulaştığı bazı noktalarıa felsefecilerin ulaşamadığını ve felsefecilerin bunları anlayamadıklarını söylediğini biliyoruz. Bu yüzden felseficilerin fen bilimleri ile alakadar olması gerekir diye düşünüyorum.

    Bu bağlamda kanaatimce felsefe okur ve düşünürleri de matematikten çok uzak olmamalıdır. Zaten lise-1- de gördüğünüz ve muhtemel nefret ettiğiniz MANTIK konusunu, ZAMAN2 isimli yazımda bahsettiğim matematikteki sonsuzluk problemini, tarihteki irrasyonel sayı kavramını felsefeden ayırmak mümkün değildir.

    Maalesef sadece ülkemizde değil bütün dünyada sosyal bilimcilerin matematiğe olan önyargısı, matematik bilmemekle bırakın utanç duymayı aksine övünmeleri matematiğin gereksiz, sıkıcı ve sadece bilim adamlarının ilgilenmesi gereken bir uğraş gibi görünmesine sebep oluyor. Aralarından çok azı ciğer benzetmesi yapıyor.

    Ama şunuda kabul etmek gerekir ki BAŞKA BİR MATEMATİK EĞİTİMİ yazımda da bahsedildiği gibi sözkonusu bu durumun en büyük suçluları da biz matematikçileriz. Çünkü sizlere yanlış bir matematik eğitimi veriyoruz. Anlattığımız konuları birçok öğrencinin sevmesini beklemek aptallık. Anlattığımız ve sınavlarda ölçtüğümüz birçok şey matematikle alakası olmayan ezberlerden ibaret. Düşünmeyi, irdelemeyi ölçmüyoruz.

    Ben senin sadece bloğuma yazdığın şu yorumlardan matematiğinin hiç te öyle kötü olmadığını görüyorum. Üzülerek söylüyorum matematik dersi matematik demek değildir.

    Benim naçizane tavsiyem; nasıl müzikle, resimle, tarihle ilgileniyorsan az da olsa hayat boyu matematiğin ucundan köşesinden bir yerinden ilgilenmendir. Matematikle matematik dersi ile değil. Bence bunun yararını kesin görürsün. Karşına kesin çıkar:)

     
  21. Nurgül Öztürk dedi ki:
  22. "bilimin ulaştığı bazı noktalarıa felsefecilerin ulaşamadığını ve felsefecilerin bunları anlayamadıklarını söylediğini biliyoruz."

    Buna pek katılamayacağım. Anlayamadıkları belki doğrudur; ama bu eksikliklerinden değil aksine fazlalıklarından ileri gelir. Bu gün Selman Hocamız demişti bi şey: "Bi şeyleri fazla bilince, artık diğer şeyler daha basit gibi gelir, oysa onları da yapamayız." Ya da bunun gibi bi şeydi. Demek istediğim Wittgenstein'in de söylediği gibi (Umarım yanlış hatırlamıyorumdur, söyleyen kişiyi) "İnsanlar filozoflardan daha çılgın olmalı ki çözebilsin onların sorunlarını.."


    Öte yandan Matematik ve Matematik Dersi...
    Bu ayrıma sonuna kadar katılıyorum. Daha önce de belirtmiştim; matematik tarihini severim. Matematiği onda buluyorumdur belki. Yoksa ben kendi adıma matematik dersinden bi şey aldığımı zannetmiyorum.
    Yalnız burada Mahsum Hocanın hakkını yemekten korkarım. Kendisi gerçekten işini hakkıyla yapıyor ama onca uğraşmamız gereken ders, sınav varken takdir edersiniz ki yeterince bilemiyoruz Matematiği..

    Felsefe ve matematiğin birbirinden ayrılamayacağı konusunda da sizinle hemfikirim.

    "ben o "soyut düşünme" ya da "kavramlar arası bağ kurabilme" yeteneğine felsefeyle de sahip olabileceğim kanısındayım.. "
    derken ben
    "Felsefeyle zaten ilgileniyorum, böylelikle de matematiğin kazandırdığı soyut düşünceyi felsefeden alıyorum; bu yuzden matematiğe sarılmama gerek yok." demek istemiştim. Ki üstelik biz felsefe tarihinin en önemli filozoflarından Platon'un akademisinin kapısında "Geometri bilemeyen giremez"yazdığını biliyoruzz.. Felsefeyle matematik asla ayrı kutuplarda düşünülemez.


    Petros Amca ve Goldbach Sanısı adlı kitaptan bi alıntı yapmak istedim sizin cümlelerinizi okuduktan sonra:

    "Matematik ikinci dereceden denklemleri çözmekten,katı cisimlerin hacmini hesaplamaktan ya da okulda omuzlarımıza yüklenen diğer değersiz işlerden çok daha ilginçti.."

     
  23. H.EŞKAR dedi ki:
  24. Selman Bey'in sözüde bana bir videoyu hatırlattı. Bende bugün o videoyu yayınlayım bari.