YAZILAR Yorumlar FEEDBURNER

HOCAM KAĞIDIMA BAKABİLİR MİYİM?

—Hocam kağıdıma bakabilir miyim? —Sınavda 40 dakika boyunca bakmışsın zaten yetmiyor mu? —Hocam ne olur bakayım —Bak elimde tutuyorum görüyor musun baktın işte tamam mı?

KATİBİM TÜRKÜSÜ

Benim gibi siz de bu türkünün Osmanlı nın eğlenceli zamanlarında, mesela Lale devrinde, Üsküdarın büyük konaklarında, mor sarmaşıklı, cumbalı evlerinden birinin penceresinden bakan kızlar tarafından, gönüllerini kaptırdıkları civan bir katip için söylendiğini sanırsınız. Fakat gerçek ne yazık ki öyle değil...

HAFIZAMIN ÇÖKTÜĞÜ ANLAR

Görür görmez tanıyorum evet bu o diye. Ama sevmemiştim lanet soruyu. Bu yüzden kaydetmemişim uzun süreli belleğime. Düşünsem çıkartacağım ama ben sevmiyorum ki o soruyu. Çözerken mutlu olmayacağım ki! Beynimi yormak istemiyorum. Zaten hatırlanacak onlarca şey var. Sevmiyorum; sevmediğim soruları çözmeyi...

İSTANBUL

Seni kurşun kalemle yazacak kadar tanıyorum aslında. Her an silip düzeltilecek, değiştirilecek, tamamlanmamış ve belki de hiç tamamlanmayacak bir tablosun aklımda...

STAY HUNGRY STAY FOOLİSH

Zamanınız kısıtlı bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarının düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına kapılıp kalmayın.Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi...

ders çalışmaktan yorgun düşmüş uyuyan öğrenci

Bazen gerçekten merak ve ilgiyle, çoğu zaman ise şikayetçi bir tavırla sorulan sorulardır;

-
Hocam biz bunları nerede kullanacağız, ne işimize yarayacak? Hocam bunlar nerede kullanılıyor? Hocam kim bulmuş bunları yaa?

Birgün nasıl olsa bu konu hakkında yazmak zorunda kalacağım için ben bir an önce yazayım dedim;

Dersi sevmemek, dersi anlamamak ve başarısız olmak vs. yukarıdaki soruların başlıca sebepleridir. Matematik dersinin yapısı, ''zorluğu'' , ''sevimsizliği'' başka bir yazının konusu. Ben bu yazıda ''BİZ BUNLARI NEREDE KULLANACAĞIZ'' sorusuna cevap vermek istiyorum.

a)Yaşamınıza yararı olmayacak bir bilgiyi öğrenmek elbette saçmadır.

b) Öğrencilerime hitaben yukarıdaki sorunun yanıtı olmasa da eleştirmek adına şu soruyu soruyorum ; Peki sizin yaşamınızda
istekli ve gönüllü olarak öğrendiğiniz herşeyi, ilerde kullanacağınızı düşünüyor ve iddia ediyor musunuz? Hepsinin de size yararı olacak mı? Yani matematik dersinin yararını sorgulamaktan çekinmeyen sizler, acaba niçin özel yaşamınızda zaman ayırıp öğrendiğiniz birçok şeyin faydalı olup olmadığını sorgulamıyorsunuz? İşinize mi gelmiyor:)

c) Matematik dersinde öğrenilen birçok bilgi doğal olarak hayatta direkt ve somut bir şekilde karşımıza çıkmayacak ve kullanılmayacaktır. Matematik dersinin yararını büyük bir yanılgıyla birçok kişi hesap-kitap meselesi olduğunu sanır. Oysa ben matematik anlatırken aklımın ucundan bile geçmiyor, öğrencilerim matematik öğrenecek markette,pazarda,bankada doğru hesap yapacak diye. Hem öyle olsaydı bırakın trigonometriyi,integrali inanın köklü sayılar bile gereksizdi. Ki hesap makinesiylede yapılabilir bu tip işlemler.

Yani matematik dersinin amacını '' büyüyünce hesap falan yapmakta kolaylık olsun, kazıklanmayalım falan'' diye düşünmek yaklaşık elli yıl öncesinin düşüncesi. Dedelerimiz ,ninelerimiz,babalarımız falan öyle zannediyor olabilir, çünkü eskiden öyleymiş biraz. Şimdi öyle olsaydı ilköğretim 3. sınıftan sonra matematik anlatmak saçma olurdu. Çarpım tablosu bile gereksiz aslına bakarsanız, hesap makinesi var işte daha ne! Bilgisayarı saymıyorum bile.

Haaaaaaaaaaa o halde bu matematik niye anlatılıyormuş; üniversite okuyup mühendis,doktor, mimar vs. olunca kullanmak için. Üniversitede lazım olduğundan dolayı öğreniyormuşuz.
TABİKİ HAYIR. Bir avuç insan meslek hayatında matematik kullanacak diye o kadar kişiye matematik anlatılır mı sizce! Asıl amaç ne peki. Niye var bu matematik.

Ne işi yarıyor bu lanet olası!:)

21. yüzyıla geldik ve insanın eskisinden çok daha fazla ihtiyacı var zekasına. Matematik dersinin birinci amacı aklı ve mantığı geliştirmektir. 'Amerikada yapılan araştırmaya göre' diye bir cümleye başlamak istemiyorum Ahhh:(

Şu kanıtlanmış bir gerçek ki matematik eğitimi insanın düşünme yeteneğini geliştirir. İrdeleme,eleştiri,çıkarsama,bağlantı kurma hayat boyu ihtiyacımız olan olgular. Farkında olmasak ta matematik ( bana göre özellikle trigonometriden sonrası) düşünsel yetilerimizi geliştiriyor. Bu bağlamda biz bunları nerede kullanacağız sorusunun yanıtı; HER YERDE

Burada şu soru gelebilir ''sadece matematik mi zekayı geliştirir?'' Tabiki hayır. Kimsenin öyle bir iddiası yok.

Şu soru da gelebilir '' matematik eğitimi almadan matematiğin zekaya olan tüm katkısı başka yollarla elde edilebir mi?'' Bilmiyorum olabilir. Bu sorunun yanıtını bilen bir kişi var mı onu da bilmiyorum. Ama içimden bir his öyle bir yol var ise matematik öğrenmekten daha çetrefilli daha zor bir metot olduğunu söylüyor.

Bir soru daha '' o halde matematik eğitimi almayan veya matematik bilmeyen zeki değildir, mi demek istiyorsunuz ? hatta aptal mı size göre? '' Hayır böyle bir iddiam yok. Çünkü insan beyninin işlevselliği ölçülüp tartılacak birşey değil. IQ testlerini saçma bulurum. İkinci dereceden bir denklemi çözen biri mi yoksa dinlediği şarkıyı hemen ezberleyip okuyan biri mi zekidir kimse söyleyemez. Ancak şunu söyleyebilirim ikisini birden yapan tekini yapabilene göre daha üstündür daha akıllıdır. (ekstra bir özellikleri yoksa)

Yani insanın beyninin bir bölümü matematikle içli dışlı olunca gelişiyor. Ve bu gelişme insanın hayatı daha iyi anlamasına ve yaşamasına yarıyorsa. Ve matematik eğitimi olmadan bu gelişimi sağlamak mümkün değilse. Hepimizin hayatımız adına birazcık da olsa matematik bilmesi lazım.

Hatta öğrenilip sonra unutulması bile yararını sıfıra indirmez. Çünkü zamanında öğrenilen matematiğin teknik işlem ve hesap kısmı unutulsa bile sanıyorum ki düşünsel yapısı,sistemi kolay kolay unutulmaz.

''Yok ben karşıyım öğrenmek istemiyorum, öss yi kazanırım- kazanamam bilmiyorum, eksik olsun matematiğin faydası,yararı herbirşeyi'' diyorsanız. Size sevindirici birşey söyleyim; kaybettiğiniz şeyin hiçbir zaman farkında olmayacaksınız.

Birgün matematiğin zararlarından bahsedeyim 1) ukalalık 2)......

Sevgiler.









BAŞLANGIÇ

Gönderen Harun 11 Ara 2007

dolmakalem
Uzun süredir aklımda olmasına rağmen, bir türlü blogger'da yazmaya başlayamamıştım.Sanırım beni frenleyen en önemli etken; blog yazarı olmaktaki o farkedilir duygusal yalnızlığı, birçok blog yazarında görmemdi.Profesyoneller dışında birçok blog yazarının yazılarındaki yalnızlık duygusu kendini çok güçlü bir şekilde hissetiriyor ve bu benim canımı sıkıyordu.
Yüzyılımızda insanlar her geçen gün daha da yalnızlaşıyor ve konuşacak paylaşacak insan sayısı her geçen gün daha da azalmakta. 21. yüzyıl insanı hiç olmadığı kadar özgür bir şekilde kimseye anlatamadığı his ve düşüncelerini, internet yoluyla milyonlarca kişiye, kimliğini açığa vurmadan paylaşabilirken bir o kadar da yalnız aslında.İşte bu garip yalnızlıktan kurtulmak için kendini blog yazmaya veren söz konusu insanlar, bir nebze benimde yaşadığım o yalnızlık duygusunu bana hatırlattığı için can sıkmaktan başka bir işe yaramıyor ve onların yerinde olmak hiç çekici gelmiyordu. Yalnızlık; internette paylaşıldıkça artan birşey benim gözümde.
Maalesef bu yalnızlık içindeki blog yazarları yalnızlığın çaresini bloglarına daha fazla insanın girmesiyle azalacağını zannettiğinden, aslında okunmaya değer şeyler yazabilecekken reyting uğruna kalitesiz program yapan özel kanallar gibi aptalca bir sürü şey zırvalamaya başlayınca, hatta içinden yazmak geldiği halde fazla okunmayacağını bildiği için yazmak istediklerini yazmayınca bu iş bana göre değil demiştim.
Her zaman merak etmişimdir; seviyesiz kitapları cahil binlerce insan tarafından satın alınıp okunan yazar, niçin daha güzel eserler vermek için uğraşmaz ve çalışmaz diye. Benden çok daha entelektüel olduğu halde, bana sığ ve yavan gelen kitaplarına her geçen sene bir yenisini ekleyen meşhur romancıların, daha elle tutulur eserler yazmamasını bir türlü anlayamazdım.Artık bu sorunun cevabını kendi kendime vermiş durumdayım.Birkaç sebep daha olmasına karşın en önemli sebep bana göre; Yazarın satılan kitap sayısı ve çevreden gelen beğeniler neticesinde egosunun yanıltmasıyla gerçekten güzel şeyler ürettiğine inanması.
Yazık! bizim birçok manken şarkıcımız gerçekten sesinin ve şarkılarının güzel olduğunu (tabi ki herşeyin farkında olup klipte orasını burasını açması gerektiğini bilenlerde var),birçok yazarımız en çok satanlar listesine giren romanının gerçekten iyi olduğunu zannediyor. İnsan kendini birşeye inandırırsa...............
Velhasıl bende bu tür hastalıklara tutulma riskini taşıdığımdan.Üstüne üstlük biraz tembel ve bu sene çok yoğun olduğumdan blog alemine girmiyordum.
Ancak bugün bir sınıfta iki öğrencimin 6 sayfalık mütevazi web siteme sürekli girdiklerini ve herşeyin hep aynı olduğundan dolayı şikayetlerini işitince. Ve günün sonunda Müdür Yardımcımız öğrencilerimden teki hakkında bilmediğim önemli bir ayrıntıyı söyleyince, öğrencilerimden eskiye göre çok koptuğumu, bundan üç sene önce bırakın müdür yardımcısının benden daha fazla bilgiye sahip olmasını her öğrencim hakkında zihnimde sayfalarca bilgiye sahip olduğumu aile,arkadaş çevresi,dersleri hatta aşk hayatları konusunda birçok şeyi bildiğimi hatırlayıp hüzünlendim. İşini adam gibi yapan bir öğretmen 15-16 saatten fazla derse girmemeli.
Madem öğrencilerim siteme bu şekilde girip bakıyorlar. Bende okulda onlarla fazla ilgilenip konuşamıyorum sohbet edemiyoruz. Msn denen şeyden zaten nefret ediyorum ve öğrencilerime msn adresimi vermiyorum. Bari blog yazayımda canları sıkılınca okurlar dedim.
Evet böyle efendim; bu blog esas olarak öğrencilerime yönelik olup egom gereği ihtiyaç duyulduğunda fazla okur çekmek için piyasaya yönelik yazıların yazılabileceği bir blogdur. Saygılarımla...