YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

BAŞLANGIÇ

Gönderen Harun 11 Ara 2007

dolmakalem
Uzun süredir aklımda olmasına rağmen, bir türlü blogger'da yazmaya başlayamamıştım.Sanırım beni frenleyen en önemli etken; blog yazarı olmaktaki o farkedilir duygusal yalnızlığı, birçok blog yazarında görmemdi.Profesyoneller dışında birçok blog yazarının yazılarındaki yalnızlık duygusu kendini çok güçlü bir şekilde hissetiriyor ve bu benim canımı sıkıyordu.
Yüzyılımızda insanlar her geçen gün daha da yalnızlaşıyor ve konuşacak paylaşacak insan sayısı her geçen gün daha da azalmakta. 21. yüzyıl insanı hiç olmadığı kadar özgür bir şekilde kimseye anlatamadığı his ve düşüncelerini, internet yoluyla milyonlarca kişiye, kimliğini açığa vurmadan paylaşabilirken bir o kadar da yalnız aslında.İşte bu garip yalnızlıktan kurtulmak için kendini blog yazmaya veren söz konusu insanlar, bir nebze benimde yaşadığım o yalnızlık duygusunu bana hatırlattığı için can sıkmaktan başka bir işe yaramıyor ve onların yerinde olmak hiç çekici gelmiyordu. Yalnızlık; internette paylaşıldıkça artan birşey benim gözümde.
Maalesef bu yalnızlık içindeki blog yazarları yalnızlığın çaresini bloglarına daha fazla insanın girmesiyle azalacağını zannettiğinden, aslında okunmaya değer şeyler yazabilecekken reyting uğruna kalitesiz program yapan özel kanallar gibi aptalca bir sürü şey zırvalamaya başlayınca, hatta içinden yazmak geldiği halde fazla okunmayacağını bildiği için yazmak istediklerini yazmayınca bu iş bana göre değil demiştim.
Her zaman merak etmişimdir; seviyesiz kitapları cahil binlerce insan tarafından satın alınıp okunan yazar, niçin daha güzel eserler vermek için uğraşmaz ve çalışmaz diye. Benden çok daha entelektüel olduğu halde, bana sığ ve yavan gelen kitaplarına her geçen sene bir yenisini ekleyen meşhur romancıların, daha elle tutulur eserler yazmamasını bir türlü anlayamazdım.Artık bu sorunun cevabını kendi kendime vermiş durumdayım.Birkaç sebep daha olmasına karşın en önemli sebep bana göre; Yazarın satılan kitap sayısı ve çevreden gelen beğeniler neticesinde egosunun yanıltmasıyla gerçekten güzel şeyler ürettiğine inanması.
Yazık! bizim birçok manken şarkıcımız gerçekten sesinin ve şarkılarının güzel olduğunu (tabi ki herşeyin farkında olup klipte orasını burasını açması gerektiğini bilenlerde var),birçok yazarımız en çok satanlar listesine giren romanının gerçekten iyi olduğunu zannediyor. İnsan kendini birşeye inandırırsa...............
Velhasıl bende bu tür hastalıklara tutulma riskini taşıdığımdan.Üstüne üstlük biraz tembel ve bu sene çok yoğun olduğumdan blog alemine girmiyordum.
Ancak bugün bir sınıfta iki öğrencimin 6 sayfalık mütevazi web siteme sürekli girdiklerini ve herşeyin hep aynı olduğundan dolayı şikayetlerini işitince. Ve günün sonunda Müdür Yardımcımız öğrencilerimden teki hakkında bilmediğim önemli bir ayrıntıyı söyleyince, öğrencilerimden eskiye göre çok koptuğumu, bundan üç sene önce bırakın müdür yardımcısının benden daha fazla bilgiye sahip olmasını her öğrencim hakkında zihnimde sayfalarca bilgiye sahip olduğumu aile,arkadaş çevresi,dersleri hatta aşk hayatları konusunda birçok şeyi bildiğimi hatırlayıp hüzünlendim. İşini adam gibi yapan bir öğretmen 15-16 saatten fazla derse girmemeli.
Madem öğrencilerim siteme bu şekilde girip bakıyorlar. Bende okulda onlarla fazla ilgilenip konuşamıyorum sohbet edemiyoruz. Msn denen şeyden zaten nefret ediyorum ve öğrencilerime msn adresimi vermiyorum. Bari blog yazayımda canları sıkılınca okurlar dedim.
Evet böyle efendim; bu blog esas olarak öğrencilerime yönelik olup egom gereği ihtiyaç duyulduğunda fazla okur çekmek için piyasaya yönelik yazıların yazılabileceği bir blogdur. Saygılarımla...

| Bu yazıyı arkadaşına gönder

0 SİTE YORUMLARA KAPATILMIŞTIR